TULUHAN TEKELİOĞLU'Âşıklar Kabilesi' başlıklı sergim, beş yıldır uğraştığım bir çalışma. Eserlerin içinde eski mektuplar, Amsterdam'da bir çöplüğün kenarında bulunmuş albümler, hatta uçak biletlerim bile var. Dışarıda görünen bütün dertlerin sebebi köklerdir. Kökü temizlediğin zaman zaten dışarıdakiyle uğraşmamak lazım. Bilinçaltına girip onları tek tek düzelttiğimiz zaman, zaten bilinç üstündekiler teker teker düzeliyor.
Yıllar içinde, röportaj yaptığım insanı daha yakından tanımamı sağlayan bir şey keşfettim. Metni yazarken kaç kez "Ben," demiş, sayarım. İlk kez ben lafını çok az kullanan biriyle karşılaştım... Arkın Allen, namıdiğer Mercan Dede. Bir buçuk saat boyunca neredeyse hiç ben demedi... Bu tarafını çok sevdim.
Onu müzisyen bilirdik, meğer güzel sanatlar okumuş... 20 yıl boyunca dünyanın dört bir yanında neyini üflerken, bir yandan da korkularını, kopamadıklarını, kalbini, ruhunu, biriktirdiklerini, biriktiremediklerini evinin bir köşesinde tuvallere dökmüş. Şimdi karşımıza Arkın olarak, bambaşka bir alanda çıkıyor. Üstelik bir manifestoyla, 'Âşıklar Kabilesi'nin yaratıcısı olarak. Ekavart Gallery'deki ilk kişisel sergisinde hipnotik bir dokunuş da var. Tütsüden ışık frekanslarına, ses dalgalarından renklere kadar beş duyuyu etkileyecek ögelerin kullanıldığı sergiyi gezenlere bir uyarı: Bilinçaltınız etkilenebilir...
- İlk kişisel serginizde, sanat eleştirmenlerinden gelecek tepkilerden korkuyor musunuz?
- Olmaz mı, korku her zaman var ama yaradan 'Ben insanı kendimin yansıması olarak yarattım,' diyor. Biz de bilgisayarları, izdüşümümüzün bir yansıması yapıyoruz. Bütün bilgisayarlar bu yüzden 1 ve 0 rakamları üzerine kurulu. Bence bizim hayatımızda '0'ın karşılığı korku, '1'in karşılığı sevgi. Tüm seçimlerimiz bunun üzerine.
- Korkudan ne kadar uzaklaşabildiniz bu hayatta?
- İnsanlar başarısız olma korkusunu, çirkin olma korkusunu, terk edilme korkusunu, sevilmeme korkusunu bir kenara itebilirse, yerine sevgi doluyor. Bize hep ne olmamız gerektiği söylendi. Kimse bize 'Eşi benzeri olmayan, muazzam bir potansiyele sahip bir yaratıksın,' demedi. Oysa hepimiz eşsiziz. İki tane aynı parmak izi yok. Güvensizliklerimiz, korkularımız, sevilmeme, terk edilme, bağlılık korkularımız var. Bunları birazcık kenara ittiğimizde oradan neler çıkıyor... Benim hikayem plastik su borusundan yaptığım ney ile başladı. Param yok. Fakir bir aileden geliyorum. Hırdavatçıya gidip, - 30 kuruştu, parasını da hatırlıyorum - 'Şu boyda plastik boru keser misin?' dedim. Adam dalga geçti benimle, 'Onunla mutfak tamiri mi yapacaksın?' diye. Sonra gittim eve, bıçağı ateşte ısıtıp deliklerini açtım. Tüm akordları falan yanlıştı, ama kalbi doğruydu. Ne müzik bilirim, ne nota. Ama gönlümü koymuştum, gerisi hikaye. Hisleri, akıldan daha fazla dinlemeyi öğrendim. Çünkü aklın içinde ego var. Hisler, ruhla çok bağlantılı. Onda ego yok.
- Ama dönem akıl dünyası?
- Akıl dünyası olduğu için, dünyanın geldiği hal böyle. Bütün çevrenin yok olması, ağaçların kesilmesi, nefes alamamamız, küresel ısınma, akıl olmasından. O bir süreç. O yüzden bir dengeye oturacak. O dengeyi oturtmaya çalışan gücün adı sevgi.
- Aklıselim kalmak için mi Kanada'da bir kasabada yaşıyorsunuz İstanbul yerine?
- New York - Londra - İstanbul gibi kentlerde muazzam enerjiler var. İnsanın aklını eğitmeye yönelik. Öğreniyorsun, görüyorsun. Ancak doğa da insanın ruhunu besliyor. Kanada'da göller bölgesine gidin, üç-dört gün kaldığınız zaman muazzam güzellikler yaşıyorsunuz. Rabindranat Tagor (Nobel'li Hint şair ve filozof) şöyle diyor: 'Kendi yarattığı sabahların güzelliği ve farklılığı tanrının kendisinin de şaşırdığıdır.' Ama bu kentlerde onu görmüyorsun ki... Burada yağmur yağdığı zaman, taksiyle kaçmaya çalışıyorsun. İlham almaya İstanbul'a geliyorum, yaşamak için Kanada'dayım. Topal Karınca diye bir şiiri var Ceza'nın. Müzisyenliğin yanında muazzam bir şair. Modern zamanların tasavvuf şiirlerini yazıyor. O şiirin sonunda diyor ki, 'İrfan gönül almaktır seferin bitmeden,' yani hayat gönül almaktır. Hikaye bundan ibaret aslında. İnsan olmak çok zor. İnsan doğuyorsun ama insan olmak ayrı bir hikaye.
