TİME dergisinin ondan, "Yunanistan'ın yaşayan en önemli bestecisi," diye söz etmesini abartılı bulanlara soralım: "Theodorakis'in ya da Hacıdakis'in hangi eseri, Beyoğlu'ndan Kadıköy'e kadar çalınıyor yıllardır? Üstelik sadece evlerde ve kafelerde değil, sokaklara da taşıyor?"
Theo Angelopoulos'un
Leyleğin Geciken Adımı,
Arıcı,
Ulysess'in Bakışı gibi filmlerini unutsanız bile, herhangi bir yerde müziğini işittiğinizde hatırlamıyor musunuz? Yunan besteci Eleni Karaindrou, Angelopoulos'un filmleri için eser bestelemeye, 1982'de başladı. Bu beraberlikleri hâlâ sürüyor. Hatta eğer Angelopoulos, yeni bir filmin çekimine başladığında, Karaindrou başka bir filmin müzikleriyle meşgulse, mutlaka ara veriyor ve Angelopoulos'a destek veriyor. İşte 27 yıllık, sinema dünyasında pek de alışılmadık bu uyumlu işbirliğinin sekizinci örneği olan
Zamanın Tozu (
The Dust of Time) filminin müzikleri oldu. Başrollerinde Willem Dafoe, Bruno Ganz, Irene Jacob'ın rol aldığı filme gelince... Bu yıl İstanbul Film Festivali'nde de izlemeyi umduğumuz ama bir başka bahara ertelenen
Zamanın Tozu, Angelopoulos'un son eseri,
Ağlayan Çayır'la başlayan üçlemenin ikinci filmi. Karaindrou'nun hayranlarına hemen müjdeyi verelim!
Zamanın Tozu albümü, Türkiye'de de çıktı. Üstelik Eleni Karaindrou, albümün tanıtımı için üç günlüğüne Atina'dan İstanbul'a geliyor. Üstelik gecikmeli olarak. Çünkü geçen ay düşüp, kaburgalarını kırmasaydı, bu buluşmayı daha önce yaşayacaktık. Onu seven, 12 Mayıs Salı günü saat 17.00-19.00 arasında Taksim'deki Mephisto Kitabevi'nde olsun!
- Bu kez hem filmin müziklerini besteleyip hem de filmde rol alacağınızı duymuştuk, bu gerçekleşti mi?
-
Zamanın Tozu'nun senaryosunu ilk okuduğumda beni çok etkileyen, büyük bir sürprizle karşılaştım. Filmin bir sahnesinde bir senfoni orkestrası, piyanist, şef ve besteci de görünüyordu. Bu benim Theo ile yıllardır yaptığım ortak çalışmaya açık bir göndermeydi. Bu iki karakteri, Theo ile ben canlandırabilirdim. Ama ben, film ekibindeki gerçek rolüme odaklandım. Yani film müziği besteciliğine... Besteci rolünü çok iyi bir oyuncu olan Renie Pittaki canlandırıyordu. Ve ben de partisyonlarımla, kamera arkasında, kayıt işini yürütüyordum. İlk kez müziğimin orkestra tarafından seslendirildiği anda, filme yansımasına tanık oldum. Müthiş bir tecrübeydi.
- Filmi, önceden görebildiniz mi, yoksa müziği senaryoyu okuyarak mı bestelediniz?
- Theo'yla çalışmaya başladığımızdan beri tüm ilhamımı öyküden alıyorum. Aynı yöntem diğer yönetmenlerle çalışmalarımda da geçerli. Müzikal fikir, bunun çevresinde biçimleniyor. En önemli an, müzikal temanın ortaya çıktığı an. Temanın önceden ortaya çıkması yönetmen açısından da önemli. Kendini daha güvende hissediyor, müzik, film için bir ilham kaynağına dönüşüyor. -
Zamanın Tozu'nun 1950-1990 gibi geniş bir döneme yayılmasından ya da karakterlerin özelliğinden dolayı bir zorluk yaşadınız mı? - Film, benim çocuk ve sonrasında yetişkin olarak yakından bildiğim, bizzat yaşadığım, tanık olduğum bir dönemde geçiyor. Küresel ya da yerel olayların herbiri üzerimde izler bıraktı. Filmin beni en zorlayan yanı bir ailenin, oğullarının, onun oğlunun ve eşinin hayatlarının birbirine paralel olarak anlatılmasıydı. Film, Stalin'in ölümüyle başlıyor. Sonra rahat bir şekilde bugüne gelip, tekrar geriye dönüyor. İşte bu zaman yolculuğu, iki müzikal temaya kaynak oldu. Biri karakterlerin zorlu hayat yolunu, ödedikleri bedelleri simgeliyor. Diğeri ise tükenmeyen aşkın sesi. Ortaya çıkan müzik, piyano ve orkestra için bir senfonik vals.