Cumartesi günleri TRT 2'de yayınlanan 'İstanbullu' programına konuk olan Yetkin Dikinciler, programın sunucusu Emine Çaykara'nın sorularını yanıtladı...
YETKİN DİKİNCİLER FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ...
Aksaray'da doğup büyümüşsünüz. Oyunculuğunuzda, doğup doğup büyüdüğünüz yerin etkisi olmuş olabilir mi?
İnsan şöyle düşünüyor; nasıl geçti habersiz, o güzelim yıllarım... Çok çabuk geçmiş gibi tabii. İçinde dünya kadar rengi barındıran bir şehirde oyuncu olarak, oyunculuk eğilimi duyarak yetişmenin tabii ki çok büyük katkıları var.
RENKLİ BİR ŞEHİR
Ne tür katkılar?
Rahmetli anneannem ebehemşireydi. Mahallenin başında, Marika Teyze otururdu. Bizim, yani İslam dininin bayramlarında da biz Marika Teyze'nin elini öperdik. İşte böyle bir şehir burası. Bu kadar renk zaten bir oyuncunun hayatta aradığı en önemli şeylerden biridir. Birçok hikaye var etrafımızda ve onları kendi hikayemiz yapabilmek önemli.
Şanslı hissediyor musunuz kendinizi...
Olağanüstü şanslı hissediyorum. Eskiden, oturduğumuz yerin 200 metre ötesinde, şimdi ne yazık ki oto yıkama olan, sonradan yerine alışveriş merkezi dikilen, bir gül ağacı vardı. Ağacın dibinde Karagöz tiyatrosu izlerdik. O taş duvarları koklardım ben; buralardan geçmiş, yankılanmış sesler diye.
Her gün yeni bir sürpriz sunuyor İstanbul insana

İstanbul'a baktığınızda, kurduğunuz hayalleriniz var mı? İstanbul öyle bir şehir ki dünden kalan, hatıranızda yer eden, belleğinize oturan hiçbir şeyi o kadar uzun hayal etme şansı vermiyor size. Her gün yeni bir sürprizle karşınıza çıkıyor. Çoklu bir şehir, çok renkli bir şehir. Halihazırda o sorunuzdan yola çıkarak en çok tekrarlamayı isteğim şey, sürprizleri İstanbul'un. 1453'ten beri bir İslam şehri İstanbul ama Fatih'in fethettiğinden beri, aslında dünyayı fethettiğinin bilinciyle bütün o değerleri korumaya çalıştığı mirasıyla yaşamamız gereken bir şehir...