İtilmiş kakılmışlığın ne olduğunu bilirim
- Serginin adı neden 'Âşıklar Kabilesi'?
- Kendi yolculuğumda, kendi kendime beş yıldır uğraştığım bir çalışma bu. Eserlerin içinde eski mektuplar, Amsterdam'da bir çöplüğün kenarında kutunun içinde bulunmuş albümler, uçak biletlerim bile var. Kalabalık bir âşıklar kabilesi geliyor, dünyaya barış indirmeye... Hepsi başka kültürlerden. Eski tapınaklardan, günümüz sokaklarına... Korkusuzca alıyorlar sembolleri, onları yerinden oynatıyor, parçalıyor, yeniden yaratıyorlar. Belki kendim tutunamayanlar dünyasından geldiğim için itilmişliğin, kakılmışlığın ne olduğunu çok iyi biliyorum ve o insanlar beni çok çekiyor. Sıradanın içinde bir yer bulamayanlar... 'Uyumsuzlar,' diyorum onlara. Ben de hiçbir zaman uyamadım. Çünkü uyanların içerisinde bir uyuma hali olduğuna inanıyorum. O yüzden resimlerin içinde de hep bir uyanış var...
- İzleyeni her duyudan yakalamak istiyormuşsunuz hissine kapıldım.
- Işıkla, renkle, müzikle ilgili inanılmaz datalar var. Belli sesler vücuttaki belli enerji merkezlerini hareket ettiriyor. Mesela sergide bir tapınak var. İçine belli frekanslar koyduk, o alana baktığın zaman kan dolaşımın düzenleniyor. Mor frekansla yaptık. Sanki büyük bir dağın içinden gelen bir ses gibi algılıyor insan. Farkında bile olmadan etkileniyorsun. Mesela Güneş'in sesini duyacak, sergiyi gezenler. NASA'dan aldım o sesi ben, Güneş dönerken ses çıkarıyor. Muazzam bir şey.
Mutluluk hormonu seviyeniz yükselecek
- Bilinçaltını etkiliyorsunuz yani?
- Zaten bütün her şey bilinçaltımızda. 12 yıl evvel bonsai ağacına merak sardım. Çok etkilendim. Banyomun bir kısmını ona göre ayarladım, ışıklarını düzenledim... Çok hassas, rutubet gerekiyor, çok hızlı büyüyorlar falan. 12 tane bonsaim oldu. Bir tanesi gerçek bir limon ağacı, baharda muazzam çiçek açıyor ve gerçek limon boyutunda meyve veriyor. Hastalandı. Onu aldığım yere götürdüm. Çinli bir adam, köklerini şöyle bir salladı ve şöyle dedi: 'Dışarıda görünen bütün dertlerin sebebi köklerdir.' Kökü temizlediğin zaman zaten dışarıdakiyle uğraşmamak lazım. Biz yukarılara dokunuyoruz, halbuki sorun köklerde. Bilinçaltına girip onları tek tek düzelttiğimiz zaman zaten bilinç üstündekiler teker teker düzeliyor.
- İzleyenlerin bilinçaltında ne olacak sergiyi gezerken?
- Ses ve müzikte öyle bir şey var ki, mesela nihavent makamındaki ses dizesi, dinleyen ister Amerikalı olsun, ister Hintli, mutluluk hormonu seviyesini yükseltiyor. Bunları biliyorsak, ses ve ışığı, güzellikleri yaymak için kullanabiliriz. Bu sergi izleyenlerin mutluluk hormonunu yükseltecek. Bütün bunların her insanda etkisinin olabilmesi için öncelikle her insanın kendini sevmesi ve sayması lazım. Olduğu gibi hatasıyla kusuruyla, öylece girmek gerekiyor kapıdan. 'Ne olursan ol yine gel, sen, sensiz gel.'

Kariyerimde hiç ayıbım yok diyemem
Vildan Atasever, yeni bir diziyle ekranlara döndü. Yaklaşık 10 yıl önce çektirdiği çıplak fotoğraflarını internetten sildirmek için hukuki yollara başvurmasıyla gündeme gelen Atasever, suskunluğunu bozdu
F1'e son bilet!
6, 7 ve 8 Mayıs'ta, İstanbul'da düzenlenecek Grand Prix için nefesler tutuldu. Formula 1'in patronuyla anlaşılamadığı için bu yarış, İstanbul'daki son Grand Prix olabilir
İstanbul hep aklımızdaydı
İstanbul'da ilk kez konser verecek olan Interpol'ün gitaristi Daniel Kessler, "Burada çalmak bizim için rüyaydı"
Ofisin en şıkı kim?
Ofis kıyafetlerinizin tekdüzeliğini kırmak elinizde. Çeşitli aksesuarlar ve farklı desenleri bir arada kullanarak takımları monotonluktan kurtarabilirsiniz
Markalaşan kentlere reçeteler
İki marka uzmanına göre, İstanbul marka değil! Bu uzmanların yazdığı Marka Şehir adlı kitapta, markalaşmak isteyen kentlere reçeteler var
Touch İstanbul ile şehir rehberi
Ünlüleri bir araya getiren sergi
Fotoğrafçı Aslı Girgin, 2008 - 2011 yılları arasında objektifine takılan ünlüleri 'Faces'...
Ruhu çocuk olanlar da izleyebilir
Ocak ayından beri yayında olan minika, sadece çocuklara değil, ebeveynlere de hitap ediyor. Amaç, hem küçükleri hem yetişkinleri eğlendirmek ve eğitmek
Güller, kitaplar ve Barselona...
23 Nisan'da bizim çocuklarımız bayram coşkusunu yaşarken, Gül ve Kitap Bayramı nedeniyle Barselona sokakları kırmızı güllere ve kitaplara boğuldu
Künefenin başkentinde mozaiklere sanal müze
Dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi olan Antakya Arkeoloji Müzesi'ndeki eserleri görebilmek için, artık sanal müzede gezinti yapmak yeterli olacak. Ancak yine de bu önemli müzeyi yerinde görmek ve Ayakkabıcılar Çarşısı'nda kömür ateşinde künefe yemek büyük keyif
Koku vezir de eder rezil de
Yaz sıcakları kapımızda. Tatil planları bile yapılmaya başlandı. Ancak şehir içindeki gündelik hayatı yaza göre düzenlemek de önemli. Bunların başında da, bazılarının hayatını kabusa dönüştüren ter kokusunu engellemek geliyor
Oyunculuk sevdası ilkokuldan önce başladı
TV'den tanıdığımız Emre Yetim, tiyatro Dot'un ödüllü oyuncularından. Oynadığı kısa film Cannes'da gösterilecek olan Yetim, "Oyunculuğu hayata müdahale aracı olarak kullanıyorum," diyor
A'dan Z'ye İlkbahar - Yaz trendleri
Uzun etekler, bol paçalı pantolonlar, pililer, neon renkler, renk blokları, iddialı çizgiler, meyve desenleri ve 70'li yıllara ait neredeyse her şey! Trend karmaşası içinde aklı karışanlar için ilkbahar-yaz sezonunun kodlarını çıkardık
Mezuniyette ne giymeli?
Mezuniyet balosuna hazırlık yapanlar için alternatifler çoğalıyor. Tween ilk kez kadın giyimine el attı; bu amaçla Gamze Saraçoğlu, Elif Cığızoğlu, Selim Baklacı ve Erkan Çoruh'la beraber bir kapsül koleksiyon hazırladı
Çocukla müze turu çok keyifli
Çocuğunuzla birlikte iyi vakit geçirmek istiyor ama ne yapacağınızı bilemiyor musunuz? Size bir önerimiz var. Müze turuna ne dersiniz? Ailecek keyifli vakit geçireceğinize şüpheniz olmasın
Banyom ve mutfağım mis gibi, içim rahat
Evi temizlerken, en meşakkatli yerler banyo ve mutfaktır. Fakat bazı püf noktalarına dikkat ederek banyonuzu ve mutfağınızı daha kolay ve derinlemesine temizleyebilirsiniz. İşte size birkaç öneri...
Evinize bahar gelsin
Bahar ayları geldiğinde aklınıza sadece gardırobunuzu yeniden düzenlemek gelmesin. Mobilyaları yenilemeden yapacağınız birkaç değişiklikle evinizi de bahara hazırlayabilirsiniz
Tarihi semti renklendiren mor salkım
Galata'da, eski bir Fransız papaz okulunun binasında açılan Wisteria, hem zengin mönüsü hem de kaliteli yemekleriyle göz dolduruyor. Adını, mor salkım sarmaşığından alan mekan, İtalyan hamur işlerinde de iddialı
Denizlerimizde balık kalmadı
Bu yıl avlanma yasağı 15 gün öne çekilerek 15 Nisan'da başladı. Peki neden? Avlanma yasağı süresince hangi balıklar yenebilir? 'Balık profesörü' olarak tanınan işletmeci Nevzat Ekiz'e göre büyük motorlarla avlanma sürerse, yakında tek bir yerli balık yiyemeyeceğiz
Savaşın içinden çıkıp gelen gerçekler
Hemen söyleyelim: Çarpıcı bir film, insanı allak bullak edip adeta soluksuz bırakan 130 dakikalık bir serüven. Öyle ki, filmden...
Başrolde yemek var
İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Mutfak Dostları Derneği'nin düzenlediği En İyi Yemek Filmleri etkinliği adı üstünde, yemek sanatını perdeye taşıyor
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.