NEW HAVEN, Connecticut - Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kütüphanesi'nin ana girişinin iki kat altında beyinlerle dolu bir oda var. Hayır, öğrencilerden bahsetmiyoruz. Bu 500'den fazla beyin cam kavanozlarda saklanıyor. Kanserli beyinler, Amerika'nın ilk beyin cerrahlarından biri olan Doktor Harvey Cushing tarafından biriktirilmişti. 1939'da ölünce koleksiyon Yale Üniversitesi'ne bağışlandı ama bu tıp hazinesi zamanla kuytu köşelerde saklanan çatlamış kavanozlar ve tozlu kayıtlardan ibaret bir yığına dönüştü. Ta ki bu yıla kadar. Haziran 2010'da, koleksiyonu temizlemeye ve düzenlemeye yönelik büyük bir girişimin ardından, 650 kavanozun 500'ü restore edildi ve beyinler yalnızca kendileri için tasarlanmış bir oda olan Cushing Merkezi'nin cam vitrinlerinin ardında ebedi istirahatlarına kavuştu. Formaldehit içinde yüzen bu beyin parçaları, beyin cerrahisinin gelişimine ve Amerikan tıbbının 20'nci yüzyıldaki gelişimine ışık tutuyor. Bu beyin dokuları çok farklı bir çağda toplandı. O zamanlarda doktorların tümörün yerini belirlemek için herhangi bir görüntü cihazı yoktu. Ameliyat alanını aydınlatabilecek bir alet geliştirilmemişti. Anestezi dalı ilkel bir haldeydi ve genelde kullanılmıyordu. İltihaplara karşı koruma sağlayan antibiyotikler henüz keşfedilmemişti. Bazı hastalar bu tip ameliyattan sağ çıkabiliyordu. Özellikle de Cushing yanlarındaysa. Bir tümörü çıkaramadığında, Cushing kafatasının bir parçasını kesip çıkarırdı. Böylece tümör beyne baskı yapmak yerine, dışarıya doğru büyürdü. Bu bir tedavi sayılmazdı ancak hastanın çoğu semptomunu azaltırdı. 1869'da Cleveland'da dünyaya gelen Cushing, lisans eğitimini Yale'de tamamladı ve kariyerini aynı üniversitede bir tıp tarihi profesörü olarak sonlandırdı. Meslek hayatının büyük bir bölümünü, Harvard Üniversitesi'ndeki Peter Bent Brigham Hastanesi'nde o zamanlar yeni bir uzmanlık alanı olan Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı'nın başkanı olarak geçirdi. Bu daha ilk girdiğinde çok az cerrah beyni açmaya cesaret ediyordu. Hastaların çoğu da bu ameliyattan sağ çıkamıyordu. Tıp tarihçisi Michael Bliss, "Harvey Cushing: Bir Cerrahın Hayatı" isimli kitabında, "20'nci yüzyılın ilk on yılında Harvey Cushing etkin beyin cerrahisinin kurucusu oldu" diye yazdı. Bliss, "Cushing yaşayan hastaların 'kapalı kutu' olarak adlandırdığı kafatasını açıp, yapacağı ameliyatın zarardan çok yarar getireceğine emin olabilecek ilk cerrahtı" diyor. Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Profesör Dennis Spencer, Cushing'in en büyük başarısının "titiz ameliyat tekniği" olduğunu söylüyor. Spencer, "Bir tümöre ulaşmak için hangi tekniği kullanırsa kullansın, tümörün nerede olabileceğiyle ilgili inanılmaz derecede iyi bir öngörüye sahipti. Beyne zarar vermeden tümöre ulaşıyor ve dışarı çıkarabiliyordu" diyor. Tümörün nerede olduğunu çoğunlukla hastanın şikâyetlerine dayanarak anlamaya çalışan o zamanın beyin cerrahları adeta birer tıp dedektifiydi. Cushing beyin tümörünün görme bozukluğuna yol açtığı belli durumlardan yararlanan bir göz testini yaygınlaştırdı. 1970'lerde Manyetik Rezonans (MR) ve diğer görüntüleme araçları çıkana kadar bu test kullanıldı. Bugün bile, optik sinirlerin arasında bulunan hipofiz bezindeki çıkan tümörlerin çoğu ilk olarak hastaların görme bozukluğu şikâyetiyle tespit ediliyor. Cushing hipofiz tümörlerinin vücutta kapsamlı değişikliklere yol açabildiğini keşfetti. Keşiflerinden ötürü bu hastalıklara Cushing hastalığı ve Cushing sendromuna ismi verildi. Aslında Cushing'den beri, beyin kanserine yakalanan hastaların ömrünü uzatma konusunda çok ilerleme kaydedilemedi. Spencer, "Teknoloji açısından bu kadar ilerleyip çoğu beyin hastalığının seyri açısından ilerleyemememiz çok şaşırtıcı" diyor. Spencer, yine de çoğu tümörün genetik şifresini çözmeye yaklaştıklarını da ekliyor. Cushing, akıl hocası Doktor William Osler hakkında yazdığı biyografik kitapla 1928'de Pulitzer Ödülü almıştı. Beyin koleksiyonunun restorasyonu için harcanan 1,4 milyon dolarlık harcamanın çoğu Cushing'in eski bir hastasının ailesi tarafından sağlandı. 1960'larda Yale'de nöropatoloji profesörü olan ve bir dönem Cushing'in bazı eşyalarıyla aynı ofisi paylaşan Doktor Gil Solitaire, koleksiyonun darmadağın olduğunu, bazı dokuların tamamen kuruduğunu, kavanozların da kırıldığını söylüyor. S e a t t l e'd a k i Wa s h i ng t on Üniversitesi'nden Ortopedi ve Spor Sağlığı uzmanı Doçent Doktor Christopher J. Wahl, Yale'de tıp okurken tezini beyinler üzerine yazarken, koleksiyonun restorasyonu konusuna ilgi duyulmasını sağladı. Wahl, "Bu, beyin cerrahisinin ilk günlerini yalnızca fiziksel değil sosyal açıdan da belgeliyor. Gidecek başka yeri olmayan bu hastaların ve bu yenilikçi adamın cesaretini gözler önüne seriyor" diyor.