NECEF, Irak - Büyük Ayetullah Ali El Sistani, Şii Müslümanların en büyük ruhani lideri olarak takipçilerini ne yiyecekleri, nasıl yıkanacakları, nasıl evlenecekleri ve ölülerini nasıl defnedecekleri konusunda eğitti. Dünyevi bir rehber olarak Irak demokrasisini destekledi ve işgalin ilk günlerinden itibaren doğrudan seçimlerin yapılmasında ısrar ederek, İran tarzı dini yönetime karşı uyarıda bulundu. 81 yaşındaki Sistani, İmam Ali Türbesi'nden sadece birkaç adım uzaktaki dar bir sokakta bulunan evinde her sabah ziyaretçileri selamlıyor. Ancak yerine geçmek için ayak oyunları yapılmaya başlandı. İran'ın bu makama, Tahran'ın Irak halkı üzerinde doğrudan etkili olmasını sağlayacak sertlik yanlısı bir din adamını getirmeye çalışması, İran'ın uzun vadeli hedefinin İslam Devrimi'ni Irak'a taşımak olduğu yönündeki korkuları artırdı. Bu görev değişimi sadece Şiilerin çoğunlukta olduğu Irak'ta değil, Hindistan'dan İran'a, Lübnan'a ve ötesine uzanan Şii Müslüman dünyasında da İslam ile demokrasi arasındaki etkileşimi şekillendirecek. Ayetullah'ın günlük hayatla ilgili söyledikleri, dünyadaki 200 milyon Şii takipçisi için adeta kanun gücünde. Dini öğretileri kutsal, siyasi nüfuzu da güçlü. Üç büyük grubun (Şiiler, Sünniler ve Kürtler) iktidar için savaştığı, siyasi kargaşa içindeki Irak açısından bu mücadele, yeni filizlenen demokrasiye bir başka belirsizlik öğesi katıyor. Önemli bir dini ve siyasi aileden gelen din adamı Hüseyin Muhammed El Elum, "Irak'ın şu anda buna ihtiyacı yok. Allah Sistani'yi korusun" diyor. İran'ın adayı 63 yaşındaki Ayetullah Mahmud Haşimi Şahrudi, İran'ın yargı erkini on yıl yöneten ve orada hâlâ üst düzey bir yetkili olan, Irak doğumlu bir din adamı. Şahrudi'nin temsilcileri İran'ın mali desteğiyle, Irak'ın her yerinde aylardır bir himaye ağı kuruyor. Washington Yakındoğu Politikası Enstitüsü'nden Mehdi Halaci, "Şahrudi kendini Sistani'nin sonrasına hazırlıyor" diyor. Bu hamle İran'ın, Irak'ın siyasi ve ekonomik h ayatında z aten geniş o lan nüfuzunu artırmaya çalıştığına dair korkular yarattı. Irak Başbakanı Nuri Kemal El Maliki'nin geçenlerde Tahran'ı ziyaret ederek Ayetullah Şahrudi ile görüşmesi, gerilimi iyice artırdı. Bir sonraki en büyük ruhani lideri seçme süreci, insanların dini vergilerini (dindar Şiilerin, kullanılabilir gelirlerinin beşte birini kendi Ayetullahlarına yani 'merce'ye vermesi gerekir) kime vermeyi tercih ettiklerine bağlı olarak belli ettikleri iradelerine ve ruhani liderin dini bilgisinin, akranları olan din adamlarınca onaylanmasına bağlı. ABD Dışişleri Bakanlığı eski çalışanı, akademisyen ve "Şii Uyanışı" adlı kitabın yazarı Veli Nasr, "İran hükümeti dindar Şiilerin kimi seçeceğini belirleyemez. Bu çok demokratik bir süreç" diyor. Açık bir halef ortaya çıkıncaya kadar süreç birkaç yıl uzayabilir. Necef kenti ile Havza adlı dini akademisinde, siyasete karşı ölçülü bir mesafede durma, dindar ve münzevi bir hayat sürme ve siyaset işlerine yalnızca nadiren müdahale etme geleneği var. Ayetullah Sistani'nin İranlı olmasına rağmen Necef'te yükselebilmesinin nedeni kısmen, İran siyasetine hiçbir zaman dâhil olmamasıydı. Sistani Amerikan işgali sırasında önemli anlarda müdahalelerde bulundu. Bu müdahalelerden birinde 2004 yılında, Amerikan makamlarının itirazlarına karşın taraftarlarına doğrudan seçimler talebiyle sokaklara çıkma çağrısı yapmıştı. Sistani ayrıca mezhep temelli katliamlarının yaşandığı yıllarda itidalli bir tutum izledi. Ancak bir yılı aşkın bir süredir siyasetçilerle görüşmeyi bile reddetmesi sağlığıyla ilgili bitmeyen söylentilere neden oldu. Necef'teki din adamları Ayetullah Şahrudi'nin din âlimliğinin niteliğine, özellikle de Ayetullah Muhammed Bekir El Sadr'ın nezaretinde eğitim gördüğü ve onun onayını aldığı için yüksek bir not veriyor. El Sadr 1980'de Saddam Hüseyin'in adamlarının düzenlediği suikastta öldürülmüştü. Bugün hayatta olsaydı, Amerikan karşıtı din adamı Mukteda El Sadr'ın kayınpederi olacaktı. Ayetullah Sadr hâlâ saygı duyulan bir kişi. Necef'teki din adamları yine de, Necef'in sükûnet geleneğini korumak için en büyük Ayetullah makamına Necefli bir başka liderin gelmesini tercih ediyor. Ayetullah Şahrudi'nin biyografisi aktivizm, sürgün ve siyasi güce kavuşmakla geçen ve Necef geleneğine tamamen aykırı olan saldırgan dini aktivizme kayan bir ömre dair ayrıntılar içeriyor. Halaci, "Şahrudi İran'ın en büyük zenginlerinden birisi" diyor. Halaci'ye göre Şahrudi İran rejimine yakın olması sayesinde servet yaptı. Ayetullah Şahrudi, temsilcileri burada örgütlenmeye başladıktan sonra Necef'i ziyaret etmedi. Şahrudi'nin Necef'teki bürosunu yöneten İbrahim el-Bağdadi adlı Iraklı, "Buraya gelmek istiyor. Burası onun ülkesi. Şahrudi burada doğdu" diyor. Bağdadi, Ayetullah Şahrudi'nin Necef'teki örgütsel varlığıyla ilgili gerginliği, diğer din adamlarının "sokağı kışkırtma" çabası olarak niteliyor. Bağdadi, "Burada kuralları anayasa belirlediği ve Iraklılar da anayasayı seçtiği için İran tarzı yönetim sisteminin Irak'ta işe yaramaz" diyor.