Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Cumartesi notları: Artık sınıfı geçmek gerek!

Tamam artık! Bütün ziller çalıyor, vakit geldi... Kentleşmeye, yapılaşmaya, belediyeciliğe ve sosyal yaşama sadece inşaat ve iktisat açısından yaklaşma modelini terk etmek zorundayız. Ders, dediğimiz bir kez, bilemedin bir daha alınır, sonra sınıfı geçmek gerek. Yani coğrafyaya, doğaya, insana dikkat ederek "şehirleşme" aşamasına geçmeye mecburuz. Felaketler, acımasız öğretmenlerdir.

***

Evet! Doğru fark ettiniz. Çok zamandır "şehir" ile "kent" kavramlarını ayrı ele alan düşünce adamlarıyla aynı fikirdeyim. Bu ayrım meselenin fay hatlarını fark etmek için hayati önemde... Kent, ipini koparmış bir iktisadın ürünü. Dağ başındaki kasabaları, hatta köyleri bile "kentleştiren" bir iktisat! Banka, beton, kredi, sürekli yenilenen araba, kutu kutu evler, kalabalık caddeler, gösterişli pazar yerleri, gizlenen çürük temel... Bu iktisat ve kazanç hırsının inşa ettiği şey elbette medine değil, şehir değil, medeniyet değil...

***

Bir yandan da sosyal/siyasal tatbikatlar, provalar yapılıyor. Mesela bilmem farkında mıyız; pek yakında "bir milli güvenlik sorunu olarak ünlüler" problemiyle karşı karşıya kalabiliriz. Provasını birkaç kez yaptılar.

***

Öteden beri olimpiyatların ve olimpik rekabetin karanlık yönlerini vurguladığımda bana kızarlar. Anlarım. Çünkü her yanı acımasız bir yarışa çevrilmiş şu dünyada Olimpiyatlar hiç değilse ödülleri gönül çalan, yalan da olsa idealleriyle kandırabilen bir sportif etkinlik... Ya şu profesyonel futbol rezilliğine ne demeli? Hele bizim, bırakın yerinde saymayı, sürekli geri giden ligimize ne demeli? Milyonlarca dolar harcıyoruz yine... Niye peki? Afyonu bol olsun diye... Pandemiymiş, küresel ısınmaymış derken kitleleri iyi uyutsun diye... Transfer haberlerine bakıp da çıldırmamak elde değil!

***

Edebiyatla aramın açıldığı bir dönemdeyim. Fakat bu arada "yazarlık dikkati"ni ilginç bulduğum Ömer F. Oyal'ın "Gecelerin En Güzeli" romanını bitirdim. Başlarda temposu düşük ama sonra görüyorsunuz ki, binlerce yıl boyunca kuşaktan kuşağa aktarılan bir inanç düğümüne (arketip) bağlanan gerilimli bir olay örgüsü var romanda... Bana kalırsa, meraklısı Alev Alatlı'nın çok daha iddialı fakat benzer hatlar taşıyan Rüya kitabı (Schrödinger'in Kedisi-2) ile art arda okumalı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA