Çocuklar
gülsün diye çıktılar yola. Mardin'in Bilge Köyü'nde yaşanan katliam sonrası Gülben Ergen'in Bilge Köyü'ne ve civardaki köylere yaptığı ziyaretle tanıştılar ülkenin 'öteki' çocuklarıyla. Annelikleriyle baktılar o çocukların gözlerine, annelikleriyle okşadılar ellerinin altına uzanan sıfır tıraşlı kafalarını, annelikleriyle dinlediler hırıltılı öksürüklerini, annelikleriyle tarttılar her biri yaşından daha küçük gösteren bedenlerini. Üç kadındı bunları düşünen; biri sanatçı, ikisi işkadını, üç kadın: Gülben Ergen, Feride Edige ve Elvan Oktar. Tek bir amaçları vardı: Çocukları güldürmek. Kampanyalarının adını da sırf bu yüzden 'Çocuklar Gülsün Diye' koydular. Bu üç kadının amacı 0-6 yaş arası çocuklara hak ettikleri mutluluğu vermekti. Köylerde, ilçelerde, ihtiyacı olan her yerde ana sınıfları yapmaya işte bu amaçla karar verdiler. Türkiye'nin kuş uçmaz kervan geçmez yerlerini, sınır boylarını seçtiler ana sınıfları kurmak için: Tokat, Mardin, Erzurum, Trabzon, Sinop ve Hatay, tespit ettikleri ilk altı kent. Ve 30 Mart'ta Milli Eğitim Bakanlığı'yla protokolü imzalayıp işe koyuldular. Aradan bir ay geçmeden 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Bozçalı beldesinde 60 anaokulu öğrencisinin yüzlerindeki gülümseme olmayı başardılar açtıkları anasınıfıyla. İkinci durak her şeyin başladığı yer, Mardin'di. Mardinli çocuklara söz verdiğini anlatıyor Gülben Ergen ve verdiği sözü tutmanın gururunu yaşayarak geziyor, ikinci ana sınıfının açıldığı Nusaybin'in Duruca beldesinde. Bir grup gazeteci Gülben Ergen'le Duruca Köyü'ndeki ana sınıfı açılışı için Mardin'deyiz. Erdoba Konakları'nda kahvaltıyla başlayan Mardin'in o sıcak gününde, üç arkadaş heyecanla anlatıyorlar kampanyalarını. Mali olarak çok açık ve denetlenebilir bir kampanya yürütüyorlar, her bir ana sınıfını 150 bin TL'ye mal etmişler. Bu arada neler öğrenmişler neler. Mesela 'derz' sözcüğü bunlardan biri. Bir inşaat tabiri olan ve kaplamalar arasında iki modül arasındaki boşluk anlamına gelen derzin, 'derz dolgusu'yla nasıl kapatılacağını artık üçü de biliyor. Saymakla bitmiyor yaptıkları: İnşaat firmalarıyla yaptıkları görüşmeler, üniversitelerde kampanyaya öğrencileri dahil etmek için yaptıkları paneller, SMS kampanyasına katılımı sağlamak için katıldıkları televizyon programları ve her bir ana sınıfına servis sağlamak için otomotiv firmalarıyla yaptıkları görüşmeler. Duruca Köyü'ne doğru yol alırken, hazırlıkları denetlemek için bizden birkaç saat önce köye doğru yola çıkan Gülben Ergen'in bizzat eşlik ettiği tuvalet aynaları, klozet kapakları, klima montajları ise herkese sadece 'Helal olsun' dedirtecek türden.
TEŞEKKÜRLER ANNE YÜREĞİNDEN
Suriye'yle arasında sadece tel örgüler ve mayınlı bölge olan Duruca ise bir başka heyecanla karşılıyor Ergen'i, arkadaşlarını ve biz gazetecileri. Unutulduklarını sananların, hatırlandıklarını gördüklerinde yaşadıkları sevinç var her birinin, özellikle de kucaklarında çocuklarıyla 40 derece sıcağa rağmen okul bahçesini dolduran annelerin yüzünde. Behiye Fidan (45) bir babaanne, Türkçe konuşamıyor ve Kürtçe yanıtlıyor sorularımızı. Ona göre bundan daha hayırlı bir iş olamaz, çocukları büyümüş olsa da torunlarını anaokuluna göndermeyi çok istediğini söylüyor: "Gülben Ergen'e anne yüreğimle teşekkür ediyorum, hayırlarla gelsin." Teybimizi bir başka anneye, Anube Er'e uzatıyoruz: "Dört çocuğum var, ama artık büyüdüler, keşke onlar küçükken bu anaokulu açılmış olsaydı, hiç düşünmeden gönderirdim. En azından terbiye öğrenirlerdi. Biz annelerin böyle bir desteğe çok ihtiyaçları var." Kucağında altı aylık bebeği Sümeyye var Menifa İlhan'ın. Sekiz çocuğu var, kucağındaki en küçüğü: "Gülben Ergen'e o kadar büyük bir teşekkür borçluyuz ki, yaşı uygun olan bütün çocuklarımı göndermek istiyorum," diyor. Okulda ise en güzel giysilerini giymiş çocuklar, heyecanla bekliyorlar kurdelenin kesilmesini. Vali, MEB yetkilileri, ilçenin önde gelen yöneticileri, Mardin milletvekilleri, herkes orada. Ama en çok heyecanlı olanlar okula kabul edilmiş minikler. Renkli çantalarını ellerinden hiç bırakmadan oturuyorlar sıralarında, hayatlarında ilk kez gördükleri oyuncakları, kalemleri gözleriyle okşuyorlar, inanamıyorlar her şeyin onlara ait olduğuna. Diş macunu ve diş fırçasını evine götürmek istiyor biri; sabah-akşam dişlerini fırçalamayı istemiyor "Kullanırsam biter ama," diyor. Okulun bahçesindeki kaydıraklar sadece onların değil, artık ergin olan ağabey ve ablalarının da mutluluk sebebi. Duruca'dan ayrılırken son kez baktık çocuk yüzlerine, gülümsüyorlardı...