AYŞE FERHANGİL12. İstanbul Bienali, hem Türkiye'de hem dünyada çok konuşuluyor. Biz de, sanat çevrelerinde tanınmış dört yabancı isimden bienali değerlendirmelerini istedik. Özet: Bienalin tek mekanda gerçekleştirilmesi iyi fikir. İş seçimleri genel olarak başarılı ama içerik ve sanatçılar arka planda kalmış
'İSİMSİZ' başlığı ile 17 Eylül'de kapılarını açan 12. İstanbul Bienali'yle dünya sanat çevreleri gözünü Türkiye'ye çevirdi. Dünyada sanata yön veren dört yabancı isim, sergilenen 500'ün üzerindeki eseri, İstanbul'a pek gelmedikleri ve uzaktan kumandayla bienali hazırladıkları iddia edilen küratörler Jens
Hoffmann & Adriano Pedrosa'yı ve bienale katılan yeni sanatçıları tartıştı. Bunlara ek olarak, Türkiye'nin sanatta attığı dev adımları, İstanbul'un sanatçıların yeni mekanı olmasını, galeri sayısındaki patlamayı, Avrupa'nın hiçbir yerinde görülmeyen (sınırsız demeye dilim varmasa da) alışılmadık dev bütçeli yatırımcıları ve sanatseverleri, bienalin gerçekleştiği mekanın bir mimar tarafından kurgulanmasını ve İstanbul'un transformasyonunu konuştular. Bir de İtalya'nın ilk kadın basın fotoğrafçısı Letizia Battaglia'yı. İşte dünya sanat endüstrinin içinde yer alan güçlü isimlerin bienal yorumları:
Sanatçı MARIO RIZZI:
İstanbul Bienali sanatçıyı görmezden geldi
2005 İstanbul Bienali'nde işleri sergilenen, ayrıca New York'taki ünlü sanat müzesi MoMA'da çalışmaları bulunan İtalyan sanatçı Mario Rizzi, İstanbul Bienali'nin Venedik'tekinden bile önemli olduğunun altını çiziyor. Ancak bienallerin sergilendikleri alanlar ile temas halinde olması gerektiğini düşünen Rizzi, İstanbul'da bunu bulamamış. Bienalle birlikte yeni sanatçıların eserlerini tanıma fırsatı bulduğunu söyleyen Rizzi, "Bienalin sanatçı isimlerini önceden açıklamaması bize hakaret," diyor.
- Sanatçılar bienallere nasıl dahil oluyor, siz mi baş vuruyorsunuz, küratörler mi sizi buluyor? - Küratörler sanatçıya ulaşıyor ve genellikle yapılan bienal için yeni bir iş hazırlamanızı istiyor. Sanatçı, bienalin gerçekleşeceği mekana ve dokuya dayanan işler yaratıyor. Böylelikle hazırladığınız iş, ilk defa bienalde izleyiciyle buluşuyor. Zaten bienalin sergiden en büyük farklarından biri de bu.
- Ama 12. İstanbul Bienali'nde yeni yapılmış işlere pek yer verilmemiş. - Ben bu bienal için 'Bienal değil, harika bir müze sergisi,' diyorum. Çok başarılı parçaların birleştiği harika bir sergi. Bienal için özel hazırlanan eserler yok denecek kadar az ve bienal genelinde İstanbul vurgusuna hiç rastlamıyoruz. Burada sergilenen konsept, dünyanın herhangi başka bir yerindeki bir müzede de sergilenebilirdi.
- Bienal açılmadan, sanatçıların isimlerinin açıklanmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? - Bir filmin ne olduğunu bilmeden, sadece şık bir sinema salonunda gösteriliyor diye gitmek gibi bir şey olduğunu düşünüyorum. Kimse böyle bir şey yapmaz değil mi? Dünyada 200'ün üzerinde bienal var ve artık oturmuş bir bienal coğrafyası olduğu da bir gerçek. İnsanlar, İstanbul Bienali'ne önem veriyor ve yapılacak işleri merak ediyor. Ama sanatçı olmadan, ne kuratör ne de bienal olabilir. Küratörlerin ve bienalin öne çıkarılması, içeriğin ve sanatçının arka plana itilmesi çok yanlış.
- Bir dahaki sefere de sanatçıları açıklamama yoluna giderlerse, yine katılır mısınız? - Gelirim, nihayetinde ne gösterileceğini bilmeden gelsem de sonuçtan memnun kaldım. Ama gösterilecek sanatçıları bilerek ve onları araştırmış olarak bienali gezmeyi tercih ederdim. Yapılan sanatçı kombinasyonları, eserlerin seçimi, özellikle Latin Amerikalı sanatçıların işlerinden çok etkilendim. Bienalden herkes mutlu ayrıldı, tabii ki geri geleceğiz.
Sanat eleştir meni FIAC HRA GIBBONS:
İstanbul, Venedik ve Berlin en iyi üç bienal
İNGİLİZ The Guardian gazetesinin sanat eleştirmeni Fiachra Gibbons da İstanbul Bienali'ni, Berlin'in önünde görenlerden.
