X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Koalisyonlar dönemi Türkiye’ye zarar verdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Koalisyonlar dönemi Türkiye’ye zarar verdi

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 14:21
Koalisyonlar dönemi Türkiye’ye zarar verdi
Koalisyonlar dönemi Türkiye’ye zarar verdi

Son 30 yılda Türkiye, tüm dünya ile birlikte, çok hızlı değişti. İki kutuplu dünyanın, demir perde döneminin ve yükselen nükleer tehdidin geride kaldığı süreçte Türkiye yeni bir ekonomik sistemi benimsedi. Bugünden geçmişe baktığımızda ise Türkiye'de bu değişim dinamiklerine bağlı olarak üç önemli kırılma noktasının yaşandığını görüyoruz.

İlk olarak "Özallı yıllar"la perde açıldı. Sovyetlerin dağılması ve yüzyılın son çeyreğinden itibaren pek çok devletin liberal ekonomiye eklemlenme çabaları, aynı zamanda küresel ekonomide muazzam potansiyelleri de beraberinde getirmişti. Nihayet... 1990'lı yılların başından sonra, bendini aşan sular gibi, iki kutuplu dünyanın arasında sıkışmış olan dünya ekonomisinin yüksek enerjisi küreselleşmenin en önemli dalgasını oluşturdu. İşte Türkiye bu değişimin öncülerinden biri olarak, Rahmetli Turgut Özal'ın önderlik ettiği dönüşümle birlikte dünyaya açılmaya başladı. Liberal ekonomik koşulları sağlamaya yönelik bu adımlar, demokratikleşme çabalarıyla el ele yürüdü. Serbest rekabet, serbest ticaret ve ihracat odaklı ekonomik anlayış Türkiye'yi temelden değiştirecek bir enerji oluşturdu. Yaşanan söz konusu değişim sürecinin ikinci kırılma anı ise koalisyonlar dönemi oldu. Siyasal istikrarın kısır çekişmeler sonucunda darbe alması, ekonomideki yapısal sorunları da içten içe besleyerek büyüttü. Ülke, önce 1994'te yaşanan krizle sarsıldı. Ardından 1997'deki postmodern darbenin demokrasi üzerindeki etkisi geldi.

Son olarak da finansal sistemden çıkıp tüm ülkeye yayılan kriz şartları milletin yeni bir siyasi istikrara yönelik taleplerini artırdı. Böylece T ü r k i y e , artık bir yol ayrımındaydı. Ülke olarak, ya topyekûn bir gelişme ve istikrar için yeni bir yola girecekti ya da eski çekişmelerin ekseninde kısılı kalarak ekonomiyi ikinci plana iten bir siyasi çekişmeyi devam ettirecekti. İşte Türkiye, 2002'den itibaren büyük bir dönüşüm sürecine girdi. Bugüne kadar yaşananlar neticesinde ise, siyasi tercihlerin önyargılar altında ezilmediği ve ekonomik gerçeklere dayanan bir Türkiye tablosu ortaya çıktı. Değişime tanıklık etmek zordur...

Bazen önyargılar, bazen de korkular insanı bu değişim karşısında kör, sağır, dilsiz yapabilir. Ama önemli olan her şeye rağmen gerçekleri söyleyebilmektir. Özellikle de yazılı basın için bu cesareti gösterebilmek sadece habercilik ahlâkının değil, kamu menfaatinin de hayati bir gereğidir. Dolayısıyla bir gazete, gerçeklerin tercümanı olabildiği müddetçe tarihte bir iz bırakır. İşte Türkiye son 30 yılda değişirken, Sabah Gazetesi de toplumun haber alma özgürlüğünün mihenk taşlarından biri olmuştur. Gazetenin arşivlerine şöyle bir göz gezdirdiğinizde bile, esasen dünya ve Türkiye'de yaşanan değişimin tarihine de tanıklık edersiniz. Yazılı basının kalelerinden biri olan Sabah gazetesi kamuoyunun olduğu kadar, iş dünyasının da gözü kulağı olmaya devam ediyor. Bu nedenle her Sabah, öyle inanıyorum ki aslında 30 yıllık bir değişime ve dönüşüme de tanıklık etmektir. Ben bu duygularla, dünden bugüne gazeteye emek veren; yöneticisinden yazarına, sokağın nabzını tutan muhabirinden, idari çalışanlarına kadar tüm Sabah gazetesi ailesine yürekten teşekkür ediyorum.

SABAH gerçeklere ayna tutuyor

Bazen önyargılar, bazen de korkular insanı bu değişim karşısında kör, sağır, dilsiz yapabilir. Ama önemli olan her şeye rağmen gerçekleri söyleyebilmektir. Tam 30 yıldır Türkiye'nin gerçeklerine ayna tutan Sabah gazetesine 30'uncu yıldönümü nedehniyle yayın hayatında başarılar diliyor ve Sabah camiasının ayrılmaz bir parçası olan okurlara selam ve saygılarımı sunuyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.