Girne'de yaşayan Aslı Erkmen, ailenin en küçük üyesi olan kızı Melis'i dünyaya getirdiğinde adanın güneyinde Dimitris Hristofyas, başkanlık koltuğunda ilk gününü tamamlıyordu. Erkmen'in telefonu çaldığında hattın öteki ucunda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat vardı. Doğum için Aslı'yı tebrik ediyor ve Melis'e sağlıklı ve mutlu bir hayat diliyordu. Bu dileklerinin gerçekleşmesi için ise küçük kızın annesini göreve çağırıyordu. Müzakerelerin başlaması söz konusuydu. Aslı Erkmen, kızının kırkını çıkarttıktan hemen sonra Girne'deki evinden çıkarak başkent Lefkoşe'deki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün yolunu tuttu. Kalbinin bir yarısı kızı, ötekisi ise onun geleceği olabilecek barış müzakereleri için çarpıyordu. Bunun zorlu bir süreç olabileceğinin farkındaydı. Çoğu zaman onun yanında olamadığı için kendini suçlu hissetti ama kızını emanet ettiği annesinin sözleri kalbine ihtiyacı olan suyu serpti: "Kızım üzülme belki kızının yanında olamıyorsun ama tarihin bir parçası oluyorsun." Aslı gibi çoğu 30 ve 40'lı yaşlarda 11 kişi, Kıbrıs'ın makus talihini tersine çevirip, adanın makus tarihini yeniden yazmaya aday. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Özdil Nami'nin liderliğindeki 11 kişilik ekip, yaklaşık iki yıldır çetin çalışmalar ve pazarlıklar yürütüyor. Hepsi kendi alanında uzman, yetenekli ve tecrübeli insanlardan oluşan heyetin tümü, halklarının kaderini silahla değil ama kalemle şekillendirecek müzakere sürecinde gönüllü olarak görev alıyor. Onlar, Kıbrıs'ın yeni nesil barış mücahitleri. Adanın kuzeyindeki Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle görüşmelere verilen aradan faydalanarak, perde arkasında sürdürülen müzakereleri yürüten heyetle buluşma fırsatı yakaladık. Adadaki kimileri için kahraman, kimileri için ise vatanı satmakla suçlanan heyet üyeleri, yaşadıklarını, sevinçlerini, hüzünlerini öfkelerini ve gece gündüz demeden yürütülen müzakerelerin ardından yorgunluklarını anlattı. Belki bir gün dünya tarihine geçecek müzakereleri yürütenler, çarpıcı anekdotları ilk kez SABAH ile paylaştı.
ALTI BAŞLIKLI MÜZAKERE
Yönetim ve güç paylaşımı

Avrupa Birliği

Ekonomi

Toprak

Güvenlik ve garantiler

Mülkiyet
BAZEN EŞİNİZ DAHİ SİZE İNANMIYOR
KKTC Müzakere Heyeti, aralarında akademisyenler, emekli askerler, hariciyeciler ve milletvekillerinin de olduğu gönüllü bir grup. Hiçbiri yaptıkları iş için ayrı bir maaş almıyor. Başta haftada bir gün olarak başlayan görüşmeler, önce ikiye ve yoğunlaştırılmış süreçte ise ocak ayından bu yana üç güne çıktı. Ekibin koordinatörlüğü Lefkoşe milletvekili Özdil Nami üstleniyor. Nami, Cumhurbaşkanı Talat'ın özel temsilcisi. Aynı zamanda heyet içinde sağduyunun temsilcisi olarak görülüyor. Market sırasında beklerken arkadan yanaşarak "Arkanızdayız. Sıkı durun" diyenlere sevindikleri kadar, vatanı satmak ve milli davaya sahip çıkmamak eleştirisiyle birlikte yaşamak zorunda olduklarını söylüyor. Nami ile birlikte ekibi en çok zorlayan şey ise bu eleştiriler değil. Onlar asıl müzakerelerde sağlanan ilerlemeleri, gizlilik kararı nedeniyle kimseyle, hatta eşleriyle bile paylaşamamaktan sıkıntı duymuş. Nami, "Çok hassas konularda karşı taraf taviz veriyor ve siz kazanım sağlıyorsunuz ama televizyonda o konuda ateş altında kalıyorsunuz. Ama çıkıp anlatamadığınız için bazen eşiniz dahi size inanmıyor" diyor.
EN GENÇLERİ 64 YAŞINDA
Ekibin en genci 64 yaşındaki eski hariciyeci Reşat Çağlar. Kendisi aynı zamanda ekibin en neşeli insanlarından biri. Ve elbette en tecrübelileri. Daha önce de Rauf Denktaş ile 1980 ve 90'larda New York'ta Dışişleri Müsteşarı sıfatıyla Rum heyetleriyle müzakerelere katılan dört kişiden biri. Kipriyanu, Klerides ve Papadapulos ile görüşmelerinde Denktaş'ın heyetinde yer almış. Çözüm vizyonuna sahip bir liderle müzakere yürütmenin çok farklı olduğunu söylüyor. Ekibin en ağır yükü ise ikisi kadın üç kişinin üzerinde. Pozisyon tutanaklarının hazırlanması, görüşme tutanaklarının tutulup raporların hazırlanmasını Mehmet Dana, İpek Borman Genç ve Aslı Erkmen üstleniyor. Rum heyette ise tek bir kadın müzakereci olduğunu aktaran Genç ve Erkmen, gülerek bu kişinin daha sonra Rum Dışişleri Bakanı olduğunu anlatıyor. Genç'in de 2.5 yaşında bir çocuğu var. Ona zaman ayırmak bir kenara Genç'in yemek yemeye dahi zamanı olmuyor. Bu yüzden 1 Nisan'da yapılan basına yönelik bilgilendirme toplantısının hemen ardından açlıktan bayılarak hastaneye kaldırılmış. Mehmet Dana ise müzakerelerin ilk toplantısında iki heyetin de kravatlı gittiği ancak sıcaklar nedeniyle rahat giyinme konusunda aldıkları kararın aynı zamanda ilk uzlaşılan konu olduğunu söylüyor.
UZUN BOYLU KONFEDERALİST
Görüşmeler sürerken, Türk heyeti dinamik ve yaratıcı öneriler üreten ekip olarak, müzakerelerin tıkandığı noktalarda esnek hamlelerle ilerleme sağlamasını bilen taraf olur. Yönetim ve güç paylaşımı konusunda uzman hukukçu Yrd. Doç. Dr. Tufan Enhürman, bu yeteneğinin kurbanı olur ve bir lakap kazanır. Uzun boylu Enhürman, Hristofyas tarafından "Uzun boylu konfederalist" olarak çağrılır ve üzerine bu tanım adeta üzerine yapışır. Heyetin en güçlü olduğu konuların başında ekonomi geliyor. Yenal Süreç, Vargın Varer ve Mustafa Besim, üniversite ve özel işlerinden fedakarlık ederek, çözümün ardından Türk kesiminin ekonomik eşitliği için mücadele veriyor. Heyetler, çoğu zaman yemeklerini müzakere yaptıkları masada yemek zorunda kalır. İki heyet arasında samimiyet zamanla ilerler. UEFA Kupası'nda Galatasaray ile Panatinaikos eşleşmesi olunca ise bahisler açılır. Ekipler iki maça da gitme konusunda anlaşır ancak müzakereler buna izin vermez ama girilen iddiaları maçla birlikte Türk tarafı kazanır.
TAVİZ YOK, OLMAZ DA
Ekibin emekli asker üyesi Salih Cengaver Cem, 28 yıllık görevin ardından 2008'de Tuğgeneral olarak emekli olduktan sonra müzakerelerde gönüllü olarak yer almış. Güvenlik ve garantiler ile toprak konusundan sorumlu. Taviz verme iddialarına şiddetle karşı çıkıyor ve "Taviz diye bir vizyonumuz yok ve olmayacaktır. Taviz verecek olan olursa karşısında ilk ben dikilirim," diyor ve ardından da ekliyor: "Kim tavizkar, kim daha milliyetçi yaklaşımıyla gidilecek bir yer yoktur."