Yazar Selim İleri, onun için "Edebiyat insanları, sanat insanlarıyla duygun bir alışverişi var Muhsin'in. Kendi içtenliği, sevimliliğiyle sizi objektifine ustalıkla konuk ediyor," diyor. Eğer Muhsin Akgün söz konusu ise onun objektifine konuk diğer sanatçılara da sorsak benzer sözleri dillendirirler. Yaklaşık 10 yıldır
Radikal'in kadrosunda yer alan Akgün, edebiyatçı, sinemacı, müzisyen, ressam, yüzlerce sanatçıyı kadrajında ağırlarken bir misafirperver titizliğinde çalışır ve onların insani yönlerini ortaya koyan fotoğraflar çeker. Bir anlamda sanat dünyamızın görsel vakanüvistliğini yapan Akgün'ün bu tavrı camia tarafından da artık kanıksanmıştır. Bundan olsa gerek onunla çekim yapmanın bir ayrıcalık olduğu düşünülür. Fotoğraf çektirmeyi sevmeyenlerin bile Akgün'ün adını duyunca nasıl yüzlerinde bir tebessüm belirdiğine çoğu kez şahit olmuşluğumuz var. Her fotoğrafçı gibi Akgün de iyi fotoğrafın peşinde. Fakat başarıya giden her yol mübahtır tavrını benimsemediğini söyleyebiliriz. Çekim sırasında bunu da hemen belli eder. Onca ünlü insanla, insani ilişki kurmanın peşindedir. Ki bu insani ilişkinin sonuçları da çektiği fotoğraflara sirayet eder. Ortaya çıkan sonuçlar genel olarak sanatçılar tarafından da beğenilir. Kimi kitaplarında kimi sergi kataloglarında Akgün'ün çektiği fotoğrafları kullanması da bu yüzdendir. Akgün'ün namı Türk sanatçılarla sınırlı değil. Nick Cave'den, Pina Bausch'a birçok ünlü ismin onun çalışmalarını takdir etmişliği var. Kişisel sergiye sıcak bakmayan Akgün, Adil Gültekin ve Uğur Ataç'la birlikte bir dönem yaşadığı Moda semtiyle ilgili bir sergi gerçekleştiriyor. 24 Ekim'e kadar sürecek, 2. Burunda Sanat Festivali kapsamında Moda sokaklarında açılan
Moda'nın Yüzü başlıklı sergide Moda'da yaşayan insanların fotoğrafı yer alıyor. Fotoğraflar daha sonra TÜYAP Kitap Fuarı'nda sonra da Türkiye Mevsimi kapsamında Fransa'da sergilenecek. Sergiyi bahane edip Akgün'ün fotoğraf serüvenini konuştuk. Böylece 'ünlü'lerle kurduğu insani ilişkinin detaylarına vakıf olduk.
- Kültür sanat dünyasına odaklanmanın sebebi nedir?
- Gazete ve dergiler için farklı alanlarda da fotoğraf çektim ama çok keyif aldığımı söyleyemem. Kültür sanat sevdiğim bir alan. Fotoğraf çekmesem de hayatımda önemli bir yeri var. Günlük hayatta gitmek istediğim faaliyetlere, tiyatro, sergi, film, şimdi fotoğrafçı olarak gidiyorum.
- Sanatçılar seninle çalışmaktan çok memnun kalıyor. Bu memnuniyeti nasıl sağlıyorsun?
- Çektiğim insanların çoğu ünlüler. Onlara, medyada çalışanlar genel olarak ünlü gibi yaklaşıyor. Ben sanırım onlara daha insani bir yaklaşım sergiliyorum. Bu o insanları öncelikle rahatlatıyor. Onların bu ünlü olma durumuna karşı ördüğü birtakım duvarlar var, bu yaklaşımla o duvarı kaldırıyorlar. Ayrıca karşılıklı memnuniyete de önem veriyorum. İstemedikleri hareketleri yapmaya zorlamıyorum onları. Gülmek ya da objektife bakmak istemiyorlarsa, zorlamam. Bir de bu insanlarla fotoğraf çektikten sonra 'işimiz bitti hadi bana eyvallah,' tavrına girmiyorum. Farklı yerlerde karşılaşınca da sohbet ediyorum. Yaptıkları işleri takip ediyorum. Böylece çekim aslında tanışma vesilesi oluyor. Sonra başka bir çekim için buluştuğumuzda size kendilerini emanet edebiliyorlar.
- Yine de bir mesafe koyduğunu düşünüyorum.
- Tanıştık samimi olalım gibi olayı sulandıran hamlelerden sakınıyorum. Diyalog kurmanın ve sürdürmenin önemli olduğunu düşünüyorum, bu süreçte insani tavırlar öne çıkıyor.
NEJAT İŞLER MUHABBETLİ, YAŞAR KEMAL ESPRİLİ
- Bu insanların sana yaklaşımı nasıl oluyor?
- Olumsuz bir yaklaşımla karşılaştığımı söyleyemem. Gazetede fotoğraflar çıkınca bir teşekkür alıyorum. Onlara çektiğim fotoğrafları illa gönderiyorum. Mesela Sezen Aksu, Serra Yılmaz, Nick Cave, Pina Bausch fotoğraflarını imzalayıp gönderdiler. Mehmet Güleryüz bir gravürünü hediye etti. Yazarlar imzalı kitaplarını gönderiyor. İnsanı motive ediyor bu durumlar.
-Seni şaşırtanlar var mı?
- Var tabii... Ünlüler hakkında onlarca rivayet vardır. Çok gergin, titiz, ketum diye. Ama bu söylentiler genelde yanlış çıkıyor. Mesala Nejat İşler'le ilk çalıştığımız zaman damardan muhabbete girebildik. Hemen muhabbete gireceğimizi düşünmemiştim. Yaşar Kemal'in çok esprili bir yönü varmış. Bir araya geldiğimiz zaman oldukça hoş hikâyeler anlatıyor. Yavuz Turgul, Ömer Vargı ve Okan Bayülgen ile fotoğraf üzerine derinlikli sohbetler yapmıştık. Hoştu o sohbetler. Ama bazı yönetmenler fotoğraf çektirme konusunda tedirgin oluyor. Onları pek anlamıyorum.
- Moda'da bir dönem yaşadın, farklılığı neydi?
- Moda'nın kendine has çok sevdiğim bir atmosferi var. Mahalle havasını hâlâ koruyor. İstanbul'un çok içinde bir yer, ama aynı zamanda sanki İstanbul'un dışındaymış gibi bir haleti ruhiyesi var. Bir de insani değerler daha aşınmamıştır orada.
- Sanat dünyasının aktörlerini belgeliyorsun...
- Kültür sanat dünyasının son 10 yılının görsel arşivi oluştu elimde. Açıkçası bu arşivi önemsiyorum. Çünkü, gazetecilikte gündemde olan önemlidir. Fakat bu gazeteci telaşından sıyrıldığınız zaman bellek oluşturmanın önemini kavrayabiliyorsunuz. Bu arşivle ilgili olarak bir kitap çalışması yapılıyor. Sponsor bulunabilirse sanırım okurla da buluşabilecek.