Bu yılın başında Zimbabwe'den yazdığım bir yazıda, yerleştikleri kulübede yalnız başlarına hayata tutunan beş yetimden bahsettim. En büyükleri olan 17 yaşındaki cılız ve yetersiz beslenmiş Abel, her sabah 4'te kalkıp üç saat yalınayak yürüyerek liseye gidiyordu. Hava kararınca geri dönen Abel, ateş ışığında ev ödevlerini yapmaya ikna ettiği, hastalandıklarında baktığı ve yaramazlık yaptıklarında cezalandırdığı küçük kardeşlerine babalık yapıyordu. Abel'a neyin hayalini kurduğunu sorunca "bisiklet" dedi. Bisikleti olsaydı, okula gidip gelmek için altı saat yürümeyecek ve küçük kardeşlerine daha iyi bakabilecekti. Abel, Eylül ortasında isteğine kavuştu. Chicago merkezli yardım örgütü Dünya Bisiklet Yardımı, Abel'ın bölgesinde yaşayan ve okula gitmek için bisiklete ihtiyacı olan 200 öğrenciye dağıttığı bisikletlerden birisini Abel'a verdi. Bu pilot çalışmanın başarılı olması ve kaynak bulunması halinde, Zimbabwe'deki on binlerce çocuğun okula gitmelerini sağlayacak bisikletleri olabilir. Bisikletine kavuştuktan sonra telefonda konuştuğum Abel, utangaçça "Mutluyum" derken sesi sevinçliydi. Abel eskiden lise bitirme sınavlarını geçeceğinden emin değilmiş çünkü ders çalışacak zamanı yokmuş. Artık sınavı geçeceğinden emin. Bisiklet projesi, Chicagolu iş adamı Frederick K.W. Day'in fikri. Abel'ın öyküsünü okuyan Day, Zimbabwe'de düzenlenecek büyük ölçekli bir "eğitim için bisiklet" programını, Abel ve sınıf arkadaşlarında denemeye karar verdi. ABD'nin en büyük bisiklet aksamı üreticisi SRAM Corporation'ın üst düzey yöneticisi Day, bisikletin yoksul ülkelerdeki öğrencilere ve sağlık çalışanlarına ucuz ulaşım sağlayacağı inancıyla 2005'te Dünya Bisiklet Yardımı'nı kurmuş. Day'in ilk planı, ABD'den kullanılmış bisiklet göndermekmiş ama saha ziyaretleri sonrasında bunların bozulacağını anlamış. Day, "Oralara gidince, ABD'de üretilen hiçbir bisikletin o şartlara dayanamayacağını açıkça gördük" diyor. Day'in mühendisleri, yöre sakinlerine danışıp ücra bölgelerde mevcut yedek parçaları da inceledikten sonra fazla bakım istemeyen, 25 kiloluk, vitessiz bir bisiklet tasarladı. Yardım örgütlerinin en meşhur hatalarından birisi, gittikleri yerlere kullanışsız yeni teknolojiler götürmeleri. Gelişmekte olan ülkelerdeki birçok pahalı su kuyusu işlemiyor çünkü çevrede bunların arızalı pompalarını tamir edecek kimse yok. Dünya Bisiklet Yardımı bu yüzden, dağıtılan her 50 bisiklet için temel yedek parçalar ve aletlerle donatılan bir tamirci eğitiyor. Böylece küçük işler de destekleniyor. Bisiklet tamiri eğitimi alanlardan birisi de Abel. Yardım örgütlerinin dünyasında hiçbir şey planlandığı gibi yürümediğinden, programın başarısını konuşmak için henüz erken. Dünya Bisiklet Yardımı muhtemel sorunları gidermek amacıyla, köylerde programı denetleyecek etkili kişiler bulmak için aylarca uğraştı. Köy ileri gelenlerine, iki yıl boyunca etkili bir denetim uyguladıkları takdirde bisiklet verilmesi işe yarıyor. Bunlar, baba veya ağabeylerin, kızların böyle değerli bir şeyi hak etmeyecek kadar önemsiz oldukları bahanesiyle bisikletlere el koymasını engelliyor. Kızlarını her gün birkaç saat yürüyerek okula gitmenin tehlikelerinden korumak isteyen ebeveynler bazen onları kasabaya yerleştiriyor. Ama bunun sonucu cinsel zorbalık olabiliyor. Ucuz pansiyonlarda kalarak eğitimlerini sürdürmek isteyen kızlar sürekli tecavüze uğruyor. Bisikletler sayesinde, kızlar artık evlerinde kalabilecek. Dünya Bisiklet Yardımı şimdiye dek 70 binden fazla bisiklet dağıtırken, bunların yüzde 70 kadarı kadınlara ve kızlara verildi. Örgütün bu yılki hedefi, 20 bin bisiklet dağıtmak. İşler yolunda giderse, Abel'dan başka on binlerce Zimbabweli öğrencinin de bisikleti olacak. Abel için bu bir tür peri masalı gibi. Gazeteci olarak karşılaştığım sorunlardan birisi, çoğu bağışçının yazılarımda adı geçen belli bir kişiye yardım etmek isterken benzer durumdaki binlerce kişiye yardıma isteksiz oluşu. Bağış yorgunluğu, Afrika'daki yolsuzluk ve daha önceki başarısız yardım girişimleri bu konudaki engeller arasında. Bunlar haklı kaygılar ama bu köşedeki öykünün konusu sadece bir çocuk ve onun bisikleti değil. Bu daha çok bir sistemi devreye sokan, sürdürülebilir, yerel katılımı sağlayan, eğitim ve istihdam ile yoksulluktan çıkışı destekleyen verimli bir döngüyü teşvik etme umudunu taşıyan bir yardım girişimi örneği. Program, insanların kendi kendilerine yardım etmesini sağlamanın yolları olduğunu, sorunların çözümleri olabileceğini ancak bunları çoğaltmamız gerektiğini hatırlatıyor. İsterseniz Abel'a sorun.