MARTINSVILLE, Ohio - Gıda yardımı kuponlarının kullanımı rekor düzeylere ulaşıp her ay artarken, daha önce başarısız diye küçümsenen bir sosyal yardım programı, artık Amerikalıların sekizde birini, çocukların ise dörtte birini doyurmaya yardımcı oluyor. Otuz altı milyondan fazla insan süt, ekmek ve peynir gibi temel gıda maddelerini almak için harap durumdaki şehirlerde ve haciz tabelalarından geçilmeyen banliyölerde bu kartları tezgâhlara uzatıyor. Neredeyse hepsi federal yoksulluk eşiğine yakın veya bunun altında -dört kişilik bir aile için yaklaşık 22 bin dolar- bir gelire sahip olan bu insanların çeşitliliği belirgin. Aralarında bekâr anneler, evli çiftler, işini yakın zamanda kaybetmiş kişiler ve kronik yoksullar var. Yardım programının genişleyen kapsamı, mavi yakalı işçilerin geçmişte gıda yardımı kuponlarını genelde tembellik işareti olarak gördüğü güneybatı Ohio'nun bir köşesinde gözlemlenebilir. Ancak işsizlik oranları hızla yükseldi ve Cincinnati'nin dışındaki altı ilçeyi kapsayan bölgede yüzde 50'nin üzerine çıktı. Martinsville taşrasında elektrikçilik yapan ve çoğu arkadaşı işten çıkarılan Greg Dawson, bir işi olduğu için kendisini şanslı görüyor. Dawson gece vardiyasında çalışıyor ve gıda marketlerinde donduruculara ışık monte ediyor. Fazla mesai geliri kalmayan ve masrafları artan Dawson, karısı ile beş çocuğunu besleyebilmek için boğazından kısıyor. Dawson tahıldan yapılmış kahvaltılıklar ve yumurta ile doymaya çalıştı. Çok miktarda konserve et yedi. Derken, guruldayan bir mideyle işe gitti ve satın almaya gücünün yetmeyeceği yiyeceklerin üzerine ışık tertibatı kurdu. Bir sosyal yardım görevlisi, oğlunun okul öncesi eğitim gördüğü yere gelince, Dawson sonunda pes etti. Ayda 300 dolarlık sosyal yardım aldığı için tedirgin olan ve bunu anne babasından saklayan Dawson (29), "Bu rahatsız edici. Ben hep sosyal yardım alan kişilerin sistemi sömürdüğünü düşünmüştüm. Ama tam şu anda gerçekten yardıma ihtiyacımız olduğunu düşündük," diyor. Ekonomik durgunluk nedeniyle sosyal yardım alanların sayısı hızla artmış olsa da, bu konudaki engeller Bush'un başkanlığı sırasındaki daha rahat zamanlarda giderildi. Bush yönetimi, yardım programıyla ilişkili utanç duygusunu yok etmek için gıda kuponlarını sosyal yardım yerine "beslenme yardımı" olarak adlandırdı ve böylece başvuru yapılmasını daha kolay hale getirdi. Kongre'deki iki partinin de desteklediği bu girişim, aynı Kongre'nin yardım harcamalarına büyük kesintiler uyguladığı 1990'lardan keskin bir dönüşü temsil ediyordu. Bu durumu eleştirenler, gıda kuponu programını ve ona verilen yeni adı - Ek Gıda Yardımı Programı veya SNAP- desteklemek adına yapılanları hilekârlık olarak görüyor. Muhafazakâr Heritage Vakfı'nda çalışan ve görüşleri Kongre'deki muhafazakârlar arasında taraftar toplayan Robert Rector, "Bazıları beslenme programı diyerek kamufle etmekten hoşlansa da, bunun aslında nakit sosyal yardımdan farkı yok," diyor. Sosyal yardımın insanları çalışmaktan ve evlenmekten caydırdığını iddia eden Rector, gıda kuponlarının nakit yardımı alanlara getirilen şartlar kadar ağır çalışma zorunlulukları içermesi gerektiğini söylüyor. Sosyal yardım programı günde 20 bin kişiyi kapsamına alacak hızda genişliyor. ABD'de 239 adet ilçe var ve Times tarafından toplanan yerel bilgilere dayalı olarak yapılan bir analize göre, buralarda yaşayan nüfusun en az yüzde 25'ine gıda kuponu veriliyor. Martinsville'de yardım programından yararlanan birçok kişi gibi Dawson da insanların genelde programın suiistimal ettiğini iddia ediyor, ancak kendisinin farklı olduğunu belirtiyor. "Kimileri sosyal yardıma başvurabilmek için evlenmiyor", ama o düzenli olarak kiliseye giden evli bir adam, bir işi var ve oturduğu ev kendisinin. Bununla beraber, Dawson'un evi sosyal yardım sayesinde taze ve sağlıklı yiyeceklerle ve hiç ummadıkları bir başka şeyle doldu; müthiş bir rahatlama duygusu. Dawson'un eşi Sheila, "Evde süt bitince almak için bir koşu benzin istasyonundaki markete kadar gidebileceğimi biliyorum," diyor. Yardımdan faydalanan başkalarının da belirtebileceği üzere, bu hiç de yabana atılacak bir şey değil. Sarah ve Tyrone Mangold 2009'un başında bu yıl 70 bin dolar kazanacaklarını umuyorlardı. Sarah sağlık sigortası pazarlıyor, Tyrone'da ısıtma ve iklimlendirme üzerine çalışıyordu. Sarah baharda işten çıkartıldı, kocası da birkaç ay sonra. Bir tane işsizlik yardımı almaya hak kazandılar ve üç çocukları vardı. Sarah kileri didik didik etti. Kocası ek işlere koşturdu. Gerilim bir gece barbunya konservesi üzerine yaptıkları tartışmada doruğa çıktı. Kalan son yiyeceklerinin bu fasulye konservesi olmasından birbirilerini suçladılar. Sarah, "İyice sinirli hale gelmiştik. İnsanlar acıkınca asabileşiyor," diyor. Gıda kuponları şu anda aile bütçesine ayda 623 dolarlık bir katkı yapıyor ve gündelik işlerde çalışan Tyrone artık halinden şikâyetçi değil. Tyrone, "Devlet yardımı alanların tembel olduğunu düşünmüştüm hep. Ama bu yardım çocuklarımı doyurmamı sağlıyor," diyor.