"Ne yemek yiyeceğim ne de uyuyacağım. Ta ki, bu herifin başarılarını tekrarlayıp onu geçene kadar. Öyle bir geçeceğim ki Yorkshire birahanelerinde, o pis kokulu bardaklarını, pis kokulu ağızlarına götürürken, herkesin ağzında tek bir isim olacak: Brian Clough!" 1974 yılında, Leeds United yöneticileriyle oturduğu imza töreninde Brian Clough'un ağzından dökülüyordu bu kelimler. Unutturmak istediği isim, yerine geçtiği Don Revie'ydi. 13 yıl boyunca Leeds United tarihinin en büyük başarılarına imzasını atan Don Revie, İngiltere Milli Takımı'nın başına geçmiş, Leeds United tribünlerindeki yerini de 'efsane' kadrosundan almıştı.
TARİHİ BAŞARILAR
Brian Clough, süphesiz futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biriydi. Derby County gibi sıradan bir takımı ikinci ligin dibinden alarak, birinci lige çıkarmış, bir sonraki sezon da lig şampiyonluğuna taşımıştı. Brian Clough başarılıydı ama aynı zamanda agresifti. Kendi futbolcularını evlatları gibi görür, özel motivasyon teknikleriyle onları bir savaşçı hâline getirirdi. Ama basınla, rakip takımın menajerleriyle ve kendi yöneticileriyle sorunlar yaşardı. Dilinin kemiği yoktu. Hem de harcamaları azaltmasını tavsiye eden Derby County başkanına, "Ben olmasam senin o kırışmış k..ını kimse tanımazdı. İnsanlar artık seni tanıyorsa, bunun benim sayemde olduğunu unutma" diyecek kadar yoktu. Dilinin kemiği yoktu. Hem de Leeds United'ın başına geçtiği ilk gün, "Bundan sonra Don Revie'nin adını duymak istemiyorum. Kim, benden önceki dönemle ilgili bir yorum yaparsa, bir sezon boyunca ayakkabılarımı temizler" diyecek kadar yoktu. Dilinin kemiği yoktu, Derby County'den kovuldukları zaman kendilerine kucak açan Brighton'ı yarı yolda bırakmamaları gerektiğini söyleyen yardımcısı Peter Taylor'a, "Sen burada kalıyorsun, ben Leeds'e gidiyorum. Çünkü sen üçüncü sınıf takımların üçüncü sınıf hocasısın" diyecek kadar yoktu. Brian Clough, tarihin en başarılı teknik direktörlerinden biriydi. Arkasında onlarca başarı hikâyesi ve oklarına hedef olmuş bir o kadar insan bıraktı. Brian Clough futbolun gerçek yüzüydü. Futbolun dişlilerinin ne kadar acımasız olduğunu biliyordu; bir modern çağ gladyatörü olduğunun farkındaydı. Bu yüzden hiç rol yapmadı; oyunu kurallarına göre oynadı. Aklında ne varsa, dilinde de o oldu. Fatih Terim'in istifasından sonra ekranlara çıkıp, "Fatih Hoca'nın istifa etmesine üzüldüm; ama benim sözleşmemde de Milli Takım'a gidebileceğime dair bir madde var" diyen Ertuğrul Sağlam olmadı hiçbir zaman. Ya da "Fatih Hoca çok büyük değerdi. Keşke devam etseydi. Ama bize bir davet gelirse Milli Takım'da görev almaktan gurur duyarız" türünden duygusal sinyal çakmalar yapan Hakan Şükür veya Bülent Uygun da olmadı.
NE ÇEKTİYSE DİLİNDEN
Brian Clough, oyunu kurallarına göre oynadı. Rakiplerine saygı duydu ama sahte bir centilmenlik sergilemedi. Konuşması gerektiği yerde susmadı. İşte bu yüzden, hiçbir zaman İngiltere Milli Takımı'nın başına getirilmedi. Onu başaramadı; ama ülkenin onlarca şehrine heykelini diktirdi. Brian Clough, futbolun sahte centilmenlikler kaldırmadığını bildiği için, düşüncelerini açık açık dile getirdiği için, antrenmanda nefret ettirdiği rakiplerine sahada bir tekme bile sallamayan futbolcular yetiştirdiği için… Ve bizim topraklara ipotekliymiş gibi görünen delikanlılığın kitabını, İngiliz centilmenliğiyle yazdığı için; futbolun gerçek yüzüdür…