SANTA BARBARA, Kaliforniya - Elinde su şişesiyle Dr. Dennis Staley yere çömeldi, parmağıyla toprağın yüzeyini temizleyip yere birkaç damla su döktü. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi'nde çalışan Dr. Staley ve arkadaşı Dr. Jason Kean bir sabah Santa Barbara'nın hemen yukarısında Mission Konvoyu'nda toprak su etkileşimiyle ilgili bir gösteri sunmak ve bunun üzerine konuşmak için bir mola veriyorlardı. Dr. Staley, "Yüzey suyu emecek. Ama yüzeyin hemen altında su birikecek" diyor. Beklendiği gibi, sanki masa üstüne dökülmüş gibi su damlaları hâlâ görünürdü. Staley, "Böylece bu, doğal olarak yamaçlardan akan ve toprakça emilmeyen su miktarını artırır" diyor. Büyük ölçüde küllerle örtülü çorak araziye bakan Staley, "Tüm bunları yapmamızın nedeni işte bu" diye ekliyor. İki bilimcinin "tüm bunlar" dedikleri faaliyetlere gevşek kaya parçaları, kömürleşmiş meşe ve bodur manzanita ağaçlarının gövdelerinin bulunduğu patikasız yamaçlarda dolaşmak, yanlarında da alıcı cihazlar, güneş enerjisiyle çalışan bir iletişim ekipmanı, üç ayaklı bir ölçüm aygıtı, kablolar, bataryalar ve diğer erzakları taşımak dahil. Uzun vadeli heyelan risklerine yönelik bir araştırmanın parçası olarak, yağışların nasıl ve ne zaman toprakla kayaları sürükleyebildiğini ve yıkıcı bir çamur seline dönüştüğünü anlamak için ücra bir noktada gözlem istasyonu kuruyorlardı. Yalnızca dört ay önce orman yangınlarının çoraklaştırdığı göz önünde bulundurulduğunda Mission Kanyonu, bir heyelan ya da bu durumda daha uygun tanımıyla toprak kayması veya bundan daha da geçerli tabirle "moloz akışı" için uygun bir yer. Sonbahar ve kış sağanaklarının ilkbahar ve yaz mevsimlerinde yaşanan orman yangınlarını izlediği Güney Kaliforniya ve Batı'nın diğer bölgelerinde heyelanlar neredeyse kaçınılmaz bir son. Ancak toprak kaymaları dünyanın her yerinde bitki örtüsünün yaygın olduğu arazilerde sık sık meydana geliyor. Pasifik Sahili Otoyolu'nun güneyinde, buraya yarım saat uzaklıkta bulunan küçük La Conchita kasabasında beyaz tahta haçlar 2005'te kasabada yaşanan toprak kayması faciasında 10 kişinin can verdiği yeri işaret ediyor. Geçtiğimiz birkaç ay içinde tayfunlar Filipinler ve Tayvan'da köyleri gömerek, yüzlerce kişinin ölümüne yol açarak ve ekonomik hayatın yaygın bir biçimde aksamasına yol açan toprak kaymalarına sebep oldu. Maryland eyaletinin Greenbelt kentinde yer alan NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde araştırmacı Dalia B. Kirschbaum'un topladığı verilere göre geçen yıl dünyada kayıt altına alınmış yağmur kaynaklı en az 540 heyelan meydana gelmiş. Bütün bu felaketlerde 2 bin 100'den fazla kişi hayatını kaybetmiş. Can ve mal kaybındaki bedel göz önünde bulundurulduğunda, Dr. Staley ve Dr. Kean heyelanların ne zaman ve nasıl meydana geldiği, yani toprağın ve altındaki kayanın hangi karakteristik özelliklerinin, yamacın eğimiyle yağış yoğunluğunun ne derece önüne çıkan her şeyi yıkan toprak kayması ya da kanyondan aşağı gürleyen bir çamur seline yol açtığı üzerinde çalışıyorlar. Ve Dr. Kirschbaum ile diğer araştırmacılar uydu verilerini kullanarak geniş ölçekte toprak kayması risklerini inceliyorlar. Amaç yerel, bölgesel ve hatta küresel yönden risk analizi yapmak ve felaketin ne zaman ortaya çıkabileceğini tahmin etmek. Oysa heyelanlar ne bilim dünyası ne de kamuoyu tarafından diğer felaketler kadar dikkat çekmiyor. Toprak kaymaları genellikle ikinci derece riskler, deprem, yangın, kasırga gibi çok daha büyük doğal felaketlerin yan ürünü olarak görülüyorlar. Heyelanlar, sık sık ücra ve gelişmemiş bölgelerde meydana gelen büyük ölçüde belli bir bölgede sınırlı kalmış olaylardır. Ayrıca oldukça şaşırtıcı olabilirler: Örneğin fırtınada bir yamaçta heyelan meydana gelirken, bitişik yamaçta hiçbir şey olmayabiliyor. İngiltere'de Durham Üniversitesi'nde coğrafya profesörü David Petley, "Burada gerçekten önemli bir problem var. Bu heyelanların oluş sürecini anlama konusunda inanılmaz ölçüde zayıfız" diyor. Aynı zamanda Uluslararası Heyelan Merkezi'ndeki küçük bir araştırma grubunun müdürlüğünü yapan Petley 2002'den beri ölümcül heyelanlara dair bir veritabanını muhafaza ediyor. Bunu kısmen, heyelanların ne zaman ve nerede meydana geldiği bilgisinin bu vakaları anlama yolunda bir adım olduğunu düşündüğü için yaptığını söylüyor. Ancak Petley'nin söylediği bir diğer sebep ise basitçe, "toprak kaymalarının ciddi sonuçları olduğunu göstermek."