TAHRAN - Yaklaşık iki ay önce, çoğu İranlı Batı'yla kaçınılmaz görünen askeri çatışmadan endişelenip pirinç ve et stokluyordu. 35 yaşındaki Ali Mesgaran ise tam da bu dönemde sandviç dükkânı açmaya karar verdi. İran'a nükleer programı gerekçesiyle yeni uluslararası yapt ırımlar dayatılırken, İran'ın para birimi riyal neredeyse yarı yarıya değer kaybetti. Fırlayan enflasyondan tasarruflarını korumak isteyenlerin altın ve döviz siparişlerine bankalar ve döviz büroları yetişemez hale geldi. Mesgaran, İran'da yaygın bir sandviç türü olan "Piyaz Caferi"den adını alan kafesini açma sebebini açıklarken, "Bu ülke sorunsuz bir gün görmemiştir. Başarılı olmak istiyorsak, bu sorunlar yokmuş gibi hareket etmemiz gerektiğini düşündük" diyor. Geçen ay İstanbul'da gerçekleşen İran ile dünya güçleri arasındaki nükleer müzakerelerin sürpriz biçimde olumlu geçmesinin ardından, İranlı yetkililer ve analistler arasında savaş korkusunun yerini temkinli bir iyimserlik almış gibi görünüyor. Riyal bile bir miktar değer kazandı. Ama her halükarda Mesgaran ve onun kuşağı, durum ne kadar kötü olursa ellerinden gelenin en iyisini yapmaya alışmış durumda. Mesgaran, "Kendi yaşamımı kurmaya çabalamaktan başka yapabileceğim bir şey yok" diye konuşuyor. Ülkenin nükleer çal ışmaları gerekçesiyle maruz kaldığı baskıyla yaşamları en radikal biçimde şekillenenler, 1979 devriminden sonra doğan İranlılar oldu. Devrim sonrası doğan genç yetişkinlerin oluşturduğu devasa kitle kendisine "yanmış kuşak" diyor. Bu kuşağın emellerine, İran liderlerinin kararları ve dış baskı misillemesiyle set çekilmiş vaziyette. İşler, Mahmud Ahmedinecad'ın cumhurbaşkanı seçildiği ve İran'ın nükleer duruşunun daha sertleştiği 2005'ten beri özellikle zorlaştı. O zamandan beri yağdırılan uluslararası yaptırımlar ve tecrit, İranlıların büyük bölümünü tam da yetişkin yaşamlarına başlayacakları sırada yakaladı. Soyadını vermek istemeyen 27 yaşındaki Samaneh, "Burada hayatlarımıza iktidardakiler karar veriyor. Seçeneklerimiz çok kısıtlı" diyor. İran yolsuzluk ve enf lasyonla boğuşuyor. Resmi rakamlara göre gençler arasında işsizlik yüzde 20'nin üzerinde, ama uzmanlar oranın daha yüksek olduğunu söylüyor. Boşanma, uyuşturucu bağımlılığı ve toplumsal eşitsizlik sürekli tırmanıyor. Ahmedinecad'ın selefi Muhammed Hatemi'nin 1997 ila 2005 arasındaki cumhurbaşkanlığı dönemini yâd etmek, umutsuzluk hissini iyice pekiştiriyor. Zira Hatemi, kişisel özgürlükleri ve Batı ile daha iyi ilişkileri teşvik etmeye çalışmıştı. 32 yaşındaki Zehra, "O günlerde bir geleceğimiz vardı. Şimdiyse yarın ne olacağını bile bilmiyoruz" diyor. Mesgaran'ın kafesinde sohbet konusu, siyaset değil, son haftalardaki bölgesel yağışlar. Kafesini ve müşterilerini göstererek, "Burası benim dünyam. En azından burada kaderimin kontrolü kendi elimde. Ve bu da güzel bir his" diyor Mesgaran.