Güzel bir restorana gittiniz. Mönüyü açıp baktınız ve ilginizi çeken birden çok yemek buldunuz. Seçmekte zorlanıyorsunuz tabii. Ne yapacaksınız? Eğer tabağından tırtıklayabileceğiniz kadar yakın bulduğunuz biriyle yemeğe çıkmışsanız "Ben şunu söyleyeyim, sen de bunu söyle, ikisinin de tadına bakarız," gibi bir yönteme başvurabilirsiniz. Ama bunu da yapamazsanız, seçtiğiniz ana yemekle yetinmek zorundasınızdır. Aklınız da hep seçmediklerinizde kalır. Fakat şimdi size bahsedeceğim restoranda hiç böyle bir zorunluluğunuz yok. Conrad İstanbul Otel'in içindeki Meze'de, ana yemekler dahil her şey meze büyüklüğündeki porsiyonlarda servis ediliyor. Tam da yukarıda bahsettiğimiz sorunu ortadan kaldırmak amacıyla... Tabii isteyen, sevdiği yemeği normal porsiyonda da sipariş edebilir. Restoranın şefi Batuhan Piatti Zeynioğlu, Meze'nin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: "Daha önce Meze'nin yerinde bir İtalyan restoranımız vardı. Gayet iyi gidiyordu. Ama oteldeki misafirlerimizin yüzde 70'i yabancı. Buraya geldiklerinde Türk spesiyalleri denemek istiyorlardı. Biz de onların taleplerini göz önünde bulundurduk ve güzel bir Türk lokantası yapalım dedik. İstanbul'da çok güzel balıkçılar ve kebapçılar var. Ama yabancıların orijinal Türk yemeklerini deneyebilecekleri çok fazla alternatif yok aslında. Biz, var olanlardan daha farklı bir konseptimiz olsun istedik. Ve bizim meze kültürümüzü biraz farklılaştırarak, ana yemekleri de meze büyüklüğündeki porsiyonlarda sunmaya karar verdik. İnsanlar tek bir ana yemeğe mahkûm kalmasın, pek çok farklı yemek deneyebilsin diye..."
MEVSİMİNE GÖRE MÖNÜ
Meze'nin mönüsünde hem orijinal Türk meze ve yemeklerinden seçmeler, hem de yerel malzemelere sadık kalınarak şef tarafından yaratılmış özgün yemekler var. Her mevsimin malzemeleri farklı olduğu için dört ayrı mevsime göre farklı mönüler hazırlıyorlar. Şu an sonbahar mönüsü var. Yakında kış mönüsü başlayacak. Mönü, soğuk mezelerle başlıyor. Biz gittiğimizde babaganuş, kısır, şakşuka, haydari, lakerda gibi klasik seçeneklerle karşılaştık. Ancak kış mönüsünde karalahana salatası gibi farklı soğuklar da olacakmış. Soğuklardan denediğimiz fava, acılı ezme, humus gibi mezelerin hepsi özenle hazırlanmış ve çok lezzetliydi. Buraya özgü mezelerden olup, İzmir usulü midye dolma içiyle hazırlanan midyeli lahana sarma da dikkat çekiciydi. Bu mezelere eşlik etmek üzere 10 farklı rakı çeşidi ile çeşitli şarap seçenekleri bulunuyordu. Sıcaklardan hardal otlu ızgara kokoreç ilgimizi çekti ama seçtiğimiz diğer yemeklerle uyum sağlamadığı için tercih etmedik. Kıtır pastırma, kuru domates ezmesi ve yoğurt köpüğü eşliğinde, geyik bonfilesiyle doldurulmuş Yozgat usulü mantı ise burada yediğimiz en uzun isimli, en ilginç yemekti. Genellikle hafif yemekleri tercih eden arkadaşıma geyik eti ağır geldi ama farklı et çeşitleri sevenler için son derece ideal bir yemek bu. Zaten restoranın müşterilerinden en çok ilgi gören yemeklerdenmiş ve mönüde sabit kalma ihtimali yüksekmiş. Yukarıda bahsettiğimiz gibi meze porsiyonlarında gelen ana yemeklerden ızgara jumbo karides, ızgara kalkan fileto, piliç yahni gibi yemeklerin hepsini çok beğendik. Özellikle kalkan bir harikaydı. Ayrıca hafifti de. Bu arada, perde pilavı gibi bazı yöresel yemeklerin de mönüye serpiştirilmiş olduğunu fark ettik. Ne kadar küçük porsiyonlarda da yesek bu kadar çok çeşit bizi şişirmişti ama şefin önerisi tatlıya da hayır diyemedik. Karamelize edilmiş kavunlu kuru baklavayla rakı granita. Baklavanın hamuru az şekerli ve çok hafifti. Yanındaki rakı granitanın (rakı dondurulup sorbe gibi hazırlanıyor) lezzeti baklavaya çok yakışmıştı. Sonuç olarak aklımızda mönüden görüp de denemek istediğimiz çok az şey kaldı. Meze, bizim açımızdan amacına hizmet etmişti! Burası, özellikle yurtdışından gelen konuklarına, bize özgü lezzetleri tattırmak isteyenler için iyi bir alternatif. Tabii fondaki yerel ezgiler eşliğinde...
Tel: (0212) 310 26 28 Adres: Barbaros Bulvarı Yıldız Caddesi, Beşiktaş