"Sayın baylar, bize hep ders verirsiniz: Aman, günah ayıp, kötü yanlış. Aç karnına kuru öğüt çekilmez. Önce doyur beni, ondan sonra konuş. Sende göbek, bizde ahlâk nedense..." Bertolt Brecht'in 80 yıl önce yazdığı
Üç Kuruşluk Opera adlı oyunun ikinci perdesinin kapanış parçası olan
İnsan Neyle Yaşar? adlı şarkının giriş sözleri bunlar. Bugün başlayan 11. Uluslararası İstanbul Bienali'ne başlığını veren şarkının...
Üç Kuruşluk Opera, 1928'deki galasında büyük başarı kazanmış ve kısa sürede tiyatroda devrim niteliğinde değişikliklere sebep olmuştu. Bahsi geçen şarkı da 20. yüzyıl popüler kültür tarihinde özel ve neredeyse simgesel bir rol oynadı. "İnsan Neyle Yaşar?" sorusu, bugün Brecht tarafından ortaya atıldığı 1928 yılındakinden bile daha acil ve can alıcı bir önem taşıyor. Bu yılki bienalde 40 ülkeden dünya güncel sanat çevrelerinde tanınan ya da yeni keşfedilen 70 sanatçı ve sanatçı grubunun 120'den fazla projesi, bu soruya cevap vermeye çalışıyor. Bienal kapsamında özgün çalışmaları sergilenecek sanatçılar arasında, Kahireli ressam Anna Boghiguian var. Boghiguian, bienalde şair Kavafis'in şiirleri için gerçekleştirdiği, 50'den fazla illüstrasyondan oluşan dizisiyle yer alıyor. Sanatçı, ailesi aslen İstanbullu olan Kavafis'le ilgili bu proje için İstanbul'da da araştırmalar yaptı. Kavafis'in şiirlerinden esinlenen yeni illüstrasyonları da dahil ettiği çalışması, Antrepo No.3'te görülebilir.
50 YAŞINA KADAR 328 FOTOĞRAF
Eserlerinde gündelik hayattan öğeleri bir araya getiren Hans-Peter Feldmann'ın, İstanbul Bienali'ndeki işlerinden ilki
Ekmek Dilimi adlı enstalasyon. Sanatçı bienalde ayrıca, 1994'te gerçekleştirdiği ve sıradan bir kadının çocukluğundan 50 yaşına kadar çekilmiş 328 fotoğrafından oluşan,
Portre. Bir Kadının 50 Yılı adlı çalışmasıyla da yer alıyor. Sanatçının her iki çalışması da Antrepo No.3'te. Bienale
Nükleer Bomba Sığınağı için Çalışma adlı işiyle katılan yeni neslin parlak sanatçılarından Shahab Fotouhi'nin yeni enstalasyonu da aynı mekânda yer alıyor. İki yıl önce gerçekleştirilen İstanbul Bienali'nde çalışmalarıyla dikkat çeken Hırvat feminist sanatçı Sanja Ivekovic'in dört projesini de görebilirsiniz. İstanbul'daki bir sığınma evinde kalan kadınlarla yaptığı atölye sonucunda, onların kendi hikâyelerini yazmalarını isteyen Ivekovic, bu hikâyeleri ünlü tasarımcıların güneş gözlüğü markalarının reklam ilanlarıyla birleştirerek toplumun en önemli sorunlarından biri olan aile içi şiddete dikkat çekecek. Bienalde yer alan dikkat çekici çalışmalardan biri de 1962 Saraybosna doğumlu sanatçı Danica Dakic'in
Isola Bella adlı video yerleştirmesi. Pazaric'teki Çocuk ve Gençleri Koruma Kurumu'nda koruma altında olan çocukların ve gençlerin sesini duyuran, maske temasını ön plana çıkaran video, Antrepo No.3'te izlenebilecek.
CANLI HEYKELLER
Zofia Kulik ve Przemyslaw Kweik'ten oluşan Polonyalı sanatçı topluluğu KweiKulik'in,
Dobromierz'le Faaliyetler adlı çalışmaları çiftin oğullarının etkisini taşıyor. İkili, canlı heykel muamelesi yaptıkları çocuklarını sanat nesnesi haline getirmiş. İstanbul Bienali, dünyanın ilk video sanatçısı kabul edilen Nam June Paik'in
Life adlı işine de yer veriyor. 1932 Güney Kore doğumlu bu büyük usta, 2006'da Amerika'da öldüğünde arkasında pek çok farklı yöntemle ürettiği sayısız yapıt bırakmıştı. Nam June Paik'in
Life dergisi kapaklarına öznel müdahaleler yaptığı, dergiyle aynı adı taşıyan yapıtı, bienal kapsamında Antrepo No.3'te sergileniyor. Dikkat çekici bir diğer video çalışması ise Polonyalı Krytyka Polityczna hareketinin üyesi Artur Mijewski'ye ait. Belfast'tan Gazze'ye giderken yollarda çektiği videolar,
Demokrasiler adı altında gösteriliyor. Merak edenler için
İnsan Neyle Yaşar? şarkısında soruya verilen cevabı da yazalım: "İnsan neyle yaşar: Ezip hiç durmadan, soyup dövüp, yiyip yutarak insanları. Yaşayabilmek için hemen unutmalı. İnsanlığını unutmalı insan. Katı gerçek budur, kaçınılmaz. Kötülük yapmadan yaşanamaz."
