Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dilek GÜNGÖR: Çapraz dolandırıcılık

Giriş Tarihi: 3.6.2016
Dilek GÜNGÖR: Çapraz dolandırıcılık
A firması B firmasına 300 milyonluk bir çek veriyor. Tesadüfe bakın ki, aynı dönemde B firması da A firmasına aynı miktarda, yani 300 milyonluk bir çek yazıyor. Karşılıksız çeklere hapis cezası kalktığı için herkes rahat rahat koçanı imzalıyor; ne var bunda diye düşünebilirsiniz ama işin rengi çok farklı.
İki firma da birbirlerinden aldıkları çeklerle kendilerini borçlu gösterip mahkemeye koşuyorlar. Ayrı ayrı 'iflas erteleme' kararları çıkarıyorlar. Gerçek alacaklıların kapıda beklemesi kimsenin umurunda değil. İşi kitabına uydurmak mümkün ne de olsa… Mahkemeden alacaklıları atlatmış olarak çıkan firma patronlarından biri soluğu lüks bir otomobil bayiinde alıyor, altına son model bir araba çekiyor.
Peki bu nasıl mümkün oluyor? Kısaca anlatalım:
'Bir şirket kolay kurulmuyor, borçlarını temizleyebilecek durumda olanlara ve buna niyeti olanlara son bir şans verelim, ayakta kalsınlar' düşüncesiyle 'iflas erteleme' müessesesi ihdas edildi. İcra İflas Kanunu'nun 179. ve Türk Kanunu'nun 324. maddeleri buna imkân tanıyacak şekilde düzenlendi. Teorik olarak her şey güzeldi. Bu müessese bir 'emniyet sübabı' işlevi görecek, sürdürülebilirlik sağlayacaktı. Ta ki bu imkânı istismar etmeyi adet haline getiren piyasa uyanıkları ortaya çıkana ve 'almayanı dövüyorlar' mantığı yerleşene kadar.
Bir anda Türkiye'nin dört bir yanındaki ticaret mahkemelerinden iflas erteleme haberleri gelmeye başladı. Kim gerçekten sıkıntıda kim işi suiistimal ediyor belli değildi. Adeta işin piyasası oluşmuştu. Şirketlere danışmanlık veren hukuk büroları mı istersiniz, danışmanlık firmaları mı… 'Gelin falanca ildeki mahkemeden hemen karar aldıralım' diyen bu hile danışmanları, alacaklıyı da 'Gelin bu parayı kabul edin, yoksa hiçbir şey alamazsınız' sözleriyle borcun yarısına razı etmeye çalışıyordu.
Yani iflas erteleme müessesi piyasa uyanıklarının yeni dolandırıcılık yöntemi olmaya başladı. Girişte bir örneğini anlattığım 'çapraz dolandırıcılık' gibi muvazene yöntemleri giderek yaygınlaştı. Kanuna karşı hile aldı başını gitti. Hatta öyle bir aşamaya geldik ki, bu durumun piyasalar üzerinde domino etkisi yapmasından korkuluyor.
Şimdi ne yapılacak? Duyduğuma göre, hükümet meselenin farkında ve konuyu 'acil' koduyla gündemine aldı. Başbakan Binali görevi devralır almaz kabinedeki bakanlardan 'öncelikli' sorunları belirlemelerini ve çözüm önerileri geliştirmelerini istedi. İflas erteleme de bunlar arasında.
Pazar günü Yıldırım başkanlığında toplanacak Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nun gündeminde konu enine boyuna tartışılacağa benziyor. Adalet Bakanlığı bir taslak hazırlamış bile.
Hükümetin bir an önce iflas erteleme müessesini kötüye kullananların önünü tıkayacak, sistemi tekrar işin felsefesine uygun hale getirecek düzenlemeyi hayata geçirmesi gerekiyor. Aksi halde geçen yıldan bu yana 1.000'i bulan iflas erteleme kararı alan şirket sayısı artar, alacaklılar da bankalar da Maliye de zarara uğrar.

BDDK'da taşınma muamması
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, bugün Ankara'dan 'a taşınıyordu. Esentepe'de Denizbank'ın eski binası (Şerbetçi Han) aylık 900 bin TL'ye kiralanmıştı. Ancak ani bir kararla taşınma ertelendi.
Nedenini araştırdım. Okullar kapanmadan gündeme gelen taşınma konusu nedeniyle onlarca kişi ya işi bırakmış, ya geçici görev için başvuruda bulunmuş ya da rapor almış. Bunlar Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli'nin de kulağına gitmiş olacak ki, dün kurumda yapılan toplantıda konu gündeme gelmiş. Bakanın taşınma konusuna itirazları olmuş.
Tamam, İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezleri arasına sokacaksak finans kurumlarının buraya gelmesi şart. Ama Ataşehir'de bu işe yakışır bina yapılırken neden acele ediliyor ki...
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Dilek GÜNGÖR: Çapraz dolandırıcılık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz