5 günlük hava durumu
24 Ocak 2010 Pazar
Dindar değilim, dindarlara saygılıyım

Dindar değilim, dindarlara saygılıyım

Prof. Dr. Mehmet Altan, yeni kitabı Kent Dindarlığı 'nda Şeyh Galip'in 'derin' İslam anlayışının nasıl politik bir algıya dönüştüğünü, kentlerde doğan İslamiyet'in kırların yoksul çaresizliğinin sözcüsü haline gelmesini sorguluyor

"Onlar Müslüman olmakla seni minnet altında bıraktıklarını sanıyorlar. De ki; Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer imanınızda samimi iseniz, sizi doğru yola ilettiği için Allah'a minnet borçlusunuz." Hucurat Suresi'nin 17. ayeti, Prof. Dr. Mehmet Altan'ın Timaş Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı Kent Dindarlığı'nın da yazılma nedeni bir bakıma. Ayetten anladığınız gibi, bir iktisat profesörü olarak tanıdığımız Mehmet Altan, bu kez dinin yaşama biçimlerine dair sosyolojik önermelerle dolu ve birçok 'yeni'yi tartışmaya açan, birçok 'eski'yi de anımsatan fikirlerle çıkıyor okuyucularının karşısına. Çok duru bir dille yazdığı kitabında Altan, kent dindarlığını sahur davulunun 'herkes uyanıp sahura kalksın' baskıcılığıyla değil, "oruç tutan insanlar arasındaki tılsımlı mesajlaşma," olarak benimsenmesi gibi bir nüansla anlatıyor.

- Şeyh Galip'in Müslümanlığı ile Taliban'ın Müslümanlığı arasındaki fark nedir?
- Şeyh Galip, inanılmaz şekilde işlenmiş bir derin kültürün çok önemli bir ferdiyken; Taliban, Afgan kırlarının bütün hoyratlığını ifade eden bir vahşetle ortaya çıktı. Bence aradaki fark, dinin kendi kültürel özelliklerinin, güzelliklerinin, yaratıcılıklarının farkına varılmayıp onu siyaseten bir silah olarak kullanmaktır.

- Türkiye'de oy vermede din kaçıncı sırada?
- Ankara'da yapılan bir akademik araştırmada dinin yüzde 30'luk bir oranla birinci sırada olduğu tespit edilmişti.

BAŞLANGIÇTA KENTLİLERİN DİNİYDİ
- Gerçekten ezilmiş, dışlanmış kimselerin çaresizlikten Allah'a sığındıklarını mı düşünüyorsunuz?
- Darlık ve yoklukta insanlar hayatlarını değiştirmek için çeşitli ideolojilere kapılabilir. Bizim ülkemizde suyun, elektriğin, paranın olmadığı bir yaşam tarzında insanlar hayatın bütün yetersizliklerine, eksikliklerine, çaresizliklerine karşı can simidi olarak dinin siyasallaşan yüzünden medet umuyorlar. Din; darlıkta ve yoklukta sığınılacak bir limana, hayatta yetersiz kaldığında kullanılacak bir stepneye dönüşüyor.

- İslamiyet kentliliğe nasıl bakıyor?
- Başlangıçta, kentlilerin dini olan İslamiyet günümüzde tam tersi biçimde daha çok kırsal kesimin dini olarak algılanıyor. Müslümanların çok büyük bir kısmı kırsal kesimde, geri kalmış ülkelerde, çöllerde yaşıyor. Dünyada 57 Müslüman ülke ve 1.6 milyar civarında Müslüman var. Ama 57 İslam ülkesinin toplam üretimi üç aşağı beş yukarı Almanya'nın üretimi kadar.

- Müslüman kimliğini başkalarına üstün kılmaya çalışmaya dair ne dersiniz?
- Normalleşmiş, sahip olduğu hasletler sayesinde çıkar elde etme peşinde olmayan biri, bu özelliklerini belli etmeye neden ihtiyaç duysun? Kimliğine değer vermek onu ortaya sermeyecek, bu kimliği bir başkasına empoze etmeyecek kadar içselleştirebilmektir.

- Din nasıl bir politik algıya dönüşüyor?
- Bunu eğitim ve üretim sürecinde oynanan rol belirliyor. Sosyal yaşam piramidi yükseldikçe din algımız ve yorumumuz daha derinleşip felsefileşiyor ve içe dönük bir yolculuğun kapısını açıyor. Hırçınlığın ve öfkenin kapılarını gümbürdetiyor. Cumhuriyet'in kuruluşunda tüm unsurlara 'Türk milleti' denildi. Böylece çok dinli, çok kültürlü, toplumu geliştiren, dönüştüren çeşitlilik azaltıldı.

