Son 15 gündür her sabah aynı şeyi düşünüyorum, "Bir bebek suyu nasıl bu kadar çok sevebilir, bu nasıl bir mutluluktur?" diye. Bir yaşındaki kızımı şaşkınlıkla izliyorum... Sadece ben değil, plajdaki herkes... Ayşekiraz'ın burada bir hayran kitlesi var, onu yüzerken izlemeye bayılıyorlar. Her gün 10.00 civarı denize adımını atıyor bizimki. Tutuyor babasının elinden, su seviyesi göğsüne ulaşana kadar yürüyor hiç korkmadan. Saçlarını ıslatmak için babası onu suya batırıp çıkarıyor önce ve sonra gel keyfim gel! Bırakıyor çırılçıplak bedenini suya, ellerini ve ayaklarını çırparak yüzmeye çalışıyor sözüm ona. Ama ne çırpınma, ne istek, ne heves... Sahildekiler, "E bu yüzüyor valla," diye birbirine sesleniyor hayretler içinde. Suyun kaldırma kuvvetini fark ettiğinden beri de daha bir keyif alıyor denizden, bıraksanız sanki gerçekten yüzecek... İlk kez denize girdiği halde suyla bu kadar barışık olması, en çok babasıyla benim hoşuma gidiyor tabii. Bir yandan da onunla gurur duyuyoruz... Ayrıca taa Bodrum'a kadar sırf onun için geldik, denizin ve güneşin tadını çıkarsın diye. Bir zahmet sevsin denizi... Ama her anne baba bizim kadar şanslı değil. Bulunduğumuz yerde gerçekten çok çocuk var, hepsi de iki-dört yaş grubunda. Sudan hoşlanmayanlar, hoşlananlardan daha fazla. Girseler bile binbir naz sonrasında, oyunlarla kandırmak zorunda kalıyor anne babaları. Bir de bir gün sudan çıkmayan, ertesi gün ise denizi görmek bile istemeyenler var. Beni en çok da onlar şaşırtıyor doğrusu... Ancak işin ürkütücü tarafı bu gelecek yıl bizim de başımıza gelebilir. Çünkü çocuklar 'korku'yu öğrendikleri anda yeni tepkiler geliştiriyor her şeye karşı. Örneğin şimdi denizde olmaktan müthiş haz alan kızımız; seneye büyüdüğü, soğuk sıcak farkını daha iyi hissedebildiği ve suyun tehlikeli olabileceğini anladığı için denize girmek istemeyebilir. Burada iş yine ebeveyne düşüyor, çocuklarına suyu ve yüzmeyi sevdirmek için bunu keyifli bir oyuna dönüştürmeleri gerekiyor. İşin ilk koşulu her şeyi alıştıra alıştıra yaptırmak. Sudan korktu mu? Zorlamanın ve onu daha da korkutmanın hiç anlamı yok, aksine denizden ömür boyu nefret etmesine neden olabilirsiniz. Önce birkaç gün düzenli olarak denize sadece ayaklarını soksun, birlikte oynayın. Sonra isterse biraz daha, ertesi gün biraz daha... Yanında suyu seven ve suda eğlenen bir yaşıtının olması da etkili bence. Onun ne kadar keyif aldığını görüp bu deneyimi birlikte paylaşmak isteyebilir. Tabii doğuştan itibaren bebeğinize sık sık banyo yaptırıp, küvette oyun oynamanız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. Bu hepsinden önemli... "Kış ayında doğdu; üşür, hastalanır," diye lütfen bebeğinizi yıkamaktan çekinmeyin. Hem göreceksiniz, su tüm negatif enerjisini üzerinden alacak ve hafifleyip mışıl mışıl uyuyacak. Deniz de aynı etkiyi yapıyor, üstelik de yoruyor ama benim kızım hariç! O ne mi yapıyor? Suya girdikçe açılıyor, açıldıkça daha da girmek istiyor... Ama varsın uyumasın, mutlu oluyor ya, bu bana yetiyor!