Tasarruf aleminin insanları, sevgili ablalarım ve teyzelerim yeniden merhaba. Bugünkü konumuz, elektrikli aletler. Günümüz teknoloji devri, evlerimizdeki tüm alet edavat; elektrikli. Hal böyleyken, elektrik faturaları da aile bütçesinde önemli bir gider kalemi. Ne yapsak etsek de şu elektrikli aletlerin harcattığı parayı biraz düşürsek. Valla ne yalan söyleyeyim hem kendim için soruşturdum hem de sizin için. Gittim konunun ilgilisine ve de bilgilisine "Şu hindi gibi kabar kabar kabaran faturaları nasıl hale yola koyacağız?" diye sordum. Şimdi benim bir alışkanlığım var. Bunu da itiraf etmek gerek. Öyle ikide bir fişi çıkar, fişi tak işine gelemiyorum. Eminim pek çoğunuz da aynı benim gibisiniz. Hayır zaten bir süre sonra hangi fiş hangisinindi unutuyor insan da o yüzden. Ama üstadlarım, ağabeylerim bunun yanlış olduğunu söylüyor. Örneğin şarj cihazları prizde bırakıldığında elektrik kullanmaya devam ediyormuş. O nedenle işi bitince bu cihazları prizden çıkarıp elektrikle bağlantısını kesmek lazımmış. Yani üstadlar bunu söyledi ya, bir koşu eve geldim ne kadar şarj cihazı varsa hepsini prizden çıkardım valla. Tabii arkadaşların bundan öncelikli gördükleri konu, tasarruflu ampullerin kullanımı. Ama bakın o noktada kendime haksızlık etmek istemem. Çünkü vatanına milletine saygılı, doğa ve çevre dostu biri olarak, daha bu ampuller piyasaya çıkar çıkmaz evdeki bütün ampulleri tasarruflusuyla değiştirdim. Tamam bu işte para söz konusu olmadı demiyorum. Amaçlarımdan biri de paradan tasarruf etmekti. Ama ben ilk planda milli servet heba olmasın ilkesiyle hareket ettim. Onu bir vurgulayım isterim. Dediğim gibi uzmanların tavsiyeleri üzerine bazı alışkanlıklarımı değiştirmek durumunda kaldım. Mesela ben midesine hafif düşkün biri sayılırım. Yemek deyince iki dakikada aklım başımdan gider. O nedenle buzdolabım her zaman hazır ve nazır yiyeceklerle doludur. Bazen aç bile değilken zevkine bir şeyler yemek için gider buzdolabının kapağını açarım. Şöyle bir 5-10 dakika kapak açık buzdolabını seyre dalarım. E haliyle de zavallı buzdolabımın sabahtan akşama kadar çalışıp çabalayıp yarattığı soğuk havayı heba etmesine neden olurum. Yani sizin anlayacağınız boşa enerji ve para israfı. Buzdolabından bahsederken, önemli bir tasarruf kalemi daha öğrendim; doğru dondurulmuş gıda. Doğru şekilde dondurulmuş gıda da enerji tasarrufu sağlıyormuş, nasıl mı? Bir... sebzeler ayıklanırken su harcanmıyor. İki... dondururken enerji harcanmıyor. Üç... pişerken çok daha kısa sürede, çok daha az enerji kullanarak pişiriliyor. Üstelik, besin değerleri de kaybolmuyor. Bu yüzden doğru şekilde dondurulmuş gıdaları tercih etmek de bir tasarruf kalemi olabiliyormuş. Son olarak, benim yine sonradan öğrendiğim önemli bir konu da, bulaşıkların elde yıkamak yerine makinede yıkanması. Bulaşıklar elde yıkadığında, dört kişilik bir Türk ailesinin harcadığı su miktarı ölçülmüş; 126 litre. Tabii bulaşık yıkanırken, bir de bu kadar su ısıtılıyor. Öğrendiğime göre suyu elektrik ile ısıtmak, enerji israfında başta geliyormuş. Oysa, bulaşıklar makinede yıkandığında harcanan su sadece 12 litre, yani ısıtılan su elde yıkamaya göre 10 kat daha az. Sözün kısası, bulaşıklarınızı makinede yıkamak elektrik faturanızda ciddi bir rahatlama getirebilir. Ufak tefek demeyelim, her türlü enerji tasarruf fırsatını değerlendirelim, hem bütçemizi hem de milli serveti israf etmeyelim.