Birkaç gün önce gazetelerde okumuşsunuzdur, 'Efe Önbilgin, Deniz Akkaya'nın evine taşındı' diyordu haberde. Malum, ünlü mankenin bir kanalda yönetici olan sevgilisi Önbilgin'le ilişkisi uzun süre konuşulmuştu. Ayrılıklarından iki ay sonra hamile kaldığını öğrenmesi ve bebeğini tek başına doğurma kararı da gündemi epey meşgul etmişti... Önbilgin, doğacak çocuğuna ve sevmiş olduğu kadına her zaman sahip çıktı, şimdi de ister gönülden olsun, isterse zaruretten bu 'taşınma' haberiyle gerçekten tebrikleri hak etti. Ha bir de doğuma yakın, birlikte 'sinerji' oluşturacakları söyleniyordu haberde... Onun adına 'sinerji' değil, dayanışma denir bence. Bir kadınla erkeğin dünyaya getireceği en güzel şey için el ele vermesidir bu ve yapılması gereken en doğru şeydir! 16 aylık bir anne olarak şunu söyleyebilirim ki, bir çocuğun tüm sorumluluğunu anne olarak tek başına almak delilik... Çocuğun bir anne kadar babaya da ihtiyacı var. Çocuk büyütmek ve yetiştirmek sadece onu emzirmekten, beslemekten, altını değiştirip uyutmaktan ibaret değil çünkü. Zorunlu ayrılıklar nedeniyle babasız büyüyen çocuklardan bahsetmiyorum. Ama günü geldiğinde onlara da "Benim hayatım niye arkadaşlarım gibi değil?" sorusunun cevabını vermek zorundasınız, tabii ikna olursa... "Babasız büyüyen çocuklar 'baba' kavramının ne olduğunu bilmez. Bu yüzden sorun yoktur," diyenlere de hiç katılmıyorum. İster erkek çocuk olsun, ister kız, bir erkek rol modeline ihtiyacı var hayatta. Bunu karşılayacak biri yoksa da o çocuğun ileride işi zor çünkü taşlar bir türlü yerine oturmuyor. Hep bir eksiklik duygusu, hep yarım kalmış karakterler...
ANNE YETMEMEYE BAŞLADI
Bu yaz babasından zorunlu olarak birkaç aylığına uzak kalan iki yaşında bir kız çocuğuyla tanıştım ben. O ve şimdi arkadaşım olan annesiyle, iki aya yakın birlikteydik. Önceleri annesinin peşini bir an olsun bırakmayan, o yanında oturmadan kumda oyun bile oynamayan bir çocuk olarak dikkatimi çekmişti Gonca. Hatta kızım sürekli babasıyla yüzüyor ve onun kucağından inmiyor diye, anne-kızı biraz kıskanmıştım. Ama zaman geçtikçe ve sohbet ettikçe bir kadının çocuğuna eşinden uzak tek başına bakmasının ne kadar zor olduğunu gördüm. Birkaç hafta sonra yalnız annesi yetmemeye başlamıştı çünkü Gonca'ya... Bizimkileri görünce onun baba özlemi daha da pekişmiş, babasını arar olmuştu. Ve sonunda eşim ister istemez ona da bir nevi babalık yapmaya başladı çünkü küçük Gonca ona 'baba' demeye karar vermişti bir kere. Hatta bugüne dek altını annesinden başka hiç kimseye açtırmayan Gonca bir akşam bize geldiklerinde eşime kendini gönüllü teslim etmiş, altını değiştirip yıkamasına bile izin vermişti. Annesi şaşkınlık içinde gözlerine inanamıyordu ama baba özlemi ona hiç yapmadığı şeyleri yaptırıyordu işte! Bir babanın boşluğunun asla başka bir şeyle dolduramayacağını da orada anladım ben ve babasız çocuk büyütmeye niyetlenenleri tekrar düşünmeye davet etmek istedim. Şimdi, elbette benim üzerime vazife değil ama Efe Önbilgin, taşındığı o evden bir daha hiç ayrılmasın derim ben. Böylelikle kızı için bu hayatta yapabileceği en güzel şeyi yapsın. Zaten dünyaya geldiğinde onun o muhteşem kokusu onlara öyle iyi gelecek ki, bence annesini de bir daha bırakmak istemeyecek...