SIMFEROPOL, Ukrayna - Binlerce kireçtaşı parçası, Avrupa'nın en büyük camilerinden birinin inşa edileceği deniz kenarındaki araziye yığılmış. Ekonomik krizle birlikte bir görkemli projenin daha güme gitmesine tanıklık eden, kulübenin içindeki kart bekçiden başka kimseler yok etrafta. Gerçi projedeki sorunun parayla hiç ilgisi yok. Cami arazisine protesto amacıyla getirilmiş ve üzerlerinde bir zamanlar Kırım Yarımadası'nda yaşamış ve Stalin tarafından sınır dışı edildikten sonra bir daha geri dönememiş insanların isminin yazılı olduğu kireçtaşlarında saklı sorun. Cami, sınır dışı edilmiş ve komünizm döneminde herkes gibi makûs bir talih yaşamış bir Türk topluluğu olan Kırım Tatarlarının anısına yapılacaktı. Ancak yerel yönetimin üstlendiği bu proje, politikayı, toplumsal sorunları, uluslararası gerilimleri ve tarihi travmaları kapsayan bir tartışma başlattı. Ve böylece Kırımlılar için cami arazisi, bir inşaat alanı olmaktan çıkıp bir hac yerine dönüştü. Bu, eski Sovyetler Birliği'nin herhangi bir yerinde olduğu gibi, geçmişteki günahların görünür kılınmasına kolay kolay izin verilmeyeceğinin başka bir kanıtı. Tatar lider Rıfat Çubarov, ertesi gün terk edilmiş cami arazisini gezdirirken "Her Müslüman bir taş getiriyor" dedi. Çubarov'un söylediğine göre, aylar boyunca Tatarlardan, kırgınlıklarını göstermeleri için, cami arazisine her biri bir dolardan daha ucuz olan kireçtaşlarından bırakmaları istenmiş. Binlerce Tatar bunu yapmış ve birçoğu da kireçtaşlarına yıllar önce ölen akrabalarının isimlerini kazıyarak küçük mezarlıklar oluşturmuş. Taşlar genelde 40 ila 50 santimetre arasında ya da 130 santimetrekare ve 18 santimetre derinliğinde. Birkaç bin Müslüman'ı sığdıracak büyüklükte olması planlanan cami, yerel yönetim tarafından 2004'te onaylandı. Caminin, Karadeniz'de bir yarımada olan, eski Sovyetler Birliği'nin en gözde bölgelerinden Kırım'ın başkenti Akmescit'in (Simferopol) önemli bir noktasında, Yaltinskaya Caddesi'nde inşa edilmesine karar verdiler. Caminin maliyeti, 10 milyon doların üzerinde hesaplandı. Çubarov, bu paranın büyük bir kısmının, Türkler ve diğer yabancı bağışçılar tarafından ödeneceğini söyledi. Ancak 2008'de Akmescit belediye meclisi, arazinin rezervuar kenarında olması gerekçesiyle çevrede yaratacağı etkilerle ilgili endişelerini dile getirerek projeye nihai onayı vermedi. Yetkililer, trafiğin civar sokakları tıkayacağını ve camiden yükselen sesin yakınlarda bulunan kanser hastanesindeki hastaları rahatsız edeceğini söyledi. Etnik Rusların yönetimindeki belediye meclisi, bu tutumlarının etnik ya da dini düşmanlıktan kaynaklanmadığını söyledi ve cami için farklı semtler önerdi. Akmescit Belediye Başkanı Gennady Babenko, "Cami inşa edilecek ancak halkın görüşlerinin dikkate alınması şart" dedi. Ama Tatar liderler, belediyenin başka bir semtte arazi aramaya başlayacağına inanmadıklarını söyledi. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışının geçerli olmasından şüphelendiklerini, siyasetçilerin Akmescit'te bir cami istemediklerini iddia ettiler. "Buna karşı çıkmalarının ne kadar anlamsız olduğunu herkes görüyor çünkü bize izin vermişlerdi. Kapalı kapılar ardında 'Kırım Rus Ortodokslarının toprağıdır. Cami yapmak istiyorlarsa, kimsenin görmeyeceği bir yere yapsınlar' şeklinde konuşmalar yapılıyor" dedi. Kırım'da yüzyıllardır ikamet eden Tatarlar, Mayıs 1944'te onları Nazilerle işbirliği yapmakla (bazıları yaptı ama çoğu yapmadı) suçlayan Stalin tarafından sınır dışı edildi. 200 bin kişiden oluşan Tatar nüfusunun tamamı, insanlığa sığmayan koşullar altında binlerce kilometre uzaklıktaki Özbekistan'a ve başka bölgelere götürüldüler. Birçoğu sürgün yolculuğunda ya da Özbekistan'a ulaştıktan hemen sonra can verdi. Sovyetler Birliği evlerine el koydu, camilerini yıktı ve onları ambar olarak kullandı. Camilerden biri, Ateizm Müzesi'ne dönüştürüldü. 80'lerin sonunda perestroyka (yeniden yapılanma) politikası başlayana kadar, çoğu Tatar geri dönemedi. Sovyetlerin 1991'de çökmesiyle Ukrayna'nın bağımsızlığına kavuşmasından sonra da göç devam etti. 250 binden fazla Tatar şu anda Kırım'da yaşıyor. Bu, 2 milyonluk Tatar nüfusunun yaklaşık yüzde 13. Tatarların geri dönüşü, bugün büyük bir kısmı Rus kökenli vatandaşların elinde olan arazi ve mülklerin geri verilmesi ilgili yasal uyuşmazlıklara neden oldu. Bazıları şiddete başvurdu. Genel olarak Ukrayna'dan ayrılıp yeniden Rusya'ya bağlanmak isteyen Kırım'ın siyasal statüsü, durumu daha da karmaşıklaştırıyor. Kırım, 1954'te zamanın Sovyet lideri Nikita S. Khrushchev tarafından Ukrayna'ya verildi. Kırım Sovyetler Birliği'nde kalacağından ve nüfusun çoğu etnik Ruslardan oluştuğundan, bu hareket bir formalite olarak görülmüştü. Tatar liderler, caminin inşasına, Müslümanlara ve Ukraynalılara karşı düşmanlık duygularını körüklemek için engel olunduğunu savunuyor. Tatar yasama konseyi başkanı Mustafa Dzhemilyov, "Bu gerilimlerin sürmesini isteyen peık çok politik güç var. Rus hükümeti tarafından desteklenen ve beslenen, Rusça konuşan bölücü gruplardan bahsediyorum" dedi. Kırım'daki etnik Ruslar, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko'nun camiye destek verdiğini söyleyerek onu yerel meselelere karışmakla suçladı. Proje arazinin çevresinde ikamet edenler, yerel yönetimin caminin başka bir yere yapılması, ya da hiç yapılmaması yönünde ısrar etme hakkı olduğunu söyledi. 45 yaşındaki güzellik uzmanı Larisa Tsybulskaya, "Buranın Tataristan olmadığını unutmayalım. Burada hep Ruslar yaşadı" dedi. Yakınlardaki ev yığınlarını göstererek "Bu evi babam yaptı. Topraklarımızı işgal ediyorlar. Neden bunca araziyi alıp, cami yapmaları için tek bir millete veresiniz ki? Utanç verici" diye konuştu.