DEMET Karabulut, bundan tam altı ay önce, Fenerbahçe ve Galatasaray arasında, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda yapılan basket maçı sırasında öfkelenerek, orta parmağıyla tribünlere deyim yerindeyse 'hareket çeken' bir kadın. Bu hareketinden sonra altı ay ceza aldı, müsabakalara katılması yasaklandı. Ama bu, kendini unutturduğu anlamına gelmiyor. Geçen hafta Cem TV'de bir spor programına yorumcu olarak katılan Demet Karabulut bundan sonraki 'sportif' kariyerine, yorumcu olarak devam edecek. Üstelik program partneri, altı ay önceki olaylar sırasında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda olan, Galatasaray Bayan Basketbol Takımı Genel Menajerliğinden henüz ayrılan Mihriban Oğuz. Türk futbol camiası, her türden erkek yorumcuya alışık... Hatta bu konuda erkek egemenliği yadsınamaz bir gerçek. Bu iki kadın, yapacakları yorumlarla erkekler dünyasına rakip olacağa benziyor ama iki kadın arasında zor zamanlar geçirecek bir erkek var; programın moderatörü olan
Cumhuriyet gazetesi Spor Müdürü Arif Kızılyalın. Oğuz, Karabulut ve Kızılyalın ile
2'si 1 arada isimli programı konuştuk:
MİHRİBAN OĞUZ:
Benim kadar tecrübeli erkek yorumcu yok
- Basketbolcusunuz ama futbol konuşacaksınız.. - Sporculuktan gelen bir tecrübeyle iyi futbol yorumlayabildiğimi düşünüyorum. Babam eski bir futbolcu, onunla oturup maçları birlikte yorumlarız. Küçüklüğümden beri evin içinde böyle bir ortam var, dolayısıyla yabancı değilim konuya. Sadece futbolu değil sporu iyi yorumlayabileceğimi düşünüyorum. - Daha önceden tanışıyor muydunuz program partnerinizle? - Burada bir araya geldik. Emre Kongar'la Mehmet Barlas fikir ayrılıkları olan yorumcular, onlar bir televizyon kanalında oturup ekranı paylaşabiliyorlar. Biz de bunu başarabiliriz diye düşündüm. Gayet seviyeli bir şekilde bunu yapabiliriz. - Demet Hanım Galatasaray tribünlerine 'hareket çektiği' sırada siz sahadaydınız, ne düşündünüz? - O esnada takımda görevliydim, bizim maçımızdan sonra erkek maçı vardı. Üç büyük takımın birbirleri arasında yaptığı bir protokol var, rakip seyirciler salonlara gitmiyor. Hatta oyuncu yakınlarının bile maça gitmesi yasak. Böyle bir protokol yapıldıktan sonra nasıl o salona girdi? Baştan aşağıya yanlış. Çünkü Fenerbahçe ve Galatasaray sokakta misket oynasa bir gerilim, stres yaşanıyor. Dolayısıyla tansiyonu yükseltmeyecek şekilde davranmak gerekiyor, her iki taraf için de. En başta, o salona gelmiş olmak bir hata. Ondan sonra ne olursa olsun, mümkün olduğunca duygulara hakim olmak gerekiyor. Benim de çok başıma geldi, bir kadın olarak bir takımın başına çıkıyorum, tribünde bana da çok kötü tezahüratlar yapıldı, ama dönüp de hiçbir zaman bir el hareketi yapmadım. Çünkü karşıda bir kitle var ve yaptığınız en ufak bir hareketle, mimikle onların hepsini aşağıya indirebilirsiniz. Gazetelere yansıyan o meşhur el hareketi fotoğrafını görünce, 'Bu da bir nevi terör,' diye yorumladım. Bunu, bu şekilde başlatmak hiç doğru değil, kadın olsun, erkek olsun fark etmez. - Bu programın diğerlerinden farkı ne olacak? - Baktığınızda haber spikeri olup spor haberi vermekle, spor yorumlamak çok farklı durumlar. Yorumcu kesiminde bir erkek hegemonyası var. Ama sporun kadını erkeği yok. Bunu bir feminizm olayına dönüştürmeden kabullenmek gerekiyor. Belki benim kadar tecrübeli erkek yorumcu yok. Çünkü ben oyunculuk yaptım, yöneticilik yaptım... Erkeklerin yorumladığı kadarını biz niye yorumlayamayalım ki? Bir hanım elinin değmesi şıklık, farklı bir bakış açısı katar. - Tartışmalı bir program mı olur sizce? Çünkü sonuçta fanatik taraftarsınız aynı zamanda. - Sizce? Kadının olduğu yerde tartışma olur (gülüyor). Erkeklerinkinden daha şiddetli olabilir. Biz tanıtım çekiminde bir araya geldik. Resim çekilirken ufak ufak atışmalar bile oldu. İkimiz de kendi kulüplerimize gönülden bağlı olduğumuz için, mutlaka tansiyonun yükseldiği zamanlar olacaktır.
DEMET KARABULUT:
O hareketi bir erkek yapsa bu kadar olay olmazdı, ben kadınım diye işler büyüdü
- Sizce niye böyle bir program teklifi aldınız? - Kasım ayında gündeme geldiğim için bence. - Biraz agresif bir yapınız mı var? - Hayır. Aksine normal hayatımda hiç agresif değilim. Ama programda ne olur bilemiyorum. Bir şeyi yaşamadan söyleyemem. - Evde bir maç izleyip yorumlarken, sert misinizdir? - Maçta gördüğünüz pozisyondan pozisyona çok değişiyor. Takımızın bir haksızlığa uğramışsa, ister istemez sinirleniyorsunuz, çok da 'relaks' olmak mümkün olmuyor. - Ne zamandır Fenerbahçe taraftarısınız? - Çocukluğumdan beri. Yasağım gelene kadar devamlı tribünlerde olan bir insandım, evde seyretmem ben maçı, futbol, basketbol, voleybol, deplasmanlar dahil. - İşinizi gücünüzü nasıl yapıyorsunuz bu arada? - Ben borsacıyım, maçlar da hafta sonu. - Stresli bir iş, deşarj olmak için mi maçlara gidiyorsunuz? - Çok stresli ama hiç öyle düşünmedim. İşime çok alıştım ben, 16 yıldır bu mesleği yapıyorum. Maçlara deşarj olmak için gitmiyorum, sevdiğim için gidiyorum. Herkes tribünde kardeş, eşit. Bir bakkal tribüne gider de, bir borsacı kadın gidemez mi? Bana 21 Kasım'da yasak geldi, o güne kadar tüm müsabakalara, deplasman dahil giderdim. Kürek müsabakasına bile gittim, takımın renklerine bağımlılık o. - Kadınların tribüne gelmelerini küfürü engellemek için istiyorlar ama sizin yaptığınız hareket bu tezi çürüttü... - Küfürün önüne geçemezsiniz, bunun kadını erkeği yok. Kadınlar da çok küfür ediyor. 55 bin kişilik stad, bu küfrü herkes ediyor. - Olaya dönmek istiyorum. Tam olarak ne oldu salonda? - Gitmem yasak olan bir maça gittim. Üstümde hiçbir renk taşımadan, Fenerbahçe ibaresi üstümde olmadan gittim, maçı izliyordum, skor 56-56 iken, basket atma sırası Fenerbahçe'nindi, basketi atıp maçı alacaktık. Ama atamadık, bizim taraftan 'Eyvah,' diye bir ses yükselince, tribünlerin çoğu Fenerbahçeli olduğumuzu anladı, ayakkabı botundan tutun, çakıya kadar, bozuk para, telefon şarjı, su şişesi üstümüze yağmaya başladı. Küfürler edilmeye başlandı. Galatasaray taraftarı sahaya indi. Benim orada yaptığım bir refleks hareketiydi, bir tepkiydi. Basında görüldüğü gibi 10 dakika o hareketi yapar halde öyle durmadım. - Siz bir şeyleri provoke etme niyetinde değildiniz yani.. - Kesinlikle değildim. - Hiç korkmadınız mı koca salon dolusu insana karşı böyle bir hareket yapmaya? - O an korku falan gelmedi aklıma, korkmadım. Can acısından başka bir şey düşünmedim ben. Daha önceki maçlarda böyel hareketler yaptığım söylenmiş, kesinlikle yalan. Bir tanesi bulunup getirilsin, ne varsa elimde vereceğim. Bir erkek bunu yapsaydı bu kadar gündem olacağını zannetmiyorum. Hiçbir erkeğin hiçbir futbol maçında böyle bir hareket yapmadığını mı düşünüyorsunuz? Bunu salon sporunda da bir erkek yapsaydı bu kadar gündem olmazdı, ben kadınım diye olay oldu. - Sonra utandınız mı? - Utanmak değil de, 'Niye böyle yaptım, keşke yapmasaydım,' dedim. - Yaptığınız hareket sonuçta kulübe mâledildi. Buna üzülmediniz mi? - Çok üzüldüm, bir Fenerbahçe taraftarının bu şekilde gündeme gelmesini hiç istemezdim. Bu her kulüpte var.