SORTE DAĞI, Venezuela - Medyum, etrafındaki mumları yaktı. Davulların sesi, yeri göğü inletiyordu. Hacı topluluğu, "fuerza" (güç) diye öyle bir bağırdı ki, kaşlarından terler boşaldı. İçkisi bile hazırdı. Yaverlerinden biri, boğa boynuzunun içine Johnny Walker Swing viskisi döktü. Ama "Kızıl" Erik, parti modunda değildi. Maria Lionza (Venezüella'daki dini inanışın kalbinde yer alan ve her yıl ekim ayında binlerce hacıyı ülkenin kuzeybatısındaki bu dağa çeken bir karakter) dini müritlerinin bir kısmına hükmeden ve Viking kanı taşıyan Erik, biraz tedirgin görünüyordu. Çiviyle deldiği yüzündeki deliklerden kan damlıyordu. Kırmızı pelerininin altında sendeledi. Yine de görevini aksatmadı; aşktan yana kısmet arayan bir genç kızı kutsadı ve bel fıtığından mustarip, orta yaşlı bir ev hanımının belini ovdu. Erik tarafından ele geçirildiğini ve ayini kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini söyleyen 42 yaşındaki ayakkabı satıcısı medyum Juan Antonio Castillo, "Pozitif enerjiyi karşı tarafa aktarabilme yeteneği, doğuştan gelir" diye açıklıyor. "Erik öncelikle bir korsan, sonra bir çiftçi, sonra da Grönland'a gitmeyi başaran büyük bir savaşçı" diyor hayranlıkla. Git gide daha fazla dinden azizlerin ve geleneklerin aynı çatı altında toplandığı, Katoliklikle Batı Afrika geleneklerinin ve diğer pek çok geleneğin karışımı olan María Lionza, Yeni Dünya'nın en kolay biçimlendirilen dinlerinden biri oldu. Venezüella'da bu din, hüzünlü bir ifadeyle, bir tapirin (Güney Amerikalı, gergedana benzeyen otçul hayvan) üzerinde kollarını yukarı uzatarak bir leğen kemiği tutan María Lionza heykelleriyle sembolize ediliyor. Antropologlara göre, 27 milyonluk Venezüella'nın farklı sosyal statülerde yaklaşık yüzde 30'u bu ayinlere katılıyor. Dinin, Katoliklerin Hıristiyanlaştırma çabalarına direnen Caquetio ve Jirajara yerlilerinin yıllanmış ayinlerine dayandığı söyleniyor. Ancak tarihçiler dinin, 19. yüzyılda altında ruhsal irtibat iletişimini popülerleştiren Allan Kardec isimli bir Fransız'ın öğretilerinin Karakas ve diğer Latin Amerika şehirlerinde moda olduğu 20. yüzyılın başlarında belirginleştiğini söylüyor. O zamandan beri María Lionza sürekli gelişti, her nesilde inananlarına yol gösterecek, yeni gelenekler eklendi bünyesine. Yaracuy eyaletindeki Sorte Dağı'na her ekimde yapılan hac ziyareti, Maria Lionza ayinlerine sahne oluyor. 5 binden fazla mürit, Venezüella'dan, Kolombiya'dan, Dominik Cumhuriyeti'nden ve Kurasoa ve Aruba gibi Karayip adalarından buraya geliyor. Hacılar "kraliçe" adını verdikleri Maria Lionza tapınaklarını ziyaret ediyor. Bazı müritler, ileriki aylarda şanslarının bol olması için dua ederken tütün içip ilahi okuyor. Tebeşirlerle yere şekiller çiziyorlar ve bu şekillerin içine yatarak ruhlar onları ele geçirmeden önce, kötülüklerden arınmak için beklemeye başlıyorlar. Jilet bıçağıyla yüzlerini deliyorlar ya da usturayla göğüslerine kesikler atıyorlar. 35 yaşındaki kumaş satıcısı Delwin Rodríguez, "Sorte'de geçirdiğimiz zaman, günlük hayatın ağır yükünden kurtulmamızı sağlıyor" diyor. Hac ziyaretinde en coşkulu anlar gece yarısı, "Yerlilerin Direnişi Günü"nün başlamasıyla yaşanıyor. Ateş dansı başlıyor. Kızılderili kıyafetleri içinde yirmiden fazla mürit, hipnoz edici bir şekilde çalan davullar eşliğinde, odun ateşinin üzerinden atlıyor. Böylece, ruhlar tarafından ele geçirilirken, ne kadar dayanıklı olduklarını ispat ediyorlar. Korların üzerinde dans ediyorlar sonra. Ağzına yanan odun parçaları koyanlar oluyor. Yaverlerden biri onları gölgeliyor, yerel bir bitkiden yapılan "cocuy" isimli Venezüella liköründen büyük yudumlar alıyor. Sonra aldığı yudumları, müritlerin ayağına tükürüyor. Ateş dansına katılanlardan 23 yaşındaki Anderson Rodriguez, tertemiz ayaklarını göstererek "Kendimi harika hissediyorum" diyor. Yakınlardaki Moron petrol rafinerisinde iş bulmak istediğini ve dine olan bağlılığı sayesinde bu dileğin gerçekleşmesini umduğunu söylüyor. "Kraliçeme tapıyorum. Ve şimdi, umarım bu hayattaki şansımı artırır" diyor.