Artık açıkça görülüyor ki, İran'ın hileyle seçilmiş lideri Mahmud Ahmedinecad'ın meşru muhalefeti bastırıp kendi gayri meşru iktidarına tutunmak için yapmayacağı şey yok. Bunun en son ve dehşetli göstergesi de hazirandaki başkanlık seçimlerinden beri idamlarda yaşanan büyük artış. The Times'ın haberine göre idamların birçoğu siyasi suçlardan çok adi suçlardan mahkûm olanlara uygulanıyor. Fakat insan hakları grupları ve İranlı siyaset uzmanları, infazlarda görülen artışın hükümeti eleştirecek veya açıkça karşısına alacak herkesi ürkütme amacı taşıdığına inanıyor. Ahmedinecad'ın büyük efendisi Ayetullah Ali Hamaney'le onların Besic denen gönüllü milisler ve paramiliter Devrim Muhafızları'ndaki tetikçileri de İslam Devrimi'nin ilk yıllarındaki katı dini köktenciliği tekrar dayatmaya yönelik ideolojik bir eğitim kampanyası başlattılar. Devlet ilkokullarda 6 bin Besic milis merkezi kuruyor. Devrim Muhafızları'yla bağları olan bir şirket, ulusal telekomünikasyon tekelini denetimine alarak ideolojik yaptırımcıların sabit hatlı telefon, cep telefonu ve internet hizmetlerini izleme ve sınırlama gücünü iyice pekiştirdi. Bu da yetmezmiş gibi, interneti izlemek üzere yeni bir devlet birimi kuruldu. Washington reform yanlısı muhalefetin ve ifade özgürlüğünün her türlüsüne yönelen bu saldırıları kınadı. Ve muhaliflerinin Batı, özellikle de ABD ajanı olduğunu ileri süren Ahmedinecad'a yeni bir bahane vermemek için bunu sağduyulu bir şekilde, ölçülü bir dille yaptı. Fakat Ahmedinecad buna rağmen yine de tahmin edileni yaptı. Mevcut baskıların sertliği, hükümetin nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu gösteriyor. Gel gelelim, devlet terörünün muhatabı olan İranlıları rahatlatmıyor bu. Washington, doğru ve sansürsüz bilgilerin uydu kanalları, radyo yayınları ve internet siteleriyle geniş kesimlere ulaştırılması için hâlihazırdaki ciddi çabalarını haklı olarak daha da artırıyor. Kongre geçen ay; programların geliştirilmesi, yayınların güçlendirilmesi ve frekansların bozulmasını önleyici teknolojiler için gelecek yıl $50 milyon harcanmasına onay verdi. Sansürsüz ifade özgürlüğü için savunduğu değerlerin arkasında duran bir Amerika'nın, umutsuz bir diktatörün savurduğu hakaretler için kaygılanmaması gerek. Obama yönetiminin, nükleer emellerine ulaşmasını engellemek istediği İran'la diyalog kurmakta haklı olduğuna inanıyoruz. Fakat kucak açmanın da sınırları olması gerektiğine ve zamanın tükendiğine de inanıyoruz. Hâlihazırdaki düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun çoğunu nükleer reaktör yakıtına çevrilmesi için yurtdışına göndermeyi başta kabul eden Tahran şimdi bundan geri adım atıyor. Obama nükleer konularda diplomatik bir ilerleme kaydedebilmek için bu yılsonuna kadar süre tanımıştı. Sözünden vazgeçmemeli. İran bu değişim anlaşmasını tanımamayı sürdürürse - bu anlaşma İran'ın elindeki potansiyel bomba yakıt miktarını azaltıyor ve diplomatik arayışlar için zaman kazandırıyor - ABD'nin çok daha sert yaptırımlar için, Rusya ve Çin dâhil, öbür BM Güvenlik Konseyi üyelerini yanına çekmesi gerekir. Burada askeri bir çözüm yok. Fakat İranlı baskıcı liderlerin dünyayı nükleer silahlarla tehdit etmelerine de izin verilemez.