BERLIN - Alman polisiye dizisi "Tatort"taki oyunculuğuyla tanınan Jan Josef Liefers, Almanya'nın dört bir yanındaki hınca hınç dolu konser salonlarında eski Doğu Almanya'dan rock şarkıları söylemek için mikrofona doğru ilerlediğinde, hayranları onu tanımakta güçlük çekiyor. Tıraş olmadan, simsiyah kıyafetlerle sahneye çıkan Liefers; son derece rahat, şarkı aralarında Komünizm döneminde yaşamla ilgili hikâyeler anlatarak dinleyicileri güldürüyor. Bir polis devletinde uluslararası telefon görüşmeleri yapmanın zorluğu ya da ne için beklediğinizi bilmeden uzun bir sıraya girme güdüsü gibi. "Tatort"ta canlandırdığı zalim ve ukalâ adli tıp uzmanı Prof. Karl-Friedrich Boerne'a çok az benziyor. Aslında hayranlarının çoğu 45 yaşındaki Liefers'in Dresden'de doğup büyüdüğünü bilmiyor. Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin barış içinde devrilmesinde kilit bir rol oynadığını da çok az kişi biliyor. "Bu bir tesadüf değildi" diyor Liefers. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra Komünizm dönemindeki yaşamı anlatmakta zorlandı ve on yıldan uzun bir sure boyunca bu konuyu tartışmayı bile reddetti. Ama Ostrock olarak bilinen gençliğinin müziği sayesinde büyüdüğü yere dair hislerini ifade etmenin bir yolunu yavaş yavaş buldu. Pek çoğu uzun süre boyunca seslerini kaybetmiş gibi hisseden Eski Doğu Almanya'dan hayranları, röportajlarında Liefers'in onların yitirdikleri memleketleriyle ilgili karmaşık duygularını harmanlamayı başardığını söylüyor. Gösteriler dönemin müziklerini eski Doğu Almanya'dan fotoğraflar ve videolarla birleştiriyor. Ama geceyi özellikle bir arada tutan şey, Liefers'in otobiyografik hikâyeleri. Alman aktör, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından beş gün önce o zamanlar Doğu Berlin'de bulunan Alexanderplatz'taki bir protestoda yaklaşık bir milyon kişinin önüne çıktığında ve Komünist hükümetin devrilmesi için çağrıda bulunduğunda, ki bu onu kolayca Hohenschönhausen'taki Stasi hapishanesine yollayabilecek bir hareketti, sadece 25 yaşındaydı. Liefers duvarın düşmesinden kısa bir süre sonra, Jane Fonda için verilen bir yemekte buldu kendini. Fonda ona hayatında adını hiç duymadığı Robert Downey Jr.'a benzediğini söylediğinde ne kadar utandığını dün gibi hatırlıyordu. "Doğu Almanya'yla ilgili bildiklerimi ona anlatmayı o kadar çok istedim ki. Ama nereden başlayacağımı bilemedim. Karşınızda dünyada neler olup bittiğiyle ilgilenen ve bu yüzden ABD'den kalkıp gelen çok ünlü ve sempatik bir insan duruyor ve siz kendi hayatınızdan bile bahsedemiyorsunuz" diyor Liefers. Bundan sonra ne yapacağını ya da yeni kavuştuğu seyahat özgürlüğüyle nereye gideceğini bilemeyen Liefers, Batı Almanya'daki çok sayıda tiyatroyu ziyaret etti. 1990'da Doğu ve Batı Almanya birleşmesi henüz tamamlanmadan Hamburg'daki Thalia Tiyatrosu'nda bir oyuncu topluluğuna katıldı. Tüm nesilleri pazar geceleri bir araya getiren bir yapım olan "Tatort"da rol alması, Almanya'da ona büyük şöhret kazandırdı. Ama Liefers, kasım ayında Berlin'deki bir konserinde Doğu Almanya gruplarının şarkılarından oluşan bir listeyle 5 kişilik grubunun başındaydı. Aralara geçmişi, annesiyle dans etmeyi öğrenmesi ya da öğrenciyken sivil savunma tatbikatları sırasında tramvaya binerek başını derde sokmasıyla ilgili hikâyeler serpiştiriyordu. "Bunları bir arada tutmak rock'n'roll'un evrensel bir özelliği. Amerika'da deri ceketler ve Harley Davidson'lar hayalleri süslüyordu. Doğu Almanya'da ise hırkalar ve Simpson S50 motorsikletler. Ama derinlerde yatan bütün duygular; öfke, özlem, aşk, kin ve kaybolmuşluk hissi bütün dünyada aynı" diyor Liefers.