Bundan birkaç yıl önce, avangard giyinen kadınların adresiydi Elaidi. Bugün ise tasarımları, çok da avangard bulunmuyor. Çünkü artık kesim, kalıp ve detayları, bugünün genel zevklerini yansıtıyor. Ama modaseverlerin çoğu kıyafetinde farklı dokunuşlar istiyor. Mehtap Elaidi'nin markası, bu yıl 10. yılını kutluyor. Bu yıllar içinde hem kendi markası hem de Türk modası adına çok şeye tanık oldu Elaidi. Sadece avangardlaşmaya başlayan zevkleri değil, modaya karşı değişen algıya da tanıklık etti. Eskiden işe giderken ceketpantolon giyen kadının, artık elbiseleri tercih ettiğini gördü. Ve en önemlisi, Türk tasarımcılarına duyulan ilginin artışına bizzat tanık oldu. Farklı detaylar, dokunuşlar arayan kadınların 10 yıldır vazgeçilmezi olan Elaidi, bugün dünyada aralarında Dubai Bloomingdale's gibi moda sektörünün önemsediği mağazaların da bulunduğu 25 farklı noktada satılıyor. İşin hem ilginç hem de güzel yanı, bir girdiği mağazadan bir daha çıkmıyor Elaidi ürünleri.
MODA ARTIK ÇOK MODA OLDU
Fazla göz önünde olmayı sevmeyen, kendini anlatmak yerine işinin onu anlatmasını tercih eden tasarımcıyla İstanbul Fashion Week sırasında bir araya geldik. Bu 10 yıl içinde hem Elaidi'nin, hem de Türk modasının nereden gelip nereye gittiğini konuştuk. Biraz da moda haftasının en güçlü koleksiyonlarından biri olan 'Arkası Yarın'ı... Markanın sadık müşterilerinden NTV spikeri Burcu Esmersoy'un tanıttığı 2011 yaz koleksiyonu emin olun, çok konuşulacak.
- Deniz hukukuyla ilgili çalışırken 36 yaşında birden moda tasarımına yöneldiniz ve Elaidi markasını kurdunuz. Elaidi, bu 10 yıl içinde nereden nereye geldi?
- Sadece üç top kumaşım vardı. İki kişilik ekipten bugün yurtdışında 25 satış noktasına ulaştık.
- Türk modası açısından da ilginç bir süreç yaşandı. Bunun yakın tanıklarındansınız. Nereden nereye gelindi sizce?
- Özellikle son üç-dört yıldır dengeler ciddi anlamda değişti. Eskiden tasarımcılar tüketiciye ulaşamıyordu. Modaseverler de bizi nerede bulacaklarını bilmiyordu. Bunu değiştiren, Moda Tasarımcıları Derneği'nin kurulması, akabinde de Galatamoda gibi etkinliklerin yapılması oldu. Artık mağazalar ve modaseverler, bize kolayca ulaşabiliyor. Benim bildiğim, sadece Türk tasarımcılarına yer veren 8-10 tane mağaza var. Bu çok değil, birkaç yıl öncesinde bile hayaldi.
- İstanbul Moda Haftası'nın bu olumlu değişime katkısı nasıl oluyor?
- IFW'in amacı, Türk moda tasarımının yurtdışındaki algısını değiştirmek. 'Bakın biz bunları yapıyoruz, marka anlayışına sahibiz, bunun için yatırıma da hazırız,' diyoruz. Yurtiçineyse 'Biz buradayız, gelin beraber bir şeyler yapalım,'. CPI fuarı bu nedenle çok önemli. Tasarımcılar ve tüm markalar, dünya moda takvimine uymaya başlıyor, bir yıl sonrasının koleksiyonunu hazırlama disiplinine kavuşuyorlar.
TRENDLERE BAĞLI BİR MARKA DEĞİL
- Modayla beraber Türk tasarımcılara da ilgi hızla artıyor...
- Evet. Türk moda tasarımcıları güzel ürünler çıkarıyor. Ulaşılabilir olunca da, büyük bir ivme oluştu. Tasarımcılar kendi mağazalarını açmaya başladı. Bunların hepsi son dört yılda oldu. Genç modaseverler de bu algıyla gelişiyor zaten. Mesela Galatamoda'ya şehir dışından geliyorlar, okullar turlar organize ediyor. Çığ gibi büyüyor ilgi. Bunu kendi markam adına görüyorum. Eskiden kendimi anlatmak zorundayken, bugün buna ihtiyaç duymuyorum.
- Moda eğitimine de ilgi artıyor, köklü okullar Türkiye'de açılıyor. Bilgi Üniversitesi de bir program başlatıyor ve siz de eğitmenler arasındasınız..
- Hakikaten moda, artık moda. İstanbul Bilgi Üniversitesi Moda Yönetimi Programı'nı sektörden, çalışan kişiler veriyor. Bu programı önemsiyorum, çünkü moda denince herkes tasarım yapmak istiyor. Ama sektörün yürümesi için daha birçok iş koluna ihtiyaç var. İş, tasarımla dönmüyor. Bu program da böyle insanlar yetiştirmeye yarayacak.
- Elaidi, koleksiyonları ve çizgisinin yanı sıra müşteri sadakati konusunda da yıllardır istikrarını korumayı başardı. Bunun sırrı nedir?
- Geçenlerde bir müşterim, 'Bir eteğim var, sekiz yıldır giyiyorum,' dedi. Yani ürünlerin kaliteli olması sanırım. Bir de trendlere bağlı olmayan bir marka, Elaidi. Hep sorarlar ya, 'Bu yılın trendleri ne?' diye. Moda olmayan bir şey yok ki! Ama yükselen ve kalıcı olacak tek şey, kişisel yorum. Giyim-kuşamına sen ne katabiliyorsun? Elaidi'de o farklı dokunuş var.
Zor zamanlar geride kaldı
- Peki Türk modasında nereye doğru ilerliyoruz?
- Tasarımcılarla markalar bir araya gelmeye başladı. Mesela Boyner'le yaptığım Cotton Bar 44-50 ve Pi markalarında, yedinci sezona girdik. İstanbul Fashion Week'te de sponsorum oldular. Böyle işbirliklerini daha çok göreceğiz. Hem tasarımcı hem de sektör olarak yol alıyoruz. Zor zamanlar geride kaldı.
Aksesuar koleksiyonu çıkarıyor
Mehtap Elaidi'nin İstanbul Fashion Week'te sunduğu 2011 yaz koleksiyonunun teması, Arkası Yarın. "Hep erteleyerek, yarın varmış gibi yaşıyoruz. Bir şeyimiz eksik gibi. Ama bir şekilde bugünü de yaşıyoruz," diyor Elaidi. 'Eksikken bütün olma hali'nden yola çıkarak devamlılık, sürpriz gibi kavramlar onu harekete geçirmiş. Bunun için elbiselerde ceket yarıları, bluzlarda gömlek parçaları gibi detaylar kullanılmış. İki farklı giysiden izlenimi veren etek, iki apayrı kumaştan oluşuyor mesela. Şeritler yarım bırakılmış kimi zaman. Bu 'yarım'lık hissini en iyi verense, kısa ceketler, bluzlar; üstler. Elaidi'nin farklı ve deneysel kupları ön planda yine. Daha çok blok renkler, birkaç da desen kullanmış, tasarımcı. Kumaşlar ipek ağırlıklı. Bir de 10. Yılın şerefine Figen Sulamacıoğlu ile birlikte aksesuar koleksiyonu da çıkarıyor, Elaidi. Arkası Yarın teması kolye, küpe, bilezik ve yüzüklere daireler şeklinde yansımış. İki parmağa takılan Swarovskili yüzükler, pirinçten avuç bilezikleri, şahmeranlar ve yine çemberlerden oluşan önlük kolyeler, oldukça farklı ve bir o kadar da iddialı.
Burcu Esmersoy: Kumaş ve renkleri çok beğendim
Elaidi'nin IFW'te sergilediği koleksiyonun tanıtımı için kamera karşısına geçen isim, NTV spikeri Burcu Esmersoy oldu. Markanın sadık bir müşterisi olan Esmersoy, Elaidi'nin tasarımlarını farklı, özgün ve rahat buluyor: "Mehtap Elaidi'nin tasarımları ince bir zevkin ürünü. Yıllardır çok beğendiğim bir marka. Elaidi'nin en çok dokularını, kumaşlarını seviyorum. Bu sezonun ve giydiğim koleksiyonun renklerini çok beğendim. İlkbahar-yaz 2011 için yine her sezon olduğu enerjik, feminen ve maskülen çizgilerin birlikte kullanıldığı bir koleksiyon hazırlamış. İlk giyen olmak, ayrıcalıktı."
Büyük beden tasarımı, bedeni büyütmek değildir
Büyük beden modası, son zamanlarda bütün moda dünyasının ilgisini çekiyor. 'Normal' kadınların manken ölçülerinde olmadığını zorla da olsa fark ediyor tasarımcılar. Önemi yavaş yavaş anlaşılıyor. Son olarak Marc Jacobs da büyük beden kıyafetler yapacağını açıkladı. Mehtap Elaidi ise bir süredir Cotton Bar 44-50 adlı büyük beden koleksiyonunun tasarımcısı. "Eskiden büyük bedenin yaşla ilgili olduğu sanılırdı," diyor Elaidi, "Çünkü o zamanlar yaşın 45-50'ye dayanınca köşene çekilmen beklenirdi. Oysa artık hayatın içindeyiz. 30'larındakiler nasıl yaşıyorsa, ben de öyle yaşıyorum. Ama artık gençler arasında da büyük bedenli kişiler var. Ve modadan kopmak istemiyorlar." Büyük beden için tasarlamayı da çok seviyor Elaidi. "Çünkü kendimi zorlamayı seviyorum. Büyük beden tasarımı kıyafetin bedenini büyütmekle olmuyor. 42 bedeni geçince, bir sürü farklılık çıkıyor ortaya. Kiminin kalçası, kiminin üst bedeni, kiminin karnı geniş. Ve yaptığınız tasarımın en azından iki vücut tipine uygun olması şart. Matematiksel bir şey; çözümler bulmanız lazım," diyor. Ve Cotton Bar'la beraber, büyük beden için klişeleşen sıkıcı kıyafetlerden uzaklaşmaya çalıştıklarının altını çiziyor.
Genç tasarımcılar çok dikkatli olmalı
Her gün yeni bir tasarımcı çıkıyor piyasaya. Bunların hepsi kalıcı olabilir mi?
- Başta piyasa boştu ve girmek kolaydı. Ama artık o kadar çok isim var ki, doğal bir eleme süreci başlayacak. İyi olan kalacak, olmayan gidecek. Özellikle genç tasarımcıların çok dikkatli olması gerek.