Edebiyat dünyasında uyandırdığı yankının da etkisiyle beyazperdeye taşınan 'Da Vinci Şifresi'nin devam filmi, 'Melekler ve Şeytanlar' 15 Mayıs'ta vizyona giriyor. Yönetmenliğini, ilk filmin yönetmeni Ron Howard'ın üstlendiği filmde; Tom Hanks, Ewan McGregor, Stellan Skarsgard ve Ayelet Zurer başrolü paylaşıyor. İlk filmde simgebilimci profesör Robert Langdon, Louvre Müzesi'nde işlenen bir cinayetle bambaşka dünyaların kapılarını aralamış, Katolik Kilisesi'ne ve 2 bin yıllık tarihe karşı bir maceraya atılmıştı. 'Melekler ve Şeytanlar'da da başrolde yer alan Tom Hanks, aynı rolle hayranlarıyla buluşuyor.
KİLİSE İLE ARASI SOĞUK
Robert Langdon, bu kez kendini Vatikan'ın kalbinde, Kilise'yi en eski düşmanlarından birinden, 400 yıllık bir yeraltı organizasyonu olan Illuminati'den kurtarmaya çalışırken buluyor. Tom Hanks; "Robert Langdon, 'Melekler ve Şeytanlar'ın başında; 'Da Vinci Şifresi'ndeki olaylar yüzünden Vatikan'la buz gibi bir ilişki içinde görülüyor" diye konuşuyor. Hanks projenin çekici gelmesinde Langdon'ın etkileyici ve gizemli zekâsının büyük rol oynadığını söylüyor. Ünlü aktör ayrıca yönetmen Ron Howard'la tekrar bir araya gelme fırsatına da memnuniyetle yaklaştığını söylüyor. "Hiçbir şey Ron'u yıldıramaz. Roma'da yüzlerce turistle birlikte Pantheon'un önünde çekim yapmak da..." diyen Hanks ve şöyle devam ediyor: "Ron, öğleden sonraları hava sıcak ve kalabalığın yoğun olduğu sahnelerde küçük arka sokaklar buldu. O kadar odaklanmıştı ki kalabalığın farkında bile değildi. Ne zaman zorlayıcı bir çekimle karşılaşsa, üstesinden gelecek yol buldu." 'Melekler ve Şeytanlar'ı okuduğunda Illuminati cemiyetinden çok etkilendiğini belirten yönetmen Ron Howard ise şöyle konuştu: "Illuminati'nin bir örgüt olarak sağ kaldığına ve bugün gizlice aramızda olduklarına; gündelik yaşantımızı, hükümet politikasındaki kararları ve şirket stratejilerini etkilediklerine inananlar var."
Erkekler onu ezemiyor!
Robert Langdon'a görevinde, Ayelet Zurer'in canlandırdığı, CERN'den gelen İtalyan bilim insanı Vittoria Vetra eşlik ediyor. CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi) dünyanın en büyük parça fizik laboratuvarı olarak biliniyor. İsviçre'de bulunan CERN, filmin prodüksiyonu sırasında dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısının çalışmasını başlatmıştı. 'Melekler ve Şeytanlar'da, Vetra'nın CERN'deki görevi; çalınan ve bir toplu kıyım silahı haline gelerek Vatikan'la birlikte Katolik Kilisesi'nin temellerini tehdit eden küçük bir antimadde kutusu etrafında gelişiyor.
ROLÜNE ÇOK ÇALIŞTI
Rolüne CERN'deki gibi parçacık hızlandırıcılarda gerçekleştirilen deneyler hakkında bilgi alarak hazırlanan Zurer, karakteri hakkında şunları söylüyor: "Vittoria ilgimi çekti çünkü yüksek derecede eğitim almış ve hâlâ erkek egemenliğindeki işleri yapan kadınların kuşağını simgeliyor. Aynı zamanda özel yaşamı var ve kariyeri için de duyarlılığını feda etmemiş."
Şifreleri çözüyor
Illuminati tarikatı, yeni papa olmak için favori aday olan dört kardinali kaçırıyor ve Vatikan'ı yok etmekle tehdit ediyorlar. Vatikan, yardımcı olması için Robert Langdon'ı çağırıyor. Toprak, hava, ateş ve su elementlerinin antik simgelerine bağlı Illuminati şifrelerini sadece Langdon çözebiliyor.