X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Ömrüm millet adına emanet taşımakla geçti"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Ömrüm millet adına emanet taşımakla geçti"

  • Giriş Tarihi: 27.5.2015 14:34 Güncelleme Tarihi: 27.5.2015 15:29
"Ömrüm millet adına emanet taşımakla geçti"
Ömrüm millet adına emanet taşımakla geçti

Konya Şeker'i Türkiye'nin sayılı markaları arasına sokan Recep Konuk; Karaman'da AK Parti milletvekili adaylığıyla bölgede ses getirdi. Başarılı ticaret hayatını siyasetle buluşturan Recep Konuk; "Yıllardır ticaret hayatımda defalarca seçime girdim. Ömrüm millet adına emanet taşımakla geçti" dedi.

Çumra'nın Türkmencamili Köyünde 1956 Yılında doğan Recep Konuk, Eğitim Enstitüsünü bitirdikten sonra Şanlıurfa'da öğretmenlik yaptı. Öğretmenlikten ayrılarak ticarete atılan Konuk, 1985-94 yılları arasında Çumra ve Karaman'da zirai ürünler ticareti yaptı. 1994 yılında Çumra Belediye Başkanlığına seçilen Konuk, o dönemde Çumra Şeker'i projelendirdi, ruhsatını çıkardı. Çumra Şeker Projesi ve ruhsatını bu fabrika pancar üreticine ait olmalı diyerek Konya Şeker'e bedelsiz olarak veren Konuk, o günkü yönetimin fabrika projesini hayata geçirmemesi üzerine yapmıyorlarsa biz gelir yaparız diyerek Çumra Şeker Fabrikasını yapma iddiasıyla Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetimine talip oldu. 1999 yılında Kooperatif Başkanlığı'na seçilen Konuk, 2000 yılında da PANKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanlığı'na seçildi. 40 milyon dolar borçla devraldığı Konya Şeker'i önce rehabilitasyon yatırımları ile kâr eder hale getiren Konuk, pancar üreticisine verdiği sözü tutarak Çumra Şeker Fabrikasını hiç kredi kullanmadan öz kaynakla tamamladı ve üretime başlattı. Çiftçiye sözünü verdiği 1 fabrikanın dışında 3.2 milyar dolar yatırım bedeliyle pancar üreticisine 34 üretim tesisi daha kazandıran Recep Konuk, sorumluluğunu üstlendiği kurumun markalaşma konusunda da sıçrama yapmasını sağladı.

"TEK KALEME 6 SEKTÖR EKLEYEREK YOLUNA DEVAM ETTİ"
İlk ürünüyle 7 yıl önce pazara giren markayı yurt içi ve yurt dışı pazarlarda kaliteli ve sağlıklı ürünleriyle tercih edilir bir marka haline getiren Konuk; yönettiği kurumun 1.000'den fazla mamul ürünle market raflarında yer almasını sağladı. Devraldığında sadece bir üretim kalemine sahip kurumu tarım, gıda, enerji, kimya, eğitim ve turizmden oluşan 6 ana sektörde faal hale getirdi.

"14 MİLYON AĞAÇ DİKTİ"
Ağaçlandırma projesiyle 14,5 milyon ağaç dikilmesini sağlayan ve sağlık, spor gibi alanlarda da sosyal sorumluluk projelerine öncülük eden Konuk, yatırım ve girişimcilikteki başarılarının yanı sıra inovasyon, markalaşma gibi alanlarda 60'ın üzerinde ödül aldı. Başbakanlık tarafından topluma karşılıksız hizmetleri nedeniyle vakıf insan plaketi ile ödüllendirilen Konuk'a, Ziraat ve İktisadi İdari Bilimler Fakültelerinin ortak önerisi ile Selçuk Üniversitesi Üniversite Senatosu'nun oy birliği ile ülke tarımına yaptığı katkı ve işletmecilikteki başarısı nedeniyle fahri doktorluk beratı verildi.
"AK PARTİ KARAMAN MİLLETVEKİLİ ADAYI OLDU"

Kendisini hala Türkmencamili'deki kadar fukaralığı ve çaresizliği yenmek için hırslı olarak tarif eden Konuk, kooperatifçilikteki tecrübelerini şimdi AK PARTİ'den milletvekili adayı olduğu Karaman için kullanmaya ve Karaman'da da aynı başarı çizgisini sürdürmeye hazırlanıyor.


