Kentlerin yaşamımızda özel bir yeri olduğuna inanıyorum... Doğduğunuz şehir... Bir aşk yaşadığınız şehir... Ailenizin, dostlarınızın, sevdiklerinizin yaşadığı, onlarla beraber bir parçanızın saklı olduğu şehirler... Sokaklarını, kahvelerini, caddelerini iyi tanıdığınız bir kentte kendinizi iyi hissedersiniz... O kenti bilirsiniz çünkü... Ama bir kent sizi tanıyor ve kucaklıyorsa, gerçekten bu hissi tarif etmek çok zor... Gaziantep bana bu müthiş duyguyu yaşatan çok özel bir şehir oldu.
NAKİP ALİ'DEN GELEN SEVGİ
Havaalanından otele doğru ilerlerken şehrin her tarafından, duraklardaki raketlerde; üst geçit alınlıklarında; sıra sıra dizilmiş panolara asılı afişlerle size "Hoşgeldiniz" diye seslenen bir kentle buluşmak gerçekten ifade edilmesi zor bir 'kucaklaşma' yaşattı bana... Ve Gaziantep'in, binlerce yıl öncesinden günümüze taşıdıkları sıcak, samimi ve bilge insan kimliğini hiç bozulmadan günümüze taşımış olan dost insanları ile tanışmam benim için büyük bir zenginlik oldu... Geçtiğimiz yıl, yakın bir arkadaşımın davetiyle, 'Mükemmel Bir Gün' filminin özel gösterimi için gelmiştim ilk kez Gaziantep'e... Bu ilk gelişimde Gaziantep beni çok etkilemişti... Yani bir kent tarihi yapıları, kültürü, yemeği ile çok çok güzel olabilir ama bir kenti kent yapan bana göre her zaman o kentte yaşayan insanlardır... Gaziantep'te de tüm bu güzellikleri 'daha güzel' yapan şeyin 'insanları' olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Nakıp Ali Sineması'nı görünce de şaşırdım... Son derece mükemmel salonları olan; sesiyle, perdesiyle, son teknolojiyle donatılmış bir sinema ile karşılaşmayı beklemiyordum doğrusu. Gerçek bir sinema sevgisi vardı kentte... Bu sevginin, filmimin gösteriminin yapıldığı sinemaya adını veren ve Gaziantep için efsanevi bir isim olan Nakıp Ali'den geldiğini öğrenmem uzun sürmedi. 1920'li yıllarda, henüz Türkiye'nin pek çok kentinde elektrik bile yokken Gaziantep'te sinema açan Nakıp Ali, şehrin kültürel gelişiminde çok önemli bir rol oynamış. O yıllarda açılan okuma yazma kurslarına gidenlere filmleri bedava izletirmiş... Çok hoş bir insanmış... Onunla ilgili pek çok anekdot dinledim. Ve yıllar sonra onun adını taşıyan bir sinemada filmimle olmaktan kıvanç duydum.. 'Mükemmel Bir Gün' için çok güzel yorumlarda bulundu Gaziantepliler...
BANDOYU UNUTAMAM!
Kentten ve insanından çok etkilendiğim Gaziantep'e tekrar gelmeye söz vermiştim. Ve sinemaların sahibi Fiba tekrar böyle bir organizasyonla davet edince ben de yeni filmimin bu kez Türkiye galasını Gaziantep'te yapmak istedim. İyi ki istemişim ve iyi ki Gaziantep ve Gaziantepliler'le tanışmışım. 'Serseri Mayınlar'la bizi Sinepark Nakıp Ali Sineması'nda ağırlayan Murat (Kazaz) beyin, ekibin ve tüm Gaziantepliler'in bende çok özel bir yeri var... Geçen yıl geldiğimde, çok etkilendiğim bu kente, bu kez mutlaka filminin Türkiye Galası'nı yapmak için geleceğime söz vermiştim ama bu kadar duygu yüklü bir kucaklaşma ile karşılaşacağımı hiç tahmin edemezdim. Belediye Başkanı ve Gaziantepliler beni kentin o şirin, olağanüstü bandosu ile karşılayınca hakikaten çok duygulandım. Bir sanatçı için yaşabileceği en güzel anılardan biri... Sokaktaki çocuklar bile adımı sorduklarında ve söylediğimde, cümleyi 'Serseri Mayınlar' diye tamamlamaları unutulacak gibi değil. Çay içtiğimiz kahvelerinde "Misafirimizsiniz" diyen o tek sözcükleri ile ne çok şey anlatıyorlar... Bence pek çok yönetmen Doğu'da Karadeniz'de ya da farklı bir başka bölge kentinde yapmalı ilk gösterimlerini... İstanbul çok güzel ve önemli bir yer ama Gaziantep deneyimim bana Anadolu ile buluşmanın çok farklı tatlar keşfetmemizi sağlayacağını gösterdi. Bunun sadece 'gala'nın yapıldığı kent ve oradaki insanlar için değil, bir yönetmen için de çok besleyici ve öğretici olduğunu düşünüyorum.
GAZİANTEP YEMEKLERİ VE SAHAN ŞİREHAN
Gaziantep'i tanımak, onunla tanışmak biraz da mutfaktan geçiyor... Ama ben dünyanın hiçbir yerinde bu kadar zengin bir mutfak yoktur diye düşünüyorum. Sahan Şirehan'da yediğiniz kemeli dürüm ya da yeni dünya meyvesiyle yapılan bir kebap lezzetini başka bir yerde tadamazsınız... Kebaplar, salatalar, hiç tanımadığım ya da tanıdığım ama yenildiğini bilmediğim otlardan yapılan mezeler, tatlılar, saymakla bitmeyecek bir sofra... İnsan böyle bir sofraya oturunca, sadece sevdiği arkadaşlarının, dostlarının da o masada olmamasına üzülüyor. Çünkü bunları başka bir yerde görüp tadamayacaklarını biliyorsunuz ve onların da masada olmasını istiyorsunuz, belki de bu yüzden Gaziantep sofralarında, o güzel yemekleri keşfederken bir yandan da telefonum elimden hiç düşmedi...
* DİZİLERDEKİ ÖPÜŞME SAHNELERİ
* ÜNLÜLERİN AZ BİLİNEN FOTOĞRAFLARI
* ÜNLÜLERİN ŞAŞIRTAN SIRLARI
* ÜNLÜLERİN ÇÖMEZLİK HALLERİ
* ÖYLE YERLERİNE DÖVME YAPTIRDILAR Kİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