Gibbons, bienal kadar Türk modern sanatından ne kadar etkilendiğini de anlattı. Her gün onlarca eser gören, dünya sanat takvimini yakından takip eden biri olarak Gibbons'ın bir eseri anlatırken gözlerinin dolması da takdirinin belgesiydi. Gibbons "Beş yıl önce bir Türk sanatçının ülkesinde çalışması düşünülemezdi. Şimdi Türkiye, tüm sanatçılar için fazlasıyla üretken bir yer haline geldi.
İstanbul yeni bir sanat merkezi. Bir sonraki bienali heyecanla bekliyorum," diyor.
- İstanbul Bienali'ne ilk gelişiniz mi? - Daha önce iki kez daha gelmiştim. Bienal her geçen yıl daha da iyi oluyor. Geçen seferki de çok iyiydi, birçok tartışmaya neden oldu ama ne denirse densin, oyunun çok önündeydi.
Mesela bu sene Venedik Bienali, İstanbul'un iki sene önce yaptıklarını tekrarladı.
- Bu bienali öncekilerle kısaylarsanız peki... - Eskiden 'İşler harika,' derken, onların sergilendiği yerleri de dikkate alıyorduk. Sanat ve sanatçılar biraz geri planda kalıyordu. Bu bienalde durum farklı. İşlerin hepsinin tek bir mekanda sergilenmesi ve Japon mimarın onları sergileme biçimi harika. Tüm eserler birbiri ile konuşuyor. Ayrıca bienal herkesin anlaması için hazırlanmış. Kapıdan giriyorsunuz ve gördüğünüz her işi kendinizce yorumlayabiliyorsunuz. Bu yüzden 12. İstanbul Bienali, şimdiye kadar gördüklerim arasında beni en çok etkileyeni oldu. Birçok meslektaşım da aynı fikirde.
- Sergilenen işler arasında favoriniz var mı? - Ben tek başına işlerdense hepsinin bir araya getiriliş biçimine hayran kaldım. Ama illa bir sanatçı istiyorsanız, İtalyan Letizia Battaglia'nın mafya tarafından öldürülen insanları çektiği fotoğraflarından çok etkilendim. 1975'te çekilen seride, Battaglia'nın ellerinin titrediğini, fotoğrafların net olmamasından anlıyorsunuz. Bu iş, bir şekilde orada yatan insanların haysiyetlerini onlara geri veriyor.
- Peki siz Türk sanatını nasıl değerlendiriyorsunuz? - 20 yıl önce Türk sanatı denildiğinde, 'Öyle bir şey var mı?' deniyordu. Artık Türk sanatçıları her yerde. Gerçi Fatih Akın, Ayşe Erkmen ve Kutluğ Ataman gibi bazı önemli sanatçılarınızı Avrupalı saysak da Türkiye'de sanat adına pek çok gelişme yaşanıyor. Mesela bienal ile aynı zamanda İstanbul Modern'de açılan 'Hayal ve Hakikat Sergisi'ndeki bazı eserler beni ağlattı, bir eserden bu kadar etkileneceğimi tahmin etmezdim.
- Bu kadar çok eser gören biri olarak, yakın zamanda sizi ağlatan başka işler de oldu mu? - Hayır olmadı. Ayrıca o salonda bu kadar duygulanan bir tek ben değildim. Herkes benimle aynı ruh hali içindeydi.
Müzeyöneticisi SJARELEX :
Sanat, politika üzerine kurulmamalı
Hollanda'nın Rotterdam kentindeki, ülkenin en saygın müzelerinden Van Boijmans'in direktörü Sjarel Ex'in İstanbul Bienali'ne üçüncü katılışı. Ex, sanatın politikayla bu kadar iç içe girmesinden rahatsız.
Bienalleri çok tahmin edilebilir bulan Ex, "Türkiye'de sanata bu kadar büyük yatırım yapan ailelerin olması beni şaşırttı. Avrupa'da sanatçılar böyle bireysel destek bulamıyor. Hollanda'da da ciddi koleksiyonerler var ama kimse eserlerini sergilemiyor," diyor.
- Bienal harika eleştiriler alıyor. Siz ne düşünüyorsunuz? - Açıkçası hayal kırıklığı yaşıyorum.
Eserlerin sergileniş biçimini ve tüm bienalin tek bir çatı altında toplanmasını sevsem de, bienalin temasının geçen senelerdeki gibi sadece politika üzerine kurulmuş olması beni rahatsız etti. Tabii ki sanat ve politika birbiriyle ilintili ama her bienalde sadece bu konu üzerine yoğunlaşılmasını doğru bulmuyorum.
Politika, sanatta sadece bir tema olarak kalmalı; sanat, politika üzerine kurulmamalı. Seneler boyunca sadece bu konudaki eserler sergilenirse, tekrar kaçınılmaz olur. İstanbul Bienali'nde bu yaşanıyor.
- Belki İstanbul'un konumu nedeniyle sanatı politikayla birleştirme ihtiyacı hissediliyordur... - Bienalin fazlasıyla cesur olduğunu kabul ediyorum. Bu kadar açık fikirlilikle politik eserlerin sergilenebiliyor olması, düşünce ve ifade özgürlüğünün, liberalleşmenin simgesi.
Ama sanat sadece bununla alakalı olmamalı; insan ilişkilerini anlatmalı ve politika da sadece unsurlardan biri olmalı.
- Bienalde insan ilişkilerine, aşka vurgu yapan pek çok iş de var. - Evet, ama bunların hepsi ne yapmaman gerektiğini anlatıyor.
- Bienalde mutlu eserler olmamasını eleştiriyorsunuz yani... - İşler de, serginin kendisi de mutlu değil. Mutluluk üzerine bir sergi yapmak gibi bir zorunluluk yok ama mutluluk da sanatta olması gereken bir tema.
- Yani siz politika, ölüm ve eşcinselliği işleyen eserlerden sıkıldınız. - Bu konulara önem vermiyorum gibi bir durum söz konusu değil, hatta tam tersi. Ama işler, sanatçıların fikirleriyle değil, yaratıcılık ve sanata etkileriyle değerlendirilmeli.
- Bienaldeki eserleri politik kaygıdan sıyrılıp değerlendirmenizi istesem... - Tabii beğendiğim işler var. Ama bienale katılan bazı sanatçıların daha iyi işlerini de gördüm. Bienali tasarlayan küratörler, sanatçıların sadece politik işlerine yer verdikleri için, sanatsever o kişinin yaptığı en iyi işi göremiyor.
Politik, aynı zamanda da ortalama işlerle yetinmek zorunda kalıyor. İşte benim eleştirdiğim, tam olarak da bu durum.
Türkiye'den gelecek kurtarma ekibini uyumadan bekledim
Leros Adası'nda tatildeyken motosikletten düşerek ayağını kıran ünlü şef Gürer Aykal, "40 yıldır motor kullanıyorum. Kaza yüzünden kendimi hâlâ affedemiyorum," diyor
Demokrasiden hoşnut değilim
Sinemadan tanıdığımız Sam Mendes, yeni Bond filminin hazırlıkları için Türkiye'deydi. İstanbul'da sahnelenecek III. Richard oyununun da yönetmeni olan Mendes: "Oyunu, modern dünyaya yaklaştırdım"
Herkes sağlıklı giyinecek
1992 yılında Türkiye pazarına giren Stefanel markası, organik koleksiyonunu sunmaya hazırlanıyor. Markanın Türkiye Genel Müdürü Füsun Çevikel Kuran'la sağlıklı giyinme konusunu ve sonbahar-kış trendlerini konuştuk
İnteraktif dergiler
Artık sadece sayfaları çevirmek yetmiyor. Basılı dergilerin hayatta kalabilmesi için daha fazlasını yapmaları gerek. Müzik dergisiQ, videolar ve şarkılarla birleşen bir dergi deneyimini hayata geçiriyor
Foça, Ataşehir'e taşındı
Ataşehir'de yeni açılan balık restoranı Foça'nın mönüsü zengin. Özellikle mezeler arasında seçim yapmakta zorlanabilirsiniz... Hepsi çok başarılı, fiyatlar da ehven
Yeni mutfaklar, oturma odalarını aratmıyor
Yeni yapılan lüks konutlardaki mutfaklar, genişleyen kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Koltuk takımlarından TV ünitelerine, çeşitli ekipmanların yer aldığı yeni mutfaklarda geçirilen zaman da giderek artıyor
İnternetten keyif satın almak
Her şeyin çarçabuk aynılaştığı bir çağda, kişiye özel hizmetler sunan siteler hızla artıyor. Bu sitelerden birinde yer alan tatil seçenekleri de önerdiği farklı alternatiflerle dikkat çekiyor
Dostlarımızı koruyabildik mi??
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü artık daha coşkulu kutlanıyor. Peki değişen bir şey var mı? Merak edenler için araştırdık; 4 Ekim 2010'dan bugüne kadar geçen bir yılda hayvan hakları konusunda neler yaşandı?
Aydın işi zamanda yolculuk
75 yaşındaki Woody Allen'da, maşallah, yorgunluk alametleri yok! Tersine her filminde daha da gençleşiyor. Bu kez bizlere...
Doğa kasabasında isteyen binicilik isteyen dokuma yapıyor
Kastamonu'ya 29 kilometre uzaklıktaki Daday ilçesinde, eko-turizm amacıyla kurulan tesiste, binicilik eğitiminden ahşap yapımına, bisiklet turlarından olta balıkçılığına kadar pek çok faaliyet gerçekleştiriliyor
Ekim gezginleri
Yaz bitti haberini ilk kez duymuyorsunuz, o kesin. Ama yaz bitip de sonbahar gelince neler yapacağını düşünen; kanepede yaşayana, evinden çıkmayana, sokakları arşınlayana, 'arkadaş candır'cılara... Listeler hazır
Yeni mevsim, yeni mekanlar
İstanbul'da yaz sezonu, yeme-içme sektörü için durgun geçti. Sonbaharla birlikte ise şehir yeniden hareketlendi, yeni mekanlar peş peşe kepenklerini açtı. İşte yenilik arayanlar için alternatif mekanlar
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.