Irak'ta antik Ur şehrinde yüzyıl önce keşfedilen kraliyet mezarlığındaki kafataslarının yeniden incelenmesiyle elde edilen bulgular, arkeologlara göre eski Mezopotamya'da elitlerin cenaze törenlerinde insanların kurban edilmesine daha da ürkütücü bir yorum getiriyor. Kraliyet mensuplarının ölüm ayinlerinin bir parçası olarak, kurban edilen saray görevlilerinin öldürülmeleri zehir gibi nispeten daha acısız bir yolla değil, keskin bir aletle, muhtemelen bir mızrakla, başlarından vurularak gerçekleştiriliyordu. Pennsylvania Üniversitesindeki arkeologlar, 4 bin 500 yıllık mezarlıktan iki kafatasının bilgisayarlı tomografisinin ilk bulgularında bu sonuca vardı. İçinde 16 kraliyet mezarının olduğu, altın ve mücevher açısından zengin bu mezarlık 1920'lerde keşfedildi. Arkeolojide büyük olay yaratan bu keşif, Mezopotamya medeniyetinin zirvesindeki saltanatı açığa çıkardı. Yaklaşık 2 bin definin bulunmasıyla büyük çapta insan kurban etme geleneği ortaya çıkarıldı. Bir kralın ya da bir kraliçenin vefatında kralın maiyetindekiler; yardımcıları, savaşçılar ve diğerleri ölüme gönderiliyordu. Penn ve British Museum işbirliğinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarını yürüten İngiliz arkeolog C. Leonard Wooley, ayin sırasında saray görevlilerinin ölüm odasına kadar yürüdükleri, orada zehir içerek ölümü beklediklerine karar vermişti. Bu klasik hikâyeyi oluşturdu.İnsan kalıntıları arasına sadece birkaç kafatası iyi muhafaza edilmiş, onlar da küçük parçalara ayrılmış ve yüzyıllarca biriken toz ve toprak kafataslarını ezmişti. Penn Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi'nde açılan Ur kenti objeleriyle ilgili sergiyi planlarken Mezopotamya Arkeolojisi uzmanı ve serginin eşküratörü Richard L. Zettler, araştırmacıların bir kadın ve bir erkeğe ait kafatası kemiklerinin tomografisini çektiklerini söyledi. Böylece her bir parçadan üç boyutlu görüntü elde ettiler ve bunların hangi bölgeye ait olduklarını tespit ettiler. Penn'de fiziksel antropoloji uzmanı Janet M. Monge'un başkanlık ettiği araştırmada, arkeologlar ölümlerin nedenine ulaşabilmek için adli tıp yeteneklerini de kullanmışlar. Askerin kafatası kemiklerinde her biri 2,5 santimetre çapında iki delik, kadınlarınkinde ise bir delik tespit edilmiş. Dr. Monge bir röportajında, en ikna edici delilin bu deliklerden yayılan çatlaklar olduğunu söylüyor. Bu türde çatlaklar ancak o kişi yaşarken açılan deliklerde ortaya çıkabiliyor. Monge, bir insanın hayattayken hasar görmüş kemiklerinin ölümünden sonra cam gibi paramparça olduğunu söylüyor. Monge deliklerin çok keskin bir aletle yapıldığı ve ölümün "çok ani" olduğu tahmininde bulunuyor. Arkeologlar öldürme ayininin diğer eski kültürlerde de görüldüğünü söylüyor ve şu soruyu soruyorlar. Öleceklerini bile bile kim kralın maiyetine girsin? Dr. Monge, "O kültür içinde bu, onuru temsil ediyordu, onlar kralın maiyetinde iyi bir yaşam sürerlerdi ve bunun karşılığı da ölüm olurdu" diyor.