Ödüller açısından kıskanç bir dönemdeyiz. Önce Nobeller vardı ve barış ödülü Başkan Barack Obama'ya daha yapmadığı şeyler için ve edebiyat ödülü Herta Müller'e çok az kişinin okuduğu kitaplar için verildi. Bir de Ekim ortasında ABD'deki Ulusal Kitap Ödülleri'nde bu yıl finale kalanlar açıklandı. Kurgu kategorisindeki beş finalistten üçü ABD doğumlu değil ve bu üç kişiden ikisi de bu ülkede yaşamıyor. Geçen sonbahar Nobel ödüllerini veren İsveç Akademisi'nin sözcüsü Horace Engdahl Amerikan kurgu edebiyatını "çok izole ve tecrit edilmiş" diye eleştirmişti. Son yaşanan sürtüşmelerden sonra doğal olarak şu soru akla geliyor: Engdahl'ın söyledikleri yanlış mı? Soruyu detaylandıracak olursak: Amerikalıların edebi zevkleri bu kadar kolay asimile veya taklit edilebilirse nasıl "çok izole" ve "tecrit edilmiş" olabilir? Ve eğer Amerikan bir adrese sahip olmaya gerek yoksa bir "Amerikan" kitabı yazmak ne anlama gelir? Ulusal Kitap Ödülleri jüri üyelerinin üstü kapalı bir şekilde öne sürdüğü sevindirici sav ise Amerikan kuramının hem tercüme edilebileceği hem de sınırları tanımadığı. Ödüle hak kazanmak için yazar ABD vatandaşı olmak zorunda ama başka ülkenin vatandaşı da olabilir aynı zamanda. Finalistlerden biri İrlandalı yazar Colum McCann Dublin'de doğdu fakat New York'ta yaşıyor. Kitabı "Let the World Spin" (Dünyanın Dönmesine İzin Ver) 1970'lerin New York'unda çeşitli hayatlarla bezeli ve aynı zamanda 11 Eylül Saldırıları'nın bir temsili. McCann kitabına geçen yılın finalistlerinden "The Lazarus Project" (Lazarus Projesi) kitabından iki cümle ile başlıyor. "Yaşayabileceğimiz tüm hayatlar, hiçbir zaman tanımayacağımız insanların tümü, hiçbir zaman olmayacak, her tarafımızdalar. Dünya budur işte." Bu sınırı olmayan görüş kitabın yazarı Aleksander Hemon'a ait. Saraybosna'da 1964'te doğan Hemon, 1992'de ABD'ye turist olarak geldi ve Bosna'da savaş çıkınca burada kaldı. 2004'te dahi ödülü olarak bilinen ve kazanana 500 bin dolar veren MacArthur Bursu'nu aldı. Dünya görüşü pasaport ve kalem arasında bir bağı reddediyor. Bu özgürlükçü bakış bu yılki kurgu ödülü finalistlerini değerlendirirken aklımızda kalması gereken bir öğe. Marcel Theroux Uganda'nın Kampala kentinde doğdu ve şimdi Londra'da yaşıyor. Amerikan deyimleriyle yazılmış "Far North" (Uzak Kuzey) adında bir kıyamet sonrası bir masal üretti. Etkisi açısından Yevgeny Zamyatin'ın (Biz), Jack London'ın "White Fang" (Beyaz Diş) ve Cormac McCarthy'nin "The Road" (Yol) kitaplarını andırıyor. Aynı zamanda Edmund Naughton'ın "McCabe and Mrs. Miller"ının karlı şiddetiyle bezenmiş. Ancak benzeri karşılaştırmalar doğru olmaz çünkü Amerikalı yazar Paul Theroux'un oğlu olan yazar kendi stilini kendi amaçları uğruna kullanıyor. Bir başka finalist Daniyal Mueenuddin Pakistan ve Wisconsin'de büyüdü. Genelde Pakistan'ın Güney Pencab eyaletinde yaşamasına rağmen şu anda Londra'da bir yıl geçirmekte. Büyüleyici derlemesi "In Other Rooms, Other Wonders" (Başka Odalarda, Başka Harikalarda) genelde Pakistan'da geçen birbiriyle ilintili hikâyelerden oluşuyor ve Guy de Maupassant veya daha yakın zamanda ortaya çıkan "The Death of Vishnu" (Vişnu'nun Ölümü) kitabının Hintli-Amerikalı yazarı Manil Suri'yi andırıyor. Mueenuddin ülkeler üstü bir kişi. Birçok hikâyesi Wisconsin'in otobanı değil Pakistan'ın M-2 otobanının gittiği bölgede geçmesine rağmen Amerikalı olmak istediği kadar Amerikalı bir kişi. Tüm kurgu kitapları, ABD'li veya yabancı, bu seviyeye çıkamıyor. Bazı yazarların kitapları ait olduğu bölgeden çıkarılınca aynı zenginliği yansıtamıyor. Avrupa, Orta Doğu ve Asya'dan düzenli bir şekilde kitap veya çeviri alan birçok açık görüşlü eleştirmen heyecanla bilinmeyen yabancı bir yazarın kitabını açtıktan sonra sinir veya sıkıntıyla kenara atabiliyor çünkü uzak bir diyarda geçen kitap kişiyi sürükleyemiyor. Aynı zamanda okuyucuların kendine yabancı kültürel sorunları anlaması açısından bir sınır var. Her zevk kendi ortamından ayrılamaz ama bu değerini veya ortamının onda bulduğu çekiciliği düşürmez. Beş yazardan biri 18 Kasım'da Ulusal Kitap Ödülüne layık bulunacak. Kim olursa olsun, o kişi çok yönlü sıfat olarak "Amerikalı"yı ve dünyanın kendisini anlamasını genişletecek.