Bazı insanlar vardır. Cismi uzak kalsa da, düşünceleri, duyguları değer topluma... Fatoş ve Sancar Ahunbay da o insanlardan. Çok sosyal değiller, medyatik hiç değiller, hatta daha önce birlikte röportaj bile vermiş değiller, ama yaptıkları ve yarattıkları, bir şekilde hayatınıza değiyor. Tasarımları kadar, sloganları da dikkat çekici. Önce "Moda bizim için sadece bir semt adıdır," dediler. Sonra "İlham kimdir?" diye sordular. Bugünlerde "Lükse takılıp kalmak gibi bir lüksümüz yok," diyorlar. Onları, hiç bitmeyen yaratıcılıklarını, hiç bitmeyen bağlılıklarının arkasındaki temel duyguyu merak ettim. Ve bu merak beni taa Eminönü'ne, sobacıların mekânına attı. Üçümüz bir soba etrafında buluştuk. "Soba öyle bir değer ki Tuluhan," dedi, Fatoş Ahunbay, "birleştirir, insanın içini açar, dilini çözer, yakınlaştırır, sarar, sarmalar." Aşk da soba gibi biraz. Sıcak kalması ve sürebilmesi için şartları yaratmak da bizim elimizde...
FATOŞ AHUNBAY
* Sancar'ın en sevdiğim tarafı, çok düşünüp az konuşması. Etrafımda arkadaş olarak seçtiğim erkekler, hep çok konuşuyor.
* Sancar 'Bana bir çay verir misin?' bile demez, belki 40 yılda bir ister. Aşkın bin bir türlü hali var. Bizimkisi de bu bin bir türlü halden biri aslında. Birbirini değiştirmeye çalışmamak ve bazen yok olmasını bilmek lazım.
* Evimize banka hesabını belli eden şeyler giremez. Yani kaç paralık adam olduğun belli olmamalı seçkilerinden. Bankanı değil de ruhunu ifade edenler girer.
* İnsan ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin karşısındakinin anladığı kadar kendini anlatabiliyor! Aynı ürünü, kimi sade, kimi gösterişli, kimi cool, kimi de duygusal diye alıyor.
SANCAR AHUNBAY
* Fatoş hep çok neşelidir, en kötü durumda bile ondan pozitif bir şey çıkarabilir hayatta.
* Birlikte, bir fikrimizi hayata geçirmeyi seviyoruz: En çok sevdiğimiz konu bu.
* Karşımızdakini anlamaya çalışmak, bizim için en önemli şeylerden biri. İçselleştirmediğimiz hiçbir şey bize ait olmuyor. Olmayınca da sevmiyoruz.
* Birini işe alırken burcunu sorarım. Burcu önemli. İnsan karakteri, kaç tane burç varsa ona bölünmüş. Bu da karakteriyle ilgili fikir veriyor. Burç, sadece bir referans benim için.
- Her dönem, ortaya attığınız sloganların, insanın içini burkan bir tarafı oluyor. İster istmez üzerinde düşünmeye başlıyorsunuz. Mesela neden lükse takılmak kadar bir lüksünüz yok?
-
F. A: Yaşam vampirliğini getiren bir lüks anlayışına karşı olduğumuz için bunu söyledik. Bu, dünyanın bize sunduğu lüksten başka bir değer koyma arayışından çıktı. Lüks, özellikle 90'lardan sonraki tüketim ekonomisinin pompaladığı, beyin yıkama olarak algıladığımız bir konu. Gerçek değerler unutuluyor. Ve bu değerlerin aslında bizim geleceğimiz olduğunu da unutuyoruz.
- S. A: Lüks diye bize sunulanlar, yalancılık, kandırmaca... Geçici bir haz diyelim. Biz de bunun üzerine gitmek istedik.
- Hızlı bir tüketim modası mı var?
- S. A: Evet, çok hızlı akıyor, bu acayip yoruyor adamı ve hayatın tadını alamıyorsunuz. Hızın insan sağlığıyla ilgili optimum bir kapasitesi var. Biz bunun çok üstüne çıktık. Bilgi bile böyle... Eskiden bilgiyi arardınız, bulduğunuzda sevinirdiniz.
- F. A: Bu yüzeysellik, kendi karşıtını da oluşturuyor. Alternatifler hayatlara yeni değer katacak. İnsanların bence içsel yolculuklarına değer verecekleri bir dönem gelecek. Bu tüketim vampiri olanlarla mücadele edenler, doğru noktayı en kısa zamanda bulacak.
- Hep benzer şekilde mi düşünürsünüz?
- S. A: Çoğunlukla evet. Bizi birbirimize yakınlaştıran, bir fikri üretmek ve hayata geçirmek olmuştur. İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde aynı sınıfta okuduk Fatoş'la. Aslında iki ayrı gruptaydık. Öyle soğuk adam, sıcak kız rolündeydik. Yapısal olarak soğuktum yani...
- F. A: Mesleki performanslar ortaya çıkmaya başlayınca, Sancar'daki yetenek ve cevher fışkırdı. İkimiz de iyi talebeydik. Ahbap olmaya, konuşmaya başladık. Konuşunca da galiba böyle birbirimizde olmayan şeyleri tamamladık.
- S. A: Gerçekten öyle, tamamladık birbirimizi...
- Fatoş Ahunbay'da size en cazip gelen nedir?
- S.A: Fatoş hep çok neşelidir, en kötü durumda bile ondan pozitif bir şey çıkarabilir hayatta. Her şeye olumlu yaklaşır, olumlu bakar.
- Sancar Ahunbay'da size en cazip gelen özellik nedir?
- F. A: Çok düşünüp, az konuşması. Etrafımda arkadaş olarak seçtiğim erkekler, hep çok konuşur. Alternatif erkek tipi olmuştur hep; çok düşünüp az konuşan, ama doğru konuşan.
- Okul bitince mi evlenmeye karar verdiniz?
- S. A: Okul süresinde üretmeye başladık, aslında yaratıcı süreçler, birlikte bir şey yapabilmek çok cazip. Biz okul öğretisinin modundan son sınıflarda kopmaya başladık. Dış dünyayı anlamak, orada neler yapabileceğimizi görmek için ürettik.
- F. A: 12 Eylül öncesindeki dönemde, o kadar uzun süre boykot olurdu ki... Hep bir şey yapma ihtiyacı doğardı. Sancar, güzel desenler çizdi, onları Şile bezine bastık. İlk üretim süreci böyle başladı.
- S. A: Hem okuldasınız hem dış dünyadaki pazarı tanımaya çalışıyorsunuz. Yaptığımız şeyler, hiç mimarlıkla alakalı değildi, ama çok zevk alıyorduk. Düşünceyi hayata geçirmeyi seviyoruz: En çok sevdiğimiz konu o.
- F. A: Sancar, sınıfın en fiyakalı giyinen çocuğuydu. Beyaz tişörtlere desen yapardı mesela, önce onları giyerdi. Kravatlar yapardı, pantolon bile dikmişliği vardır. Biz herhangi bir şeyi yapabilen, yaparak var olan insan takımındanız. 'Yapamayız,' dediğimiz bir şey yoktur bizde. Bizimle çalışanlar da 'Yapılmaz,' lafını bilmez. Akılcı hayaller kurup, gidip onu yapmayı tercih ederiz.
- 32 yılda hiç birbirinizi kıskanmadınız mı?
- F. A: Sancar sadece şirketin yönetim işiyle de ilgilendiği için, pastanın kreması, yaratıcı kısım bana daha çok kaldığı zaman kıskanır (Gülüyor). Ama benim yönetim kabiliyetim yok.
- S.A: Fatoş'la birlikte başladığımız bu hayatı, ortaya koyan bendim. Yoksa biz mimar olarak okuldan çıkacaktık, o yolda gidecektik. 'Ben böyle bir şey yapmayı çok istiyorum, birlikte yapar mıyız?' dedim. Fatoş da 'Evet,' dedi ve öyle başladık.
- F. A: Bizim ilişkimizde lider bellidir. Lideri belli olan ilişkilerde, rekabet olmaz.
- Kimdir lider?
- F. A: Sancar'dır. Sancar, istese her şeyi benden daha iyi yapar. Benim yaptığım bütün işler dahil olmak üzere. Bunu boyun eğmek olarak kabul etmemek lazım. Bu bir paylaşım. Hayran olmak önemli bir duygudur. Sancar'a karşı duygum bu. Biz evlendiğimizin farkında bile değiliz ki...
- Karı-koca olmanın ötesinde siz yakın arkadaşsınız da... Bir gün, bir başkasına ilgi duysanız, bunu birbirinize söyler misiniz?
- F.A: İnsanın yapacağı hiçbir şey şaşırtmamalı. Sancar birine âşık olsa sabredebilirim gibi gelir bana. Aslında böyle şeyleri hiç düşünmedik. Aşk, bir sürü şey içeriyor. Ama sevgiyle desteklenen aşk, sürdürülebilir olması gereken bir aşk. Eğer aşkı sürdürmek istiyorsanız, şartlarını da yaratmalısınız. Bireysel varlığımız bence çok güçlü, kerameti orada. Sancar 'Bana bir çay verir misin,' bile demez, belki 40 yılda bir der. Aşkın bin bir türlü hali var. Bizimkisi de bu bin bir türlü halden biri. Birbirimizi değiştirmeye çalışmamak, anlamaya çalışmak, yok olmasını bilmek lazım. Biri sıkıntılıyken, öteki yok olmasını bilmeli.