ERİVAN, Ermenistan - 200 bin kadar Ermeni, geçenlerde Cafesjian Sanat Merkezi'nin açılış töreninde hazır bulundu. İnsanlar, yeni heykel parkına, teraslı bahçelere ve aralarında Ermenistan doğumlu Amerikalı ressam Arshile Gorky'nin Ermenistan'daki ilk sergisinin de bulunduğu galerilere doluştu. Mimari megalomanlığın ve tarihi canlandırma çabasının bir yansıması olan bu deli işi sanat merkezi, uzun zamandan beri açılan en ilginç ve akılda kalıcı müze binalarından biri. Ermeni sembolizmiyle bezeli süslemeleriyle, Babil'in Asma Bahçeleri'nin Art Deco versiyonunu andırıyor. Şehrin ticari merkezinde dev bir tepeye inşa edilen bu müze, ilk olarak Sovyetler Birliği zamanında tepesine Sovyet devrimini sembolize eden bir heykel dikilmek üzere tasarlanmış. Buranın zengin bir Amerikalı tarafından bir modern sanat müzesine dönüştürülmesinin anlamını burada herkes anlıyor. Müzenin başında herhangi bir vakıf ya da profesyonel bir heyet yok. Bu yüzden, yolsuzlukların, hareketsizliğin ve yıllar boyunca dünyadan soyutlanmanın yüzde 40 oranında işsizliğe ve bozuk bir altyapıya neden olduğu ve orta direği yok olma noktasına getirdiği bu ülkedeki birçok şey gibi, bu bina da kısa süre içinde kaderine terk edilebilir. Ama burası, en azından şimdilik, az sayıda değerli müzenin hayal edebileceği bir şeyi yapıyor: Ermeni milletine moral aşılıyor. Ermeni gençleri açılış töreninde, pek çok bakımdan müzenin en ilgi çekici parçası olan bir meydan büyüklüğündeki dev rampalar boyunca yükselen ve küçük bir caz salonuna çıkan asansörlere bindiler. Ermeni gazeteleri bu günlerde ABD'nin Rusya ve İran'ı saf dışı bırakacak petrol boru hattı inşa edebilmek adına baskı yaptığı, Türkiye sınırının açılması konusuna kilitlendi. Buna karşılık Türkiye, yaklaşık bir yüzyıl önce bir milyon Ermeni'nin öldürülmesi suçlaması konusundaki iddiaları ilk ve son defa olmak üzere masaya yatırmak istiyor. Soykırım iddialarını kabullenmenin tazminat ödemek gibi yasal yaptırımları var. Bu yüzden Obama, soykırım sözünü kullanmayı bıraktı ve Ermenileri şiddetle ihtiyaç duydukları ekonomik ilerlemeler ve soykırım iddiaları arasında seçim yapmak zorunda bıraktı. Komşularının çoğuyla kötü ilişkileri olan Ermenistan'ın şimdiye kadar başka ülkelere ait modern ve çağdaş sanatı görebileceği bir yer yoktu. Müzenin açılışı, binlerce Ermeni'nin sınırlarının ötesindeki şeylere özlem duyduklarının ve değişime açık olduklarının bir kanıtı. Müze, mimar Alexander Tamanyan'ın, üzerinden yapay şelalelerin aktığı beyaz travertenlerden ve şehrin tarihi merkezini ticari merkezine bağlayan bahçelerden oluşan Cascade isimli yapıyı 1930'larda düşünmesiyle ortaya çıktı. Plan, 1970'lerin sonuna kadar unutuldu. İnşaat başladı ama 1988'de deprem oldu ve Sovyetler Birliği 1991'de dağıldı. Sonra müzenin kurucusu 84 yaşındaki Ermeni asıllı Amerikalı Gerard L. Cafesjian devreye girdi. Yetkililer, Cafesjian'ın tamamlayabildiği takdirde Cascade'in tepesine koleksiyonunu sergileyeceği bir bina dikmesine izin verdi. 20 milyon dolara mal olması beklenen proje, kısa süre içinde 40 milyon dolara ulaştı. Tepedeki bu bina bir süreliğine ertelendi. Cascade'in ve dibindeki heykel parkının tamamlanmasına odaklanıldı. Tamanyan'ın tasarladığı toplantı odaları sanat galerilerine, hediyelik eşya dükkânına, caz salonuna dönüştürüldü. Ermenistan Dışişleri eski Bakanı Raffi Hovannisyan'a göre, şu anda ülke ekonomisinin 3'te biri, yurtdışında yaşayan Ermenilerin gönderdiği parayla hayata tutunuyor. Küresel ekonomik kriz, Ermenistan için oldukça yıkıcı olmuş. Cafesjian'ın aile vakfının yönetim kurulunda bulunan Dennis Boyle bile müzenin geleceğini merak ediyor. Cafesjian, müzeye para aktarmaya devam edeceğine söz veriyor. Ama bu, sonunda her şeyin ona bağlı olduğu anlamına geliyor. Ermeni hükümetine bu müze için bir güven olmaz.