X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kılıçdaroğlu'nun o vaadi neden gerçekçi değil?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'nun o vaadi neden gerçekçi değil?

  • Giriş Tarihi: 25.3.2015 22:26
Kılıçdaroğlu'nun o vaadi neden gerçekçi değil?
Kılıçdaroğlu'nun o vaadi neden gerçekçi değil?

CHP Genel Başkanı Kemal 'nun seçim vaadi olarak emeklilere her yıl iki maaş ikramiye vaadetmesi ve bunu notere tasdik ettirmesi şaşkınlığa yol açtı. Sosyal Güvenlik Uzmanı Resul Kurt bu vaadi bakın nasıl yorumladı.

'nun emeklilere her yıl iki maaş ikramiye vaadinin hesapsız kitapsız ortaya atılmış bir vaat olduğunun altını çizen Resul Kurt, rakamlarla SGK'nın durumunu anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü döneminde Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin içler acısı halini, hastanelerdeki sefaleti hatırlatan Kurt, " SGK bugün Türkiye'de hepimizin kurumu. Yani sadece devletin bir kurumu olarak görmemek lazım. Bizim çocuklarımız, eşlerimiz, herkesin, yarının en büyük güvencesi SGK. İhtiyacımız olduğunda, emekli olduğumuzda, hastalandığımızda bütün vatandaşların güvenebileceği en garantili kurum, tek yer belki de orası" ifadelerini kullandı.

Resul Kurt şöyle konuştu:

NET BİR ŞEKİLDE RAKAMLARI ORTAYA KOYMAK LAZIM

Tam 10 milyon 920 bin 901 emeklimiz var SSK'dan, Bağ-Kur'dan, Emekli Sandığı'ndan emekli olan. Emeklilerimiz o haberlerle belki heyecanlandılar. Ama net bir şekilde rakamları ortaya koymamız lazım.

Devlette herşey bütçeyle olur. Önce onu söyleyelim. Yani "ben geldim, yeni bir şey getirdim, herkese şunu vereceğim" deme imkanımız yok.

DEVLETTE HİÇBİR ŞEY "BEN YAPTIM OLDU" MANTIĞIYLA OLMAZ

Zaten Sayın Kılıçdaroğlu hesap uzmanlığı yapmış, devlette üst kademelerde görev yapmış. Hatta SSK Genel Müdürlüğü yapmış bir isim. Çok daha iyi bilmesi gerekir ki, devlette hiçbir şey "ben yaptım oldu"yla olmaz.

SÜLEYMAN DEMİREL'İN MEŞHUR VAADİ

Hatırlarsanız bir dönem Süleyman Demirel'in bir güzel sözü vardı "kim ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum" diye. Bu da aynen o hikayeye dönmüş oldu.

BİR SİYASETÇİ ÖNCE KENDİ SÖZÜNE KENDİ İTİBAR ETMELİ

Belki de burada en çok dikkat çeken nokta şu, bugüne kadar hiçbir parti lideri noterden bir taahhütname hazırlamamış. Neden? Çünkü siyasetçinin sözüne önce kendisinin itibar etmesi lazım. Yani ben bir noktaya itibar edemiyorsam, bir hususta kendimi güvenilir olarak kabul ettiremiyorsam o zaman gidip noterde böyle bir belge yaptırma ihtiyacı hissederim.

SÖZÜNE GÜVENİLİP GÜVENİLEMEYECEĞİNİ TAAHHÜT EDEMİYOR, NOTERE TASDİK ETTİRİYOR

Allah aşkına, siz bir partinin genel başkanısınız. Ve sizin sözünüze güvenilip güvenilmeyeceğini siz kendiniz taahhüt edemiyorsunuz ve gidip bir notere tasdik ettiriyorsunuz.

Öte yandan, bu Türkiye için çok popülist bir yaklaşım. Yaklaşık 25 milyar liralık bir rakamdan bahsediyoruz. SGK'nın zaten 2014 yılında 20 milyar liralık bir açığı var. 2014 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödediği emekli aylıklarının toplamı 134 milyar 392 milyon lira.

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tahsil ettiği sigorta primlerinin tamamı 134 milyar. Emekli aylıklarını sigorta prim gelirleri karşılamıyor. Sigorta prim gelirlerinin içerisinde sağlıkla ilgili gelirler de var. Onları bile emekli aylıklarına ödüyor olsak, emekliye ödenen maaş karşılanamıyor. Üstüne, 20 milyar liralık devletin her yıl yaptığı katkılar var. Bu katkıların ötesinde, sigorta prim teşvikleri var, 4'te bir oranda devlet katkısı olan ödemeler, tutarlar var. Bunları çıkardığınız zaman siz yine gidip Hazine'den yardım alıyor 2014 yılında SGK'nın sistemini döndürebilmesi için. Bu rakam 2015 yılında tahmini olarak 18 milyar lira olarak belirlenmiş durumda. Ama biliyorsunuz, prim affı söz konusu oldu. Hem SSK'lılarla ilgili işverenlere prim ödeme kolaylığı getirilmiş oldu, hem de Bağ-Kur'la ilgili prim affı dediğimiz, yeniden yapılandırılarak Sosyal Güvenlik borçlarını ödeme kolaylığı sağlanmış oldu. Bununla birlikte, SGK'nın ciddi bir kaynak geliri olacağı için açıklar biraz daha azaldı. Yani bu prim affı yapılmamış olsaydı, yeniden yapılandırma olmamış olsaydı, sosyal güvenlik açıklarımız 25-30 milyar liranın daha üzerinde bir rakam olacaktı.

