STRASBOURG, Fransa -Tomi Ungerer'den Avrupalı bakış açısı alabilmek için bir seks skandalının haber olduğu an iyi bir zamanlama olarak görünüyor. En çok satan çocuk kitapları yazarı, Avrupa Konseyi çocuklar ve eğitim kıdemli iyi niyet elçisi, kölelik ve erotik konular üzerine birdolu illüstrasyona imza atan bu Alzas doğumlu reklâm dünyasının eski kötü çocuğu, 77 yıldan sonra bile hala güçlü görünüyor. Onu Silvio Berlusconi, Roman Polanski ve Polanski'yi savunduktan sonra otobiyografisinde yazdığı para karşılığı genç bir Asyalı erkeklerle beraber olduğunu televizyona çıkıp anlatmak zorunda kalan Fransa kültür bakanı hakkında sorgulamak istemiştim. Hazırlık olarak Ungerer'in müzesini ziyaret ettim. Yazdığı onlarca kitap, binlerce çizim ve bir dolu oyuncak koleksiyonu için kendine ait bir müzesinin olması çok doğaldı. Müzede birkaç düzine yaşlı Fransız ve Alman ziyaretçi çiftleşen kaplumbağa resimleriyle, tavuk gibi bağlanmış çıplak kadın resimlerini dikkatlice inceliyordu. Ungerer zamanının yarısını burada yarısını da karısı ve çocuklarıyla birlikte İrlanda'da geçiriyor. 1960'larda ticari sanat sahnesinin vahşi ve çılgın demirbaşıydı. Cebinde 60 dolar para, bir kasa dolusu çizim ve Cezayir'de kaptığı bir hastalığın kalıntılarıyla birlikte 1956'da New York'a geldi. "Sports Illustrated" ve "Esquire" dergilerindeki işleri ve Galyalı bir domuz ailesinin hikâyesinin anlatıldığı "The Mellops Go Flying," için bir yayıneviyle anlaşması kariyerinin başlangıcı oldu. Kitap büyük sükse getirdi ve böylece o da. Dünya genelinde birçok reklâm kampanyasında çalıştı; savaş aleyhtarı posterler tasarladı; Otto Preminger ve Stanley Kubrick için çalıştı; daha fazla çocuk kitabı yazdı; Amerikan toplumunun ahlaki davranışlara Avrupai bir küçümseme getiren karikatürler çizdi. Ungerer'in stüdyosunda birçok kitap, Barbie bebekler, cansız manken bacakları, bir plastik tabanca, bir Beethoven portresi, ev yapımı bir Du- champ eseri gibi pencerenin altında duran sökülmüş bir tuvalet bulunuyor. Uzun boyuyla, örme bir kazağın içinde tatildeki İrlandalı bir balıkçıya benziyordu. Kelime oyunlarını ve aksanı seviyor ve açıkça yabancı rolü oynamaya bayılıyor: Fransa'da bir Alzaslı, İngiltere'de bir İrlandalı, Amerika'da bir Avrupalı. Parmağını göstererek "Tek bir kelimeyle" diyor, "Herhangi bir İngiliz aristokratının havasını söndürebilirim: İrlandalı mısınız?" Polanski davası ile ilgili eleştirileri üzerinde toplayan Fransız kültür bakanı Frédéric Mitterrand ile ilgili soruyu sorabildiğimde "Bu iş için çok fazla entelektüel" diye cevap verdi. Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy'i ise boğucu Fransız sistemini biraz silkelemek isteyen bir pragmatist olarak savundu. Polonski ile ilgili olarak ise cezasının bedelini ödediği söyledi ama arkasından da pedofil kadar korkunç hiçbir şey olmadığını sözlerine ekledi. Çocuk kitaplarına tutkun bu yazar, bu sebepten dolayı uzun zamandır Avrupa'nın çocuklar için iyi niyet elçisi olduğunu vurguluyor. Ungerer melankolinin yararlı olmadığını söylüyor. İnsanlar güzel anılarıyla ilgili melankoliye girerler çünkü bunlar geçmişte kalmıştır, kötü anıları yüzünden de melankolik olurlar çünkü yaralanmışlardır. Bu sözler onu biraz melankolik yapıyor sanki. Gülümsüyor ve kapıyı gri, yağmurlu bir öğleden sonraya açıyor.