"ÖMRÜM MİLLET ADINA EMANET TAŞIMAKLA GEÇTİ"

Türkiye sizi kooperatifçilikteki başarınızla tanıdı. Konya Şeker'de 15 yıla sığdırdığınız 35 fabrika ile süslü bir dönem ve şimdi de siyaset. Karaman'dan AK PARTİ milletvekili adayısınız. Neden siyaset?
Benim ömrümün üçte biri belediye başkanı ve kooperatif başkanı olarak millet adına emanet taşımakla geçti. Kısa memuriyet dönemimin ardından Çumra'da esnaflık yaptığım, bakliyat ve zahire işi ile ziraat makine ve ekipmanları ticareti ile uğraştığım dönem aslına bakarsanız yine ticaretten çok emanet taşımak, hemşehrilerimin işini kolay etmek, ürettiklerinden alın terinin karşılığını almaları için yapılan bir iştir. Benim esnaflığım ticaret değil üretici ile bir işbirliği idi. Yaptığım işin esası çiftçinin hakkının korunması, üreticinin alın terinin karşılığını alması, ürettiği ürünü ederinden satabilmesi içindi. Benim o dönemde yaptığım iş bir nevi adı konulmamış kooperatifçilikti. Ben Karaman'da, Çumra'da kendim kazanayım derdinde olamadım.
"HEP DAHA FAZLA KAZANDIRMAK İÇİN ÇALIŞTIM"

Benimle iş yapan üreticiye ürettiği üründen bir kazanıyorsa iki, iki kazanıyorsa üç, üç kazanıyorsa dört kazandırmak için iş yaptım ve bu amacımdan da 10 yıl boyunca taviz vermedim. Ona rağmen 5 yıl üst üste vergi rekortmeni oldum. Ticaret seçimle geldiğim bir görev değildi ama ticaret tarzım benim seçimimdi. 21 yıldır ise hep seçime girdim ve seçilmiş biri olarak görev yaptım. 21 yıldır bana milletim bir emanet teslim etti ben de hep emanet taşıma vazifesini üstlendim. Hayatının üçte birini kesintisiz seçilmiş görevlerde geçiren biri olarak, beni seçenlere mahcup olmamak ve bana güvenenleri mahcup etmemek benim hayat ilkem haline geldi. Ben kısa ticari hayatım haricinde hiç kendim ve ailem için yaşamadım. Hep beni seçenlerin, bana güvenenlerin hayatına, evine, hanesine, köyüne, şehrine artı bir şeyler eklemeye çalıştım. Bu kadar yeter diye bir düşünce tembelliğine hiç kapılmadım. Hep bir fazlası, iki fazlası nasıl olur, nasıl yapabiliriz diye düşündüm, ona odaklandım. Bir fabrika yaptık, ikincisi niye olmasın dedim. Öyle öyle 35'e ulaştık. Bir ağaç dikildi ikincisini niye dikmediniz dedim öyle öyle 14,5 milyona ulaştık, 78 milyona koşuyoruz. Pancar ürettiriyorduk, niye mısır da, arpa da, buğday da, patates de, ayçiçeği de olmasın dedim üstüne süt ve besiyi de ekledik. Sadece pancar parası ödüyorduk, burası dünyanın en bereketli toprakları bunu bilmek yetmez bereketten zenginlik üretelim, bizim çiftçimiz bereketli toprakların fukara bekçisi olmamalı dedim üreticiye ilk seçildiğimde sadece 50.894.500 lira ürün bedeli ödüyorduk, 2014 yılında 1Milyar 157 Milyon 597 Bin 510 Liraya ulaştık. Ben kooperatifi devraldığımda 900 kişi çalışıyordu fabrikamızda 901'inci kardeşimizi işe aldığımızda niye bu rakam birer birer artmasın dedim önce onar onar sonra yüzer yüzer artmaya başladı ve şimdi fabrikalarımızda 10.980 kardeşimiz, evladımız evine ekmek götürüyor.

Beni seçenlerin beni niçin seçtiğini hiç aklımdan çıkarmadım. Seçim demek hepimiz adına bir şeyler yapacak olana emanetin teslim edilmesidir. Ben şunu hiç aklımdan çıkarmam, yüzlerce binlerce insan sandığa gidip birini seçerken, biz seçelim sen keyfini sür, makamın olsun diye seçmiyor. Bizim adımıza koş, terle, çalış, çabala bizim bugünümüzü dünden daha güzel yap diye birine yetki veriyor. Ben de seçime girerken zaten onun için giriyorum. Yani koşmak, terlemek, çalışmak, çabalamak ve onların bugününü dünden daha müreffeh, daha huzurlu yapmak, yarınını da bugünden daha müreffeh daha huzurlu hale getirmek için. Allah'a şükür dün mahcup olmadım inşallah yarın da mahcup olmayız, mahcup olmamak ve mahcup etmemek için koşmak, çalışmak, terlemek bizden takdir Allah'tan.
Şimdi insanların aklına şu soru geliyor veya getiriliyor, bir kooperatifi çukur bakiyeden alıp Türkiye'nin son yıllardaki en büyük sanayi kuruluşlarından biri haline getirmişken ve artık o kuruluşun başında bu başarının keyfini sürmek varken niye siyaset? O tesislerin hepsi benim evladım gibi, kimsenin bir endişesi olmasın orası daha da büyüyecek ve iddiası olan dünyanın en büyük beş gıda şirketinden biri olma hedefini gerçekleştirecek. Orada lokomotif raya oturdu ve rotasında ilerliyor. Ben nam olsun, şan olsun diye siyasete talip olmadım, bir de o sahnede adımız olsun diye de siyasete heves etmedim. Benim siyaset tercihim daha çok koşmak ve daha çok terlemek burada yapamayacaklarımı, siyasette yer alarak ve sadece bir bölgede yapabildiklerimizi daha çok insana ulaştırmak içindir.

Ülkemizdeki seçim atmosferini nasıl görüyorsunuz?

Ben muhalefet partilerini tebrik ediyorum, ilk defa millete bir şeyler söyleme ihtiyacında olduklarını fark ettikleri için. 13 yıldır her seçimden sonra AK PARTİ'yi seçti diye millete kızan muhalefet bu defa herhalde kafasını ellerinin arasına almış ve galiba benim millet diye bir derdim, hizmet diye bir gayem olmadığı için millet bana oy vermiyor diye düşünmüş olacak ki, bir şeyler söyleme ihtiyacı hissetmişler. Ama bu konuda da acemiliklerini gizleyememişler.
Fıkra bu ya;
Erzurumlu nene iş güç sahibi olsun diye torununu bakırcı ustasının yanına çırak etmiş.
Çırak hevesli üç gün boyunca gözünü ustasından ayırmamış, usta ne dediyse yapmış.
Üç günden sonra çırağı ara ki bulasın. Çırak ortalıkta yok, kayıplara karışmış.
Usta belki hastadır demiş, birinci gün aldırış etmemiş. İkinci gün belki önemli bir işi vardır demiş yine ardını aramamış. Üçüncü gün de ses çıkmayınca dördüncü gün nenenin kapısını çalmış.
Nene; Hıyırdır senin torun üç gündür yok, merak ettim demiş.
Nene gayet sakin, benim torun gelmeyacah, o işi öğrendi demiş.
Usta, üç günlük çırak ne öğrenecek nene demiş.
Nene; senin yaptığın işte ne var demiş
Bakırı ocağa korsin olir ıssı, çekiçle dövirsin olir yassi, kerpetenle bükirsin olir tepsi demiş.
Usta başını sallamış, vay namussuz, kendi öğrenmiş bir de nenesine öğretmiş demiş.

Bu muhalefetin hali de böyle. Bunlar yurt dışından danışmanlar getirmişler. Üç gün bunların yanında kursa durmuşlar, şimdi usta olduk diye gerim gerim geziniyorlar. Bakıyorsun anlattıklarına, vaatlerine neresinden tutsan dökülüyor. Ufukları desen dar bile diyemiyoruz çünkü onun da bir ölçüsü var. Bunlarda o da yok. Bir lego hikâyesi çıkardılar şimdi. Şehir yapacağız diyorlar. Benim onlara tavsiyem çocukluğunu yaşayamadıysan git torunlarının oyuncaklarıyla oyna. Devlet yönetmek öyle legolarla şehir yapmaya, bilgisayar oyunu oynamaya benzemez. Senin dediğin merkez şehirleri AK PARTİ zaten yaptı, yapıyor. Karaman, Konya, Bursa, Gaziantep sanayisi ile ulaştırma altyapısı ile Bilim Merkezleri, üniversitesi ile senin anlattığın masalın, hayata geçirilmiş halidir. O lego şehirdekilere de bir gelir hedefi koymuşlar ne zamana 2050'ye. Bakıyorsun hedefe AK PARTİ'nin 2023 hedefinin bile gerisinde. Bunlar o kadar millete uzak ki vaat ederken bile millete cömert davranamıyorlar, milletin yanında yer alamıyorlar. İstikrar sürsün diyorsun, onların millete teklifi ise gel tekrar koalisyon getirelim oluyor. Barış ve huzur olsun ki enerjimizi kalkınmaya kullanalım diyorsun, kan akmadan olmaz diyorlar. Hürriyet adalet diyorsun, bizim imtiyazlarımız ne olacak diyorlar. Muhalefetin tavrına ve tarzına bakınca benim aklıma hep işportacılar geliyor.

Muhalefetin tarz-ı siyaseti şuna benziyor. Vapurda, Banliyö treninde mutlaka olurlardı. Söze abilerim ablalarım diye başlarlar şu elimde görmüş olduğunuz çakı seti İsveç mucizesi olup arabanız yolda kaldığında tornavida, sehpanızı onaracağınızda ağaç keskisi olur diye boğazlarını yırtarcasına bağırmaya başlarlardı. Bu çakıyı alana yanında Japon mucizesi şu görmüş olduğunuz kalem bedava. Bitmedi, bunu alana halis İngiliz jileti hediyesi. Bununla da bitmedi, bunları alana şu gördüğünüz karbonatta bedava derlerdi. Siz de alır çakı setini ilk kullandığınızda elinizde kalır, kalemi cebinize koyar koymaz ceketinizde kocaman bir mavi leke oluşur, ilk tıraşta yüzünüz yara bere içinde kalırdı. Bunların seçim stratejileri de böyle. Bunların yaptığı işporta siyaseti. Seçim sonrası bunların da her tarafının dökülmeye, her tarafının akıp kokmaya başlayacağından milletimizin şüphesi yok.


Bunların hiçbirinin tek başına iktidar iddiası var mı? Yok. Ne için oy istiyorlar? Verin oyunuzu bir şekilde çare bulacağız diyorlar. Çareleri ne? Onu da yancıları olan medya söylüyor, koalisyon. El insaf… El insaf.. El insaf…

Yani istikrar sürmesin kaos gelsin diyorlar. Türkiye'ye millete macera vaat ediyorlar. Buradan onlara sesleniyorum; Türkiye ve Türk Milletinin sonu belirsiz maceralar ile işi yok. Türkiye acemi ellere terk edilmeyecek kadar mühim ve dünya için bu bölge için önemli bir ülke. Türkiye, kişisel hesaplarından başka derdi olmayan, millete onlar kalksın da bir kere de ben oturayım demekten başka siyasi ufku olmayan, dünyanın ve Türkiye'nin büyüklüğünü kavrayamayan stajyer siyasetçilere emanet edilemeyecek kadar önemli bir ülke. Türkiye, Yeni Türkiye inşasında dönüm noktasında duruyor. 7 Haziran'da milletimizin önünde iki tane tercih var; biri kaos, diğeri istikrar, zenginlik ve huzur. Bir tarafta kaosun savunucusu 19 parti var diğer tarafta sevdası memleket, tarafı millet, mührü hizmet olan AK PARTİ var.

kalan karakter 1000

fatih huzuroğlu fatih huzuroğlu

adam gibi adam... toprağın çiftçinin ve bunu harekete geçirmenin yanında paraya da dönüştürmenin efsanesini yazdı Konya Şekerde

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 28.05.2015 12:00

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.