SGK HEPİMİZİN KURUMU, HERKESİN BU KURUMA İHTİYACI VAR

Bunların tamamını, SGK olarak hazineden yardım alarak sistemi çeviriyoruz. SGK bugün Türkiye'de hepimizin kurumu. Yani sadece devletin bir kurumu olarak görmemek lazım. Bizim çocuklarımız, eşlerimiz, herkesin, yarının en büyük güvencesi SGK. İhtiyacımız olduğunda, emekli olduğumuzda, hastalandığımızda bütün vatandaşların güvenebileceği en garantili kurum, tek yer belki de orası.

Peki biz bu kurumda, 20 milyar açık veren bir kurumda, nasıl oluyor da 25-26 milyarlık bir ilave yük daha getireceğiz?

(Ersoy Dede'nin notu: Getirdik varsayalım. O zaman emeklilik yaşını mı yükselteceğiz? Çalışanların üzerine binen prim yükünü mü artıracağız? Yoksa daha fazla açık verip mali disiplini mi bozacağız? Nasıl yapacağız?)

Resul Kurt: Kamunun bir geliri var. Herşey bir hesap kitap işi aslında. Siz gelirlerinizi emeklilere, memurlara, çalışanlara, çeşitli sektörlere veriyorsunuz. Biz Türkiye'de eğer çalışanlarımızın, emeklilerimizin standartlarını yükseltmek istiyorsak son derece objektif olmak zorundayız. Hesap kitap yapmak zorundayız. Hesapsız kitapsız, kim ne veriyorsa beş fazlasını veriyoruz dersek olmaz.

"Aktif-pasif oranı" dediğimiz, çalışanlarımızın emeklilere bakma oranıyla ilgili bir oranımız var. Bu oran 3 ya da 4 olmalı. Yani en az 4 çalışanın 1 emekliye bakması gerekir. Bizde, bu oran 1.94 düzeyinde. Yani iki çalışan 1 emekliye bakıyor. O da, son 10 yılda AK Parti hükümetleri döneminde yapılan ciddi reformlarla gerçekleştirildi.

HER YIL YENİ EMEKLİ OLANLAR DA KERVANA KATILIYOR

Bütün bunları bilmeden, "ben emekliye 2 maaş ikramiye ödeyeceğim" demek, gerçekten hesap kitap bilmemektir. Bir ülkenin kaderiyle oynamaktır. Yani biz her yıl ilave olarak 25 milyar hazineden para alacağız ve bunu emekli aylıklarına yansıtacağız. Peki bu sistem nasıl dönecek? Her yıl, 20 bin, 30 bin, 50 bin, 100 bin insanımız emekli oluyor. Emekliler kervanına bu insanlarımızı da katıyoruz. Peki bu sistemi nasıl çevireceğiz? Bu sistem kendini nasıl finanse edecek? Para mı basacağız? Hazine mi bulacağız? Bir yerde petrol mü bulduk? Altın madeni mi bulduk?

TÜRKİYE'DE HALK ARTIK POPÜLİST SÖYLEMLERE PRİM VERMİYOR

Türkiye emeklilerini mutlaka çok iyi yaşam standartlarıyla geçindirmek zorunda. Mutlaka emeklilerimize bakmak zorunda. Ama bunları popülist politikalarla yaparsak, Türkiye zarar görür. Hepimiz zarar görür. Zaten bizim insanımız artık popülist söylemlere bakmıyor. Hiçbir siyasi lider çıkıp "ben emeklilik yaşını 40'a indireceğim" demiyor. Artık bu tür ucuz politikaların millet nezdinde de bir özelliği kalmadığını söyleyebiliriz.

KILIÇDAROĞLU DÖNEMİNDE HASTANELERDE BEYİN AMELİYATI OLAN HASTALAR KORİDORLARDA YATARDI

Eskiden, hatırlarsınız, bir SSK hastanesine gittiğiniz zaman, (o zaman Sayın Kemal Kılıçdaroğlu SSK Genel Müdürü'ydü), beyin cerrahi servisinin koridorlarında yatan ameliyat olmuş hastalar vardı sedyeler üzerinde. Rehin kalan hastalar vardı. Bıçak parası vardı. Hergün bir gazetenin manşetindeydi bıçak parası. Hergün bir doktor için soruşturma açılıyordu. Bugün var mı Allah aşkına?

Nereden nereye gelmişiz. O dönemde Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü, hastalara jest olsun diye "sürtime" denen, akşam 7'den 10'a kadar insanların gidip para ödemeden özel para ödeyerek SSK hastanesinde muayene olmasını sağlıyordu. SSK'lısınız, muayene olmak istiyorsunuz, kalabalıklara giremiyorsunuz ve 7'den sonra doktorlara gidip, ciddi bir para ödeyip muayene oluyordunuz.

İKRAMİYE VERİLEBİLSE ZATEN İKTİDAR BU FIRSATI KAÇIRMAZ, KENDİSİ VERİR

Yılda iki kez emeklilere 2 maaş ikramiye verilecek olsa şimdiki iktidar verir zaten bunu. Hiçbir siyasi iktidar, oy alabileceği bu tür konuları görmemezlikten gelmez. AK Parti eğer popülist bir poitika uyguluyor olsaydı, ne yapardı? Emeklilikte yaşa takılanların sesine kulak verirdi. Onu bile yapmak mümkün değil. Bunu yapmaya kalksa, ilk etapta hemen emekli olacak 500 bin kişi var. 1.000 TL'den maaş bağlasanız 500 milyon lira yapar. 1 yılda çok ciddi bir büyüklüğe ulaşır.