NEREDE?
Bienal bu yıl üç ayrı mekânda sergileniyor. Tophane'de İstanbul Denizcilik İşletmeleri'ne ait alandaki 3 numaralı Antrepo'da, 48 sanatçı ve sanatçı grubunun projeleri yer alıyor. İkinci mekân olan Tophane'deki Tütün Deposu'nun giriş katındaki galeri, bienalden bağımsız sergilere ev sahipliği yapmaya devam ederken 15 sanatçının projeleri Tütün Deposu'nun giriş ile birinci ve ikinci katlarında yer alıyor. Bunun yanı sıra öğrencisi olmadığı için 2003'ten bu yana hizmet vermeyen Feriköy Rum Okulu, ilk kez bir sanat mekânı olarak kullanılıyor. 1875'te Feriköy Avukat Caddesi'nde açılan ve daha sonra 1900 yılında Abide-i Hürriyet Caddesi'ne taşınan, 2003'ten beri ise hizmet vermeyen Feriköy Rum Okulu'nda da 20 sanatçının projeleri izleyiciye sunuluyor. Bienal sergi mekânları pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık. Sadece bienal açılışını takip eden 14 Eylül Pazartesi günü tüm mekânlar açık olacak.
NE KADAR?
Bu yılki bienal bilet fiyatı 10 TL. İlköğretim ve lise öğrencileri ile 65 yaş üstü izleyiciler, öğretmenler, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyeleri sergiyi 5 TL'lik indirimli biletle izleyebilecekler. Bilet fiyatlarına Bienal Rehberi de dahil! Üniversite öğrencileri, öğrenci kimliklerini göstererek Koç Holding'in konuğu olarak bienali bedava gezebilecek. www.iksv.org/bienal
10 İSİM TÜRKİYE'DEN
Bienale katılan sanatçı ve sanatçı gruplarının 10'u Türkiye'den: Hüseyin B. Alptekin, Nevin Aladağ, Yüksel Arslan, Cengiz Çekil, Işıl Eğrikavuk, İnci Furni, Nilbar Güreş, Aydan Murtezaoğlu & Bülent Şangar, Erkan Özgen ve Canan Şenol. Aydan Murtezaoğlu&Bülent Şangar'ın işsizlik, düşük ücret karşılığı iş güvenliği olmadan çalışma ve sosyal devlet kavramını sorguladığı
İşsiz İşçiler-sana yeni bir iş buldum! adlı proje, bienal kapsamındaki özgün projelerden... Antrepo No.3'teki proje mekânında, proje için işe alınan gençler, iki aylık sergi boyunca projenin performatif bir sunumunu gerçekleştirecek. Türkiye güncel sanatının ustalarından Cengiz Çekil, bienalde 1975-80 yılları arasındaki çalışmalarından oluşan bir seçkiyle yer alıyor. Sanatçının Türkiye'deki 1980 öncesi siyasi ve ekonomik gelişmelerin oluşturduğu toplumsal atmosferi yansıtan çalışmalarının yanı sıra kavramsal yapıtlarını da içeren bu seçki, Antrepo No.3, Tütün Deposu ve Feriköy Rum Okulu'nda görülebilir. Bienalin küratörleri dört kadın olunca Türkiye'den dikkat çeken kadın sanatçılardan bahsetmemek olmaz.
İbretnüma videosuyla bienale katılan Canan Şenol, çalışmasında
Binbir Gece Masalları'ndan yola çıkıyor. Minyatür sanatından izler taşıyan videosunda bir kadın hikâyesi üzerinden Doğu'nun kendine bakışını ele alıyor. Viyana'da yaşayan Nilbar Güreş ise
Bilinmeyen Sporlar başlıklı serisinde, toplumsal cinsiyet üzerine düşündürüyor. Çalışmalarında yer alan kadınlar ev temizliyor, ağda yapıyor... Hüseyin Alptekin'in 2007'de 52. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu'nda yer alan
Don't Complain (
Şikâyet Etme) enstalasyonunun parçası olan neon çalışması, bienal kapsamında Antrepo No.3'te. Geçen yıl kaybettiğimiz Alptekin, birçok uluslararası sergiye katılmıştı.
Dört kadın küratör
11. Uluslararası İstanbul Bienali'nin küratörleri What, How & for Whom / WHW (Ne, Nasıl ve Kimin için) dört kadın küratörden oluşuyor: Zagreb Üniversitesi'nde Sanat Tarihi ve Karşılaştırmalı Edebiyat alanında lisans ve yüksek lisans eğitimi alan Ivet Curlin, Ana Devic, Natasa Ilic ve Sabina Sabolovic. 1999'da kurulan WHW, çalışmalarını Hırvatistan'ın Zagreb kentinde yürütüyor ve 2003'ten bu yana Zagreb Belediyesi'ne bağlı, kâr amacı gütmeyen Nova Galerisi'ni yönetiyor. WHW'ye göre bu bienal, sanatçıların bugün aciliyet taşıyan ekonomik ve toplumsal soruları sormasını sağlayacak bir tür senaryo işlevi görecek. WHW, Brecht'i tekrar gündeme getirerek çağdaş kapitalizm koşullarında sanatsal uğraşın rolü hakkında bir düşünme denemesine girişmeyi ve günlük pratiklerimizi, değer sistemlerimizi ve eylem biçimlerimizi yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor.