Oltanın
bir ucunda 'siz', diğer ucunda ise 80 kiloluk ve 60 beygir gücünde canı için mücadele veren bir hayvan varsa, bunun mücadelesi de heyecanı da hiçbir şeye değişilmez. Hatta bu öyle bir mücadeledir ki, balığın sizi diplere çekme durumu yakalanmasına göre çok daha olasıdır! Bir bakıma bu işin şakası yok, demek yerinde olur. Yaz da olsa, denize düşmek pek istenmeyen bir olay, nitekim o sular köpekbalığı barındıran dünyanın en zengin ortamlarından biri! Cape Town'da Büyük Beyaz (Carcharodon Carharias) köpekbalığı kafes dalışı turlarının da meşhur olduğunu hatırlatalım! Ama bütün bunlara rağmen, böylesine riskli bir iş için balık peşinde ta Güney Afrika'ya kadar gidilir mi? "Bal gibi de gidilir." Bu son cümle benim değil, ünlü avcılarımızdan Elvio Pennetti'nin. Pennetti, "Neden derseniz?" sorusunun cevabını şöyle veriyor: "Geçtiğimiz yıl düzenlenen yarışmadan herkes memnun kalmasaydı, bu yıl bir kez daha düzenlenemezdi. Bu av safarisi için Ümit Burnu'nun tekrar seçilmiş olması esasında tesadüf değil, tam tersine birçok etkenin optimal uzlaşmasının neticesi. Cape Town'ın çekiciliği, oradaki insanların cana yakınlığı, toplumun uluslararası niteliği, yeme içme kalitesi ve iklimin yumuşaklığı önemli faktörler teşkil ediyor. Ama bizim için ana etkenler; kendi ilkbaharımızda avlanılabilecek mevki, seçilen mevsimdeki hedeflenen balığın bolluğu, deniz şartlarının elverişliliği, uzun-yerel mesafe lojistikleri, lokal tekneekipman imkânları, konaklama, kıdemli balıkçıların yanı sıra tecrübesizlerin de yarışma havası altında avlanabilmesi, aile refakati imkânı, güvenilirlik ve tabii ki maliyeti. Çoğu kişi pek bilmeyebilir ama Ümit Burnu'nun eski, ilk ve bugün hâlâ ikinci adı olarak bilinen ismi; Bartolomeu Dias'ın tabiri ile 'Cabo Tormentoso' yani 'Fırtınalar Burnu'dur. Oralarda denize yani okyanusa açılmak kolay değildir ve dolayısıyla da avlanmak herkesin kolayca yapabileceği bir iş değildir.
BALIK ÇEŞİDİ ÇOK FAZLA
Geçen yıl kaldığımız bir hafta süresince ancak iki gün av çıkışı yapabilmiştik. Ama bu kez şansımız yaver gitti. Hedeflediğimiz türler ağırlıklı Tuna yani Ton/Orkinos türleri oldu. Orkinos türleri eşdeğer güç seviyelerinde, daha bol olduğundan ve daha kolay oltaya kancalanabildiğinden, bizim amacımızı daha iyi karşılıyor. Orkinos'un Yellowfin cinsi de Bluefin (Mavikanat) ile Albacore (Uzunkanat) arasında bir davranış yapısı ile bize çok uygun. Yarışmada ilk iki günün en iri balığı olan 77,760 kilogramlık Yellowfin herkesin odak noktası oldu. Çoğu yarışmacı askıdaki balık ile resim çektirdi. Günün hasatı, son iki saatlik bu coşkuyla 2 tona pek de uzak değildi. Sonraki günlerde ise kimse bu büyüklükte bir balık yakalayamadı ve ikinci günkü 77,760'lık Yellowfin ve onu alan ben, turnuvanın şampiyonu olduk."