X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Canımız yanıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Canımız yanıyor

  • Giriş Tarihi: 22.12.2014
Canımız yanıyor
Canımız yanıyor

Faizler konusunda sanayicinin canının yandığını söyleyen ASO Başkanı Nurettin Özdebir, bankaları da "Ekmek satacak kimse kalmazsa onlar da ticaret yapamaz" sözleriyle uyardı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ile hem ekonomiyi hem de odanın faliyetlerini konuştuk. Bankaları "Dışarından yüzde 1.5 maliyetle para alıp bize yüzde 15'le satıyorlar. Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz" sözleriyle eleştiren Özdebir, faizler konusunda "Canımız yanıyor" diyor.

Sanayicinin şu anda en büyük sorunu nedir?
Türkiye'nin bu büyüme rakamlarıyla devam etmesi siyasi istikrarı da etkiler. Büyümeyi sürdüremezsek bedeli ağır olur. Yapılması gereken şeyler var. En acili nedir? Sanayinin finansman sorununun çözülmesidir. Bu konuda bir çalışma yapılıyor. Biz faktoring şirketlerinin çalışma usulüne benzer ama daha ucuz fiyatla sanayiciyi finanse edecek bir sistemin kurulmasını istiyoruz. Bugün vadeler 150 güne çıkmış durumda. Piyasada iş var ama insanlar birbirlerine kredi açmaz veya açamaz hale geldi. Bir ayda malı üretip 4 aylık vadeyle sattığınız zaman devamlı bir finansman açığı oluyor. Piyasa büyürken tekerlek kar topladığı için Ali'nin külahını Veli'ye Veli'ninkini Ali'ye aktarmakla idare ediliyordu. Ama yüzde 3'lük büyümeler aktaracak külah kalmamasına sebep oluyor.

Ne yapılması gerekir?
Kredi genişlerse enflasyonist baskı artacak diye korkuluyor. Ama şu anda Türkiye'de talep değil, maliyet yönlü bir ekonomik baskı var. Bu maliyeti oluşturan kalemlerden biri de faiz. Biz canımız yandığı için bunu dile getiriyoruz. Sanayicinin finansman sorununu çözmek lazımını rahatlatmak lazım. Elimizdeki evrakları ve faturaları teminat kabul edip fon sağlamaları gerek. Bunun için risk yönetim sistemi çalışıyor. Ama sigorta sistemlerini de yaygınlaştırmak gerekiyor. Merkez Bankası'nın reeskont kredilerini 1960'lardaki gibi sanayiciler için ucuz yollu kaynağa dönüştürmesi lazım. Bankalar dışarından kendilerini maliyeti yüzde 1.5'la kredi alıyorlar. Bizde en itibarlı kuruluşlara yüzde 7, diğerlerine 15'ten satıyorlar. Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. 2001'de ağzımız yandığı için bankaları pamuklar içinde muhafaza ediyoruz. Ailenin en küçük çocuğu gibi bakıyoruz. Ama bankanın mahalledeki ekmekçiden farkı yok. Ekmek satacak kimsesi kalmazsa onlar da ticaret yapamaz. Onun için tedbirler alınması gerekir.

EŞEK BİR GÜN ÇÖKECEK

Sanayinin ve istihdamın üzerindeki maliyetlerin de düşürülmesi gerekir. ABD'de bir işçinin eline 100 lira geçmesi için işletme kasasından 116 lira, Avrupa'da 130, Almanya'da 156, bizde ise sendikasız işyerlerinde 200, sendikalılarda 206 TL çıkıyor. Almanya'da işçi 156 lira karşılığında Mercedes yapıyor, bizdekiler Kango. Maliyetleri düşürmek gerek. Eşek bir gün ayakları üzerinde duramayacak ve çökecek.

KAZAKİSTAN VE RUSYA'YA OSB İHRAÇ EDİYORUZ
Kazakistan ve Rusya'da Organize Sanayi Bölgesi (OSB) çalışmalarında son durum nedir?

2012'de Nursultan Nazarbayev'in Türkiye ziyareti sırasında Kazakistan'da ortak OSB yapma fikri gündeme gelmişti. Karşılıklı anlaşma imzaladık. Çimkent'te yapılacak Türk-Kazak OSB'sinde 50 hektarlık alanın 30'una Türkler'den talep var. İsimlerini vermeyeyim ama kamyon, kablo, plastik ve alimünyum fabrikası kurmak isteyen yatırımcılarımız var. Rusya'da da arsa işi çözüldü. Altyapı inşaatları başladı. Bugün yarın orayla ilgili yurtiçi ve yurtdışında 'road show'a çıkacağız.

Y KUŞAĞI SIKI ÇALIŞMAYA GELEMİYOR
Sanayide eleman sorunu devam ediyor mu?

Eskiden nitelikli eleman sorunumuz oluyordu. Şimdi vasıfsız eleman ihtiyacımız da var. Y tipi sanayi işletmesinde çalışmayı istemiyor. Çünkü buralarda çalışmak disiplin istiyor. Bu gençler de sıkıntıya gelemiyor. Bizim Almanya'nın teknik eğitim modelini örnek almamız gerek. Bakın Avrupa'da gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20. Almanya'da bu oran yüzde 7.5. Ben bunu eğitim sistemine bağlıyorum. Almanya'da gençler haftada 2 gün okula, 3 gün işletmeye gidiyor. Yani 4 yıl boyunca bir sanayi işletmesinde çalışmanın ne demek olduğunu görüyorlar.

İDDİALI BİR ÜLKEYSENİZ KÜRKÜNÜZ İYİ OLMALI
17-25 Aralık'taki operasyonların üzerinden bir yıl geçti. Türkiye bu süreçlerle ne kaybetti?
Gezi olayları ile başlayan 17-25 Aralık operasyonlarıyla devam eden sürecin Türkiye'ye büyük maliyeti oldu. Bu yaşananların acısını biz çekiyoruz. Bütün bunlar olmasaydı döviz kurları ve faizler bu noktada olmazdı. Türkiye yüzde 2-3 büyümeye mahkum olmazdı. Yani bu süreçlerin bedelini milletçe biz ödüyoruz. Yanlış yapanların açıklanması ve ceza alması lazım.

Cumhurbaşkanlığı binasıyla ilgili tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?
Ben Kazakistan'da olduğum için Cumhurbaşkanımızın oda ve borsaları kabulüne gidemedim. Burada algı yönetimi yapılmaya çalışılıyor. Mevcut Başbakanlık binası Türkiye'ye yakışmıyordu. Ayrıca siber güvenlik ve fiziki güvenlik açısından sıkıntılı bir binaydı. Gezi olayları sırasında neredeyse içine giriyorlardı. Kim ne derse desin Türkiye artık iddialı bir ülke. Bize yakışan bir mekanın olması gerekirdi, bu ihtiyaçtı. Nasrettin Hoca'nın hikayesi gibi, iddialı bir ülkeyseniz kürkünüzün iyi olması lazım. Bence, binada ha başbakan oturmuş ha cumhurbaşkanı onu da tartışmaya gerek yok.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.