OSMANLI TARİKATLARI DAHA FELSEFİYDİ
- Cemaatlerin oluşumunu nasıl açıklıyorsunuz?
- Din devleti olmayalım denilip 'devlet dini' oluşturulduğu için toplum kendini bir şekilde korumaya çalıştı, cemaatleşti. Din devlete ait olunca, toplumun dini açıkta kaldı ve bu açığı cemaatler doldurdu. Bu sefer de sosyal adalet tesis edilemediği için ekonomik özgürlüğe ulaşmaları yapısal olarak engellenmiş, ailede, okulda ya da toplumda birey olma bilinci verilmeyen çoğunluğun bir kısmı bu tip yapılanmaların kurbanı da parçası da olabildi.

- Sizce cemaatler kent dindarı yetiştiriyor mu?
- Cemaat ve tarikatların Osmanlı'daki arayışları daha felsefi, daha derinlikliydi. Bugün cemaatler kırsal alandaki göçlerle tutunamayanların yatılı okulları halinde. Cemaat ve tarikatlar gerekli birikimi ve donanımı olmayan yığınların kentlerde sığındıkları bir liman oluyor ama kentte ayakta kalma çaresizliğinde varlık nedenlerini arama yolundaki derinlik de özünden koptukça kopuyor. Ne tam anlamıyla kentli ne de tam anlamıyla dindar olan bu biat, dinin esasından kopmuş dünyevi bir aranış.

DİN ALLAH'LA KUL ARASINDA
- Siz dindar biri misiniz?
- Ben dindar biri değilim, ama dindarlara çok saygılı biriyim.
- Dindar olmayan biri olarak sert bir kabuğa çarpacağınızı düşündünüz mü kitabı yazarken?
- Böyle bir kabuğa çarpacağımı düşünmüyorum. Çünkü gerçek dindarların doğal olarak düşünüp söyleyemeyeceği şeyleri, dindar olmayan biri, daha rahat söyleyip yaygınlaştırabilir.
- Bir insanın hem laik hem de dininden haberdar olabileceğini neden hazmedemiyor insanlar sizce?
- Dinin Allah'la kul arasında bir mevzu olduğunu, dinsel yaşamın bir robot portre aracılığıyla sunulamayacağı fikrini benimsememiz gerekli. Kimsenin kimseye bir cennet-cehennem sorgusu yapamayacağı, bunun dinin özüne aykırı olduğunu söyleyen bir anlayışa gerek var.

İNÖNÜ,'HALK BİLE BİZİM DÜŞMANIMIZ' DİYORDU
- Cumhuriyet projesinin elitlerin projesi midir?
- Bugünkü kentliler aslında Cumhuriyet elitleridir. Cumhuriyet kurulduğunda Ankara'nın nüfusu 32 bin kişiydi. Halkı kalkındırmak, dini kültürel yanıyla algılayıp normalleştirmek için bir projeleri yoktu. Batılı yapmanın yolunu da bilmiyorlardı. "Zorla, eğitimle, propagandayla, baskıyla yaparız," dediler. İsmet Paşa anılarında "Halk bile bize düşman. Halk bile bizim düşmanımız," der.

- Kemalistler ve siyasi İslamcıların AB karşıtlığı konusunda niye ortaklaşıyor?
- AB sürecine karşı çıkanlar, çıkmaza hapsettikleri Türkiye'den fayda sağlayanlar, dolayısıyla da ülkenin normalleşmesini istemeyenlerdir. Halbuki kültürel din anlayışının ön plana çıkmasının hem Türkiye'ye hem de İslâmiyet'e hizmet edeceğine inanan ve buna önem veren, bu toplumun enerjisinin, potansiyelinin laikçidinci çıkmazında tükenmesinden üzüntü duyan bilinçli bir dindar da, ideolojisiz, demokratik bir devletten yana bir Kemalist de AB sürecine dört elle sahip çıkmalıdır.

- Camiye sığınanlar ve Kemalist devlete sığınanlar. Peki ya aradakiler?
- Bugün artık bu iki odağın dışında, üçüncü bir demokrat kesim oluştu. Piyasadan para kazanan, daha iyi eğitimli, yeryüzüyle irtibatlı birer dünya vatandaşı olan demokratlar. Bu insanlar bir ülkeyi demokrasi ve özgür düşüncenin kalkındıracağına inanıyor. Kemalizm ile siyasal İslam arasındaki kavga eksenine sıkışmış çaresizliği de ancak bu demokrat kesim kırabilecek gibi gözüküyor.

* ÜNLÜLER HANGİ TAKIMI TUTUYOR?

* EN SEKSİ SEÇİLDİLER

* HANGİ ÜNLÜ NEREDE EVLENDİ?


* HANGİ ÜNLÜ NEREDE OTURUYOR?

* ÜNLÜLERİN BURÇLARI

* ÜNLÜLERİN GERÇEK İSİMLERİ

* ÜNLÜLERİN DOĞUM TARİHLERİ

* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ


* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Röportaj Haberleri

Sinemanın Üç As’ı
Bana ömür boyu 'Candan Erçetin'in sevgilisi' diyebilirler
İşte Ezel'i yazan ikili
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol