İnci Nehri'nin kıyısındaki 15 milyonluk bu şehir tişörtten ayakkabı ve otomobil parçalarına, tablet bilgisayardan güneş panellerine kadar her şeyi üreten büyük bir imalat bölgesinin merkezinde. Bir çok fabrika, her yıl yüzde 10'ların üstünde maaş zammına ve sosyal yardımları iyileştirmesine rağmen işçi kıtlığı çekiyor. Wang Zengsons ise sabit bir iş bulamıyor. Buradaki bir çeltik çiftliğinde büyüdükten sonra yerel bir üniversitede okudu ama mezun olduğundan beri geçen üç yılının çoğunu işsiz geçirdi.
25 yaşındaki Wang düşük ücretli işlerde ancak birkaç ay çalışabildi. Örneğin, bir alışveriş merkezinde bekçilik ve bir restoranda garsonluk yaptı, bir işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştı. Fakat Wang fabrikalarda tam zamanlı işlere başvurmuyor, çünkü bir üniversite mezunu olarak daha iyisine layık olduğunu düşünüyor. Bu yüzden her gün, başlangıçta fabrika işlerinin üçte biri kadar maaş vermelerine rağmen, ofis işlerine bakıyor. Çin'de milyonlarca yeni üniversite mezunu var ki, Wang'la aynı durumda. Bu yüzden de fabrikalarda işçi açığı yaşanırken birçok eğitimli genç ya işsiz kalıyor, ya da verimli istihdam edilmiyor. 20'li yaşlarının başında bir genç üniversite mezununun işsiz olma ihtimali, ilkokul eğitimli birine göre dört kat fazla. Çin Eğitim Bakanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Ye Zhihong da, "Bir yanda fabrikalar vasıflı işçi bulamıyor, öbür yanda üniversiteler varolan işleri istemeyen öğrenciler yetiştiriyor" diyerek bu durumu doğruluyor. Çin'de eğitim son on yılda hızla yaygınlaştı. Üniversiteden mezun olanların sayısı dörde katlandı. Bugün milyonlarca mühendis ve bilim insanı var. Onların en iyileri küresel rekabette daha da gelişmeyi hedefleyen Çinli şirketlerde istedikleri işleri bulabiliyor. Fakat Çin'deki milyonlarca mezun arasında pazarlanabilir vasıfları olmayan genç de çok. Üstelik bu gençler saygın maaşlı ofis işlerini hak ettiklerine inanıyor. Sorun sanki biraz da dar ihtisas alanlarındaki l isans bölümlerinin çoğalmasından kaynaklanıyor (Wang ofis ve fuar standı tasarımında üç yıllık bir bölümden mezun). Ayrıca Çin kampüslerinde mühendislik gibi bölümler hızla gözden düşüyor ve bu da fabrika tozu yutmak istemeyen mezunlar ordusunu iyice kalabalıklaştırıyor. Ye, "Bankalar yüksek maaşlar verdiği için aileler çocuklarını oraya yönlendirmek istiyor" diyor. Michigan Üniversitesi'nde Çin Araştırmaları Merkezi'nin direktörü olan ve Çin'deki çalışma sorunları üstüne uzmanlaşan Mary E. Gallagher, ülkede fabrika işlerine karşı genel bir hoşnutsuzluğun belirdiğini aktarıyor. "Öğrenciler örgün eğitim kavramına uyum sağlayamadılar. Bu da üniversiteye girdiklerinde kendilerini seçkin kesimin bir üyesi olarak görmelerine yol açıyor" diyor Gallagher. Çin'de binlerce yıllık bir geçmişi olan Konfüçyüsçü geleneğe göre eğitimli insanlar ağır işler yapmaz. Oysa mavi yakalı işlerin ülke ekonomisindeki payı hâlâ çok büyük. İmalat, madencilik ve inşaat sektörleri ülkedeki ekonomik faaliyetlerin yüzde 47'sini oluşturuyor (ABD'deki oranın iki katı). Hizmet sektörü de henüz yeterince gelişmiş değil. Üniversite mezunları çok olunca bilgisayar bilimi gibi daha pazarlanabilir bölümlerden mezun olanların maaşları bile düşük kalıyor. Çin'de ücretler tartışma konusu olduğu için isminin açıklanmaması konusunda ısrar eden bir şirket yöneticisine göre, 2000'de yeni bilgisayar mezunları Shenzhen kentindeki büyük kuruluşlarda 725 dolar maaşla işe girebiliyor ve bu maaş, liseyi bitirmeyen mavi yakalı işçilerin aldığı maaşın kabaca 10 katına karşılık geliyordu. Bugünse bilgisayar bölümünden mezun olanlar o kadar çok ki, Shenzhen'de aldıkları maaş ayda 550 dolara düştü; üstelik bu tutar şu an mavi yakalı işçi maaşının iki katından daha az. Wang eğer iç tasarımdan vazgeçmeden fabrikada çalışmak isteseydi, Guangzhou'daki evinden 45 dakika güneyde bulunan Hongyuan Mobilyacılık'ta kendine bir yer bulabilirdi. Ev saunaları üreten Hongyuan fabrikası yeni çalışanlarına, mesai hariç, ayda 2 bin 500 renminbi, yani kabaca 395 dolar ücret veriyor. Altı kişilik yatakhanelerin yerini iki kişilik daireler almış. İşçiler artık ustabaşına maaşlarından pay vermek zorunda değil. Onun yerine ustabaşılar, işinden ayrılmayan her mavi yakalı için fabrikadan ayda 8 ila 16 dolar ikramiye alıyor. Ona rağmen fabrika işçi bulmakta zorlanıyor. Şirketin işçi başına düşen emek maliyeti (maaş artı sosyal yardım) her yıl en az yüzde 30 artıyor. Birçok üniversite mezunu iş için başvuruyor. Fakat şirketin genel müdür yardımcısı olan Ni Bingbing, mavi yakalı işleri kabul edebilecek kadar zor durumda olmadıklarını belirtiyor. Bu aslında Çin'deki tek çocuk uygulamasının da yarattığı alışılmadık bir toplumsal dinamiğin sonucu. Bu çocuklar yetişkin olduğunda bile anne-babalar ve büyükanne-büyükbabalar onlara bakmaya devam ediyor. Şirketler, beyaz yakal ı çalışanların bile yakın dönemlere kadar hayal edemedikleri yan getirileri mavi yakalılara teklif ediyor; ama genç üniversite mezunları ona rağmen fabrikada çalışmaya yanaşmıyor. Oysa, örneğin, büyük bir lüks gömlek üreticisi olan Hong Kong merkezli TAL Grubu, güneydoğu Çin'deki devasa fabrikasını klimayla serinletmekle kalmıyor, internet bağlantısı olan 50 masaüstü bilgisayarıyla bir kütüphane bile açıp çalışanlarının hizmetine sundu. Bir yanda tek çocuk uygulaması, öbür yanda üniversi te mezunlarındaki art ış; bu kombinasyon fabrikalardaki çekirdek işgücünü, yani üniversiteye gitmeyen 18-21 yaş grubunu daha yeni vurmaya başlıyor. Çünkü yüksek öğrenim kayıtları artmayıp yerinde saysa bile bu gruptaki çalışanların sayısı 2010'dan 2020'ye yüzde 29 düşecek. Son on yılda ülkenin dört bir yanında yüz binlerce fabrika açıldı. Bu fabrikalar gelişmiş ekipmanlarını değil tamir edecek, kullanacak işçileri bile bulmakta zorlanıyor. Öte yandan, mesleki eğitim alan kişilerin sayısı o kadar durağanlaştı ki, akademik öğrenimi tercih eden öğrencilerin sayısı şu an onları kabaca ikiye katlamış durumda. Meslek liseleri ve mesleki eğitim programları Çin'de gözden düşmüş durumda. Dört yıllık üniversitelere geçmek neredeyse imkânsız olduğundan bu kurumlar bir tür çıkmaz sokak olarak görülüyor. Wang'sa geçim için başka seçenekleri değerlendiriyor. "Çalışmaktan çekinmiyorum. Asıl sorun statü eksikliği. İnsanların eğitim düzeyi arttıkça fabrikada çal ışma istekleri azalıyor" diyor.