MOSKOVA - Rus başkenti geçen ay hükümet karşıtı dev protestoların ilkine sahne olurken, bazı yorumcular, çarların ve kalabalıkların, kılıçlar, baltalar, süvari hücumları ve başlarının üzerinde ikonalar taşıyan halk kitlelerinden oluşan bir sisin ortasında çarpıştığı Rus tarihine dalıp gitmiş görünüyordu. Eski hikâyelerde kalabalıklar, kontrol edilemez vahşi bir güçtü ve haliyle Rus muktedirler onları bastırmaya çalışıyordu. Bu süreç Kremlin tarihinin bir parçası ve bu gerçeğin gölgesi günümüzdeki protestoların da üzerine düşüyor. Sovyetler Birliği'nin yöneticileri, kitlesel gösterilerin üstesinden gelmenin en iyi yolunun bunların hiçbir surette gerçekleşmemesini sağlamak olduğuna inanıyordu. Başbakan Vladimir V. Putin, benzer bir yaklaşım benimsediyse de büyük ölçüde şiddet kullanmaktan kaçındı. Harvard Üniversitesi'nin Rusya tarihçilerinden Richard E. Pipes, Putin'in tarihten iyi ders almış olduğunu belirtiyor. Pipes'a göre, Rusya'da gösteriler bir kez başladığında er ya da geç kontrolden çıkıyor. Pipes, "Başta ben olsaydım, yapacağım ilk iş devlette reform yapmak olurdu. Eğer bunu yapmak istemiyorsam, gösterileri yasaklardım. Basitçe anlatacak olursam, gösterileri yasaklar, yasağa uymayan herkesi de tutuklardım" diyor. 4 Aralık'taki genel seçimlerden sonra bu teori, özellikle de Putin'in iktidara geldiği 2000 yılından beri en büyük kalabalıklar sokaklara dökülünce çok konuşuldu. 10 Aralık'ta Bototnaya Meydanı'nda ortaya çıkan manzara, Putin'in Rusya'sında zaman geçirmiş herkesi şok etti. Rusların siyasi değişim ve reform isteğiyle sokaklara dökülmesinin üzerinden uzun zaman geçmişti. Polisin sakin bir şekilde izlediği yaklaşık 50 bin kişiden oluşan kalabalık, bir mucize gibiydi. Kalabalığın içindeki insanların ne gözü dönmüştü ne de ezilen tabakalarla alakası vardı. Korku belirtisi göstermiyorlardı. Yıllardır internette var olan muhalif orta sınıf profesyoneller kitlesi, aniden fiziksel bir olgu haline gelmişti. O gün ya da 24 Aralık'ta tekrarlanan gösteride korkutucu hiçbir şey olmadı. Hükümete toplumsal olaylar konusunda danışmanlık yapan ekonomist Yevgeny S. Gontmakher, Rus liderlerin talepleri parayla karşılanamayacak olan protestocularla başa çıkmak konusunda hiçbir tecrübeleri olmadığını belirtiyor. Gontmakher, "Böyle bir kalabalık daha önce Rusya'da yoktu. Bu, Rusya'nın kendine özgü bir süreç dâhilinde Batılı bir ülke haline gelmekte olduğunun işareti. Bunun adı kamusal siyaset. Artık kamusal siyasetin dışında tutulabilecek bir marjinalliği yok. Bence bu Rusya'da ilk kez gerçekleşiyor. Rusya'nın Avrupalı bir yol tercih etmek zorunda olduğunu gösteriyor. İnsanlar Rusya'nın Avrupa olmadığını söylüyorlar. Hayır… Rusya Avrupa'dır." Son protestolar Kremlin ve kitleler arasındaki ilişkide bir değişimin göstergesi olabilir. En başta protestocuları aşağılayan Putin ve diğer üst düzey yetkililer, belki de kalabalıkların başkentteki medya ve iş dünyası seçkinlerinin geniş bir kesimini temsil ediyor olmasından dolayı, protestoculardan biraz olsun saygıyla söz etmeye başladılar. On yıldır her türlü sokak siyasetini bastırmayı vazife bellemiş olan Kremlin yetkilisi Vladislav Y. Surkov, geçen ay Bolotnaya'daki protestocular için "toplumumuzun en parlak kesimini, daha doğrusu, en üretken kesimini temsil ediyorlar" ifadesini kullandı. Surkov, yorumlarının yayınlanmasının ardından siyasi olmayan bir göreve atandı. Yine de Kremlin'de tarih bilinci gayet güçlü. Bazıları Rus toplumunun temel yapısının zaman içinde pek az değişikliğe uğradığını öne sürüyor. Putin'in Kremlin'ini Korkunç İvan'ınkiyle benzeştiren bir roman kaleme alan Vladimir Sorokin, bunu şöyle ifade ediyor: "Rusya'daki en temel kurallardan biri, yetkililerin halktan, halkın da yetkililerden korkması." Bu tez, geçen ayki olayların ardından sorgulanıyor. Kalabalık şimdi derin bir nefes alır gibi susuyor ve Moskova, yeni yıla, yakın tarihinde hiç olmadığı kadar öngörülemez şekilde giriyor. Net olan şu: Ruslar bir yere (en az çatışma kadar eski, ya da en az diyalog kadar yeni bir yere) doğru kuvvetli bir şekilde ilerliyor.