Doğa Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'na (LHC) karşı mı? Ya da "Terminatör"deki gibi birileri gelecekten günümüze gelerek LHC'yi bozmaya mı çalışıyor? Tanrının zerrecikleri de denilen ve evrenin ilk oluşumundan günümüze kaldığı düşünülen "Higgs boson" parçacıklarını yeniden yaratmak için tasarlanan 9 milyar dolarlık bu bilimsel teçhizat, patlamalar ve ertelemelerle boğuşuyor. Öte yandan çarpıştırıcının bir kara deliğe yol açıp dünyadaki tüm yaşamı yok edeceği dedikoduları da ortalığa yayıldı. Bunların hepsi bir rastlantı mı? Holger Bech Nielsen ve Masao Ninomiya adlı fizikçiler öyle düşünmüyor. Hatta Dr. Nielson, The Times gazetesine verdiği demeçte saldırıların çok daha yüksek bir düzeyde olabileceği şeklinde konuştu. Makalesinde, "Birileri hemen hemen bir Tanrı modeline sahip olduğumuzu bile söylüyor" diye yazdı. Yazısında Tanrı'nın Higgs parçacıklarından nefret etiğini ve bu parçacıkları görmezden gelmeye çalıştığını söyledi. Tanrı ve zaman-yolcularının sabotaj ihtimaline rağmen, İsviçre'deki bu parçacık hızlandırıcısı 30 Kasım'da başarılı bir şekilde çalıştırıldı. Tabii ertesi gün büyük çaplı elektrik arızası meydana geldi. Bu iki fizikçi, kendi düşüncelerini genişletmek uğruna uçları araştıran normalde mantıklı bilim adamları geleneğinden geliyor. Bilinçli robotlardan alternatif tıbba kadar, ciddi bilim ile marjinal teoriler düzenli olarak çakışırlar. Bunun bir örneği, geçen ay 87 yaşında ölen ve 800'den fazla patenti bulunan Robert Rines'tir. Harvard'da ders veren Rines, radar, sonar ve ses ötesi teknolojilerde bir öncüydü. Ayrıca on yıllar boyunca İskoçya açıklarında görüldüğü ileri sürülen efsanevi deniz hayvanı Loch Ness Canavarı hakkında araştırmalar yaptı ve kasırgaları durduracak bir yöntem aradı. Rines 2008 yılında, "İnsanlar bana deli diyebilir ve bu da beni rahatsız etmiyor. Ancak en azından, Galileo gibi hapse atmıyorlar" demişti. Başka bilim adamları ise bilgisayarların "2001: Bir Uzay Macerası" filmindeki Hal gibi bilgisayarların bir anda süper zekâlı, irade sahibi ve belki de tehlikeli olacağı bir anın, ki buna singularity (teklik) diyorlar, geleceğini iddia etmekle meşguller. Hatta bazıları bunun birkaç on yıl içinde gerçekleşeceğine bile inanıyor. The Times'a konuşan yapay zekâ araştırmacılarından Hugo de Garis, "Ben, yapay zekâların yapılıp yapılmaması tartışmasının yüzyılımızın en politik sorusu olacağını düşünüyorum" diyor. Garis, bu tür yapay makinelerin yok edici bir küresel savaşı başlatabileceğine de inanıyor. Bir bilgisayar bilimcisi ve romancı olan Dr. Vernor Vinge ise The Times'a robotların bizi, tıpkı bizim öküz ve eşekleri kullandığımız gibi kullanabileceğini söyledi. Eğer robotları yenemezsek, onların saflarına katılabilecek bazı fırsatlarımız olabilir. Yapay zekâ öncülerinden ve bir fütürist olan Raymond Kurzweil ise, beyinlerimizin içindeki bilgileri bilgisayarlara yükleyerek bir tür insanlık sonrası ölümsüzlüğe ulaşabileceğimize inanıyor. Dr. Kurzweil, teklik konusuna olumlu bakıyor ve bilgisayarların yükselişini iyi olarak görüyor. Eğer hatalı düşünüyorsa, bazı teorik fizikçilerin bizim için bir kaçış planı olabilir. Wormhole denilen ve zaman ve uzayda tüneller oluşturabilen bu kavrama göre yıldızdan yıldıza ve hatta bir yüzyıldan bir diğerine sıçrayabiliriz. Teorik olarak makinelerin bize daha iyi davrandığı bir gezegene kaçabiliriz. Veya, en azından, geleceğe yolculuk yapar ve bu türden can sıkıcı sabotajcıları durdururuz.