Yaklaşık dört ay önceydi. Onu "İlk aykırı modacımız," diye tanıtmış, "İsmini iyi ezberleyin," demiştik. Futbol oynayarak büyüyüp modaya yönelen, kendi tabiriyle 'çöp adam bile çizemezken' kabiliyetli bir tasarımcıya dönüşen Ümit Benan Şahin'in çok yakın bir zamanda her yerde karşınıza çıkmaya başlayacağını söylemiştik. Şahin, sadece bizi değil, "En büyük destekçilerimden," dediği duayen moda yazarı Suzy Menkes'i de haksız çıkarmadı. 62'lik mankeni Giovanni ile tanıttığı ilk koleksiyonunun yankıları süredursun, Şahin'i tutabilene de aşk olsun! Bu sefer de İtalyan
Vogue dergisiyle en büyük erkek giyim fuarı olan Pitti Uomo'nun beraber yaptığı 'Who's on Next?' yarışmasında birinci oldu. Hem de aralarında
Vogue'un editörü Franca Sossani,
GQ ve
New York Times dergisinin editörlerinden oluşan 14 kişilik jürinin, hepsinin birden oylarını alarak! Şahin'e ödül getiren koleksiyon, yine bir karakterden yola çıkarak oluşturulmuş ve yine şaşırtma felsefesine dayanıyor. Bu sefer 'evsiz gibi' görünümünü bir yana bırakmış, Küba'dan esin almış. Feminen detaylarla süslediği maskülen karakter, yine tezatların hoş bir şekilde bir araya gelebileceğinin kanıtı.
DEFİLEYE DAVET EDİLDİ
Yarışma nedeniyle son bir haftadır
Corriera Della Sera'dan tutun
GQ dergisine,
New York Times'dan ünlü moda bloglarına kadar neyi açsanız Ümit Benan çıkıyor karşınıza. İtalyan gazeteleri ondan "İtalyan modasının geleceği bir Türke emanet!" diye bahsediyor. Suzy Menkes, onunla birlikte İtalyan modasının artık yabancı tasarımcıları da bağrına basmaya başladığını yazıyor. Bundan sonraki koleksiyonunu, ocak ayında Pitti Uomo'nun davetlisi olarak bir defileyle sunacak. "Bu defile benim için çok önemli olacak," diyor Şahin. Şahin, koleksiyonunu satın almak isteyen Dover Street Market ve Colette randevularından çıkıp
I-D dergisine röportaj vermeye giderken sorularımızı yanıtladı.
- Nereden çıktı bu yarışmaya katılma fikri?
- Geçen fuarda standıma gelip bahsetmişlerdi ama yarışmalara çok inanmadığım için başta ilgilenmemiştim. Daha sonra işin içinde
Vogue ve Pitti'nin olduğunu duyunca, katılmaya karar verdim. Yarışmanın amacı, İtalyan modasına destek vermek, yeni modacılar çıkmasını teşvik etmek ve 'Made in Italy' markasını kalkındırmak. Çünkü Amerika'nın aksine son yıllarda buradan yeni tasarımcı çıkmıyor. Katılabilmek için de firmanın İtalyan olması ve bütün koleksiyonu burada yaptırman şart.
- 200 kişi arasından seçilerek birinci olmuşsunuz. Bekliyor muydunuz kazanmayı?
- Beklemiyordum, çünkü bir ülkenin yaptığı yarışmada o ülkeden biri kazanır. Üstüne üstlük İtalya, tutucu bir ülke. İlk koleksiyonumun esin kaynağı, sakal meselesi de burada yaşadığım dışlanmaydı zaten. Hele İtalya'nın geleceğini arayan bir yarışmada, şansım yok gibi düşünüyordum. Bir 'Turco'ya vermezler herhalde diyordum. Tabii Suzy'nin beğendiği birini görmezlikten gelemezlerdi, en azından ilk 50'ye kalacağımı tahmin ediyordum.
- Jürinin yorumu ne oldu? Ödülü verirken ne dediler?
- Yarışmadan sonra "Kesinlikle kazanman gerekiyordu çünkü her şeyinle çok hazır görünüyordun," dediler. Diğer yarışmacılar sadece ürün üzerine yoğunlaşmıştı. Benim koleksiyonum ise tamamen bir hayat tarzını anlatıyor; bunu sevmişler.
SAKAL DAVASI DEVAM EDİYOR
- Şimdi nasıl hissediyorsunuz kendini?
- Çok mutluyum tabii ama şaşkınlık içindeyim. Sürekli oradan oraya koşturuyorum, röportajlar veriyorum. Aklımda bir sonraki koleksiyon var şimdi. Aslına bakarsanız üç yıl boyunca yapacağım bütün koleksiyonlar, şimdiden aklıma kazılı. Bir de aileme çok şey borçluyum. Onlar olmasa yaratıcılığın sancılı zamanlarını kolay atlatamazdım. Bana sundukları fırsatları iyi değerlendirmeye çalıştım.
- İlk koleksiyonunuzda amacınız insanları şaşırtmaktı. İnsanların birbirlerini dış görünüşlerine göre yargılamasını eleştiriyordunuz ve sakalı da bunun için sembol olarak kullanmıştınız. Sakal meselesi, ödül aldığınız yeni koleksiyonunuzda da var.
- Evet, çünkü erkek ırkı denince benim aklıma sakal ve bıyık geliyor. Bu konuda takıntılıyım. Anlatmaya çalıştığım mentalite de bu. 150 bininci modacı olmak istemiyorum. Bir 'Ümit Benan' dünyası yaratmaya çalışıyorum; kendine inanılmaz güvenen, çok maskülen, kendiyle barışık bir topluluk. Nasıl ki Jean Paul Gaultier'nin aykırı modelleri vardı, benim dünyam da feminen detaylı da giyinebilen, bu maskülen, sakallı insanlar.