YEŞİM TABAK
Sinema yazarları, İstanbul Film Festivali'nde keşfettikleri ve salondan ayrılırken "Sanırım bu güzel bir dostluğun başlangıcı," dedikleri 10 yönetmen/10 filmi seçti. 'SİYAD'ın Keşifleri' başlığı altında gösterilecek filmler ve yönetmenleri hangi münasebetle listeye girmiş, hatırlamaya çalışalım:
Söz (Luc Dardenne&Jean-Pierre Dardenne - 1996): Cannes'ın gediklileri arasında katılmadan önce, Dardenne'ler Avrupa'nın 'çok kültürlülük'e dair kabuslarını dramatik bir 'belge' halinde sunmuştu.
Cinayet Günlüğü (Bong Joon-Ho-2003): Güney Kore sinemasının 2000'li yıllardaki zirvesine işaret eden filmlerden biri.
Ressamın Kontratı (Peter Greenaway - 1982): Greenaway'in 'entelektüel karnaval' kıvamındaki filmleri, cüretkar bir sinemayı özleyenlerin tutunduğu dallardan biri oldu.
Güven (Hal Hartley - 1990): Şimdilerde endüstri tarafından yutulmuş olan Amerikan bağımsız sinemasına dair efsane, yeni başlıyordu...
Chungking Ekspresi (Wong Kar-Wai -1994): 90'ların 'akıllı ve alaycı' seyircisini romantizme ikna etmek kolay değildi. Ta ki Çinli yönetmenin estetik dehası ağızları açık bırakana kadar.
Yaşasın Aşk (Tsai Ming-Liang - 1994): Sinemada minimalizmin yapay bir sıkıcılıktan ibaret olduğunu zannedenler görmeli.
Sitcom (François Ozon - 1998): 90'lı yılların en parlak 'kötü çocuk' çıkışlarından biri.
Ayna (Cafer Panahi - 1997): Panahi, şu an 'ibret' olsun diye 'içeri' alındıysa da, yıllarca İran'dan çok yalın ve çarpıcı mektuplar göndermeyi başardı.
Japonya (Carlos Reygadas - 2002): Reygadas, seyircilere mutlaka akıllara kazınacak sahneler vaat eden, çok az güncel yönetmenden biri.
Avrupa (Lars von Trier - 1991): Von Trier'in 'stil düşkünlüğü budur' dediği film. (Altın Palmiye'yi kazanamayınca kapıldığı öfke dalgasını, anlayışla karşılamak lazım.)
Türkiye Sineması 2010-2011
OLKAN ÖZYURT
Festivalin 30 yıldır önemli bir özelliği, Türk sinemasının yıllık hasadını toplayıp seyircinin önüne koyması. Böylece o yıl üretilen filmleri görüp sinemamızın gidişatıyla ilgili net bir fikir edinebiliyorsunuz. Bu yılki hasada bakıldığında, genç yönetmenlerin ağırlığını görüyoruz. İlk ya da ikinci filmlerini çekenler epey dertli! Filmlerinde, Türkiye'nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal, kültürel ve ahlaki değişim karşısındaki kaygılarını dile getiriyorlar: Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir, Atlıkarınca, Oğul, Kırık Midyeler, Dağınıklar Kenti, Lüks OtelDiğer yandan toplumsal hafızamızı tazeleyen, 'geçmişimizle hesaplaşalım' temalı filmlerin de belli bir ağırlığı var. Press, Kayıp Özgürlük, Saklı Hayatlar ile Gölgeler ve Suretler bu tür filmler. Tabii bildik yönetmenlerin yeni filmleri de hep merak konusu olur. Seyfi Teoman'ın Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Tayfun Pirselimoğlu'nun Saç, Belma Baş'ın ZefirAli Özgentürk'ün GörünmeyenSelim Demirdelen'in Kavşakizleyicilerin ilgi göstermesi muhtemel filmlerden. Tabii restore edilen Üç Arkadaş'ı kaçırmak olmaz. Belgesellere gelince... Son yıllardaki belgesel sinemadaki değişimi anlamak için bu filmlere odaklanılabilir. Anadolu'nun Son Göçerleri, Canlar, Arabesk, Annem Barış İstiyor, Banliyö, Spotların Altında Dans, Öteki Kasaba, Bergmanya'ya Yolculuk, Oğlunuz Erdal, Ofsayt öne çıkan belgeseller.
Film gibi 30 yıl
MURAT EMİR EREN
İstanbul Film Festivali'nin yetiştirdiği sinefillerle ilişkisi uzun ömürlü oluyor. Bu festivali takip ederek edindiği sinema kültürünü, çektiği sinema filmlerine yansıtan sinemacılar festivali asla terk etmiyor. İstanbul Film Festivali'nin 30. yılında, sinemacılığa transfer olan ama sinefilliklerinden ödün vermeyen isimler bizler için birer film seçti. Bu isimler, daha önce festivalde yarışmış, ödüller kazanmış değerli yönetmenlerdi. Birçok isim bu seçkiye film önerisinde bulundu. Seçim yapan yönetmenler arasında Zeki Demirkubuz (Çığlık / Michelangelo Antonioni), Pelin Esmer (Yaban Çilekleri / Ingmar Bergman), Mahmut Fazıl Coşkun (Cennetten De Garip / Jim Jarmusch), Seyfi Teoman (Rüzgar Bizi Sürükleyecek / Abbas Kiarostami), Reha Erdem (Bataklık / Lucrecia Martel), Serdar Akar (Kanlı Düğün / Carlos Saura) ve Semih Kaplanoğlu (Andrey Rublev / Andrei Tarkovski), Derviş Zaim (Shoah / Claude Lanzmann) gibi isimler mevcut. Bu seçki içerisinde yer alan başka değerli yönetmenler de var. Listenin öne çıkan seçimleri -benim açımdan şaşırtıcı olanları- Serdar Akar'ın seçtiği başyapıt kıvamındaki flamenko filmi Kanlı Düğün, Reha Erdem'in seçimi olan Bataklık ve Zeki Demirkubuz'un seçimi Çığlık! Her seçimin, yönetmenlerin sinemasal evreniyle ilişkili olduğu kesin. Ancak özellikle bu üç seçim, yönetmenlerin sinemasal yolculuğundaki bilinmeyen noktaları ortaya çıkarabilecek kadar ciddi ifşaatlar olarak tarihe geçecek gibi duruyor.
Uluslararası Yarışma
ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR
Yarışma bölümleri her festivalde heyecanla izlenir, gerçi iddialı filmin riski de eksik değildir. Lakin korkmayınız! İstanbul'un uluslararası yarışması, 'sanat ve sanatçı' temasından dolayı film seçimini sınırlasa da kayda değer 12 filmden oluşuyor. Kültürel, politik ve ekonomik yapının bireyi nasıl da telef ettiği mevzusu filmlerin ortak noktası. Mısır'dan gelen nadir bağımsız filmlerden Mikrofon, ülkenin huzursuzluğunu gençlerin müzikli çalgılı, naif alternatif arayışıyla tespit ediyor. Katalan yönetmenler Colell ve Cadena'nın ortak çalışması Elisa Kcinsel tacize uğramış bir çocuğun düştüğü akıl kaymasına dair. Uruguay'ın Oscar adayı Faydalı Hayat, sinema tutkusu üzerine, incelikli bir film, kaçırmayın! Altın Lale'li Uyduruk Bir Öykü ile tanıdığımız İngiliz mizahının piri Steve Coogan ve Rob Brydon'un filmleri Yolculuk'u ve siyaseten çivisi çıkmış bir taşlama olduğu söylenen Rio Seks Komedisi'ni merak ediyorum. Çok övgü alan Kanada filmi İçimdeki Yangının rotası Ortadoğu'ya uzanıyor. Yarışma dışı filmlerden O Zaman ve Şimdi, 2010'da Sınırların ve Farklılıkların Ötesinde dikkat çekiyor. Çok yönetmenli filmin derdi ifade özgürlüğü. Ülkesinde tutuklu olan Cafer Panahi'nin son filmi Akordeon da var.
', , , , .