1 'Çağlayan moda tasarımcısı mı, sanatçı mı?' tartışmalarında taraf olmak için... Moda dünyasından gelip, hakiki dünyaya ilişkin neleri sorguluyor teker teker sayarak ve tespit ederek...
2 Çağlayan'ın defilelerini kaçırmışlar olarak neler kaçırdıklarını görmek için.
3 Mesela 'Toprağa Bağlı' koleksiyonunda gri asfalt kaldırım fotoğrafını kumaşlara basarak elbiseler üretmiş. Bu asfalt dokulu elbiseler karşısında 'en iyi heykel asfalttır' diyen minimalistleri hatırlamak için...
4 LED'den elbise olur mu diyenlere 'Uçak ve mektuptan olduğu gibi olur,' demek için... 'Havadan' koleksiyonunda 2007 Kış koleksiyonu, kristal ekranlarla kombine edilmiş 15.600 LED'den oluşan bir LED elbise var.
5 Olmayan Yokluk'un nasıl oldu da yıllar sonra bu sergide karşımıza Olmayıp Varolan olarak çıktığını sorgulamak için. Bu hatayı serginin Britanyalı kayyumuna mı, kayyumun yerli danışmanlarına mı mal etmeli? Olmayan Yokluk, 2005 yılında 51. Venedik Bienali'nde Türkiye pavyonunda Türkiye'yi temsil etmişti. Filmin başrolünü ünlü oyuncu Tilda Swinton oynuyordu.
6 Şefkat Yorgunluğu'nu Çağlayan'ın en kötü filmi olarak ilan etmek için. Filmde Sema Şimşek göz doldursa da...
7 Bennu Gerede'nin kötü bir oyuncu ama hep güzel olduğuna karar vermek için...
8 Sergideki cansız mankenlerin Barbie bebeklerden daha tombul ve tıknaz Sindy bebekleri andırması karşısında Çağlayan'ın sıfır bedene karşı olduğunu çıkarmak için...
9 1994 yılından itibaren Çağlayan, moda dünyası ve onun gerektirdiklerine meydan okumuş. Adeta kafa tutmuş giyilebilir olana... 2010 tarihli 'Tatlı Aylaklık' koleksiyonunda ise meydan okumadan eser yok. Uzlaşma ve bu dünyanın gerektirdikleriyle uyumu, en giyilebilir ve yakışır olandan tercih yaptığını hissetmek için...
10 Moda tasarımına yapılan yatırımın yüzde 10'unun çağdaş sanata yapılmadığını ifşa ederek, sergi boyunca söylenmek için... Bu sergiden sonra 2010 kültür başkenti ajansı tarafından desteklenme sırasının kesin Dice Kayek'e geldiğini öngörmek için...
11 Hava o kadar sıcak ve nemli ki, sergi mekânı buzdolabı gibi soğutulduğu için...
12 Hüseyin Çağlayan'ın fütürizmine eşlik etmekte ister istemez kusur etmeyen İstanbul Modern'in fotoğraf galerisinde yer alan Elif Ayiter'in, Murat Germen'in 'Yol' sergisinde ilk kez gösterdiği 'İkinci Hayat Second Life' ortamında ürettiği Avatar karakterlerine bakıp bakıp şapka çıkarmak için...(Sergide 14 m x 80 cm boyutlarında Murat Germen ve Elif Ayiter -Second Life'daki adı ile Alpha Auer- tarafından ortaklaşa üretilen Şark Ekspresi diye bir iş var ince uzun. Şark Ekspresi birinci hayatımız olan gerçek hayatı Second Life® ortamı, yani sanal bir ikinci hayat ile bir araya getirmeyi amaçlıyor. İş, Murat Germen tarafından çekilen 'gerçek' bir panoramik Şark Ekspresi fotoğrafının üzerine, Second Life ortamında Elif Ayiter'e ait dört adet Avatar'ın görüntülerinin monte edilmesi suretiyle iki dünyayı birleştiriyor. Elif Ayiter tarafından yaratılan bu kişiler son derece ilginç...)
13 Elif Ayiter'in Galeri Nev'de açtığı 1995 tarihli pentürlerindeki yaratıklarını bir kez daha görmeyi ummak için... İstanbul Modern'in üst kattaki koleksiyonunda. Hemen Horasan'ın yanında...
14 Serginin küratörü, Londra Tasarım Müzesi şef küratörü Donna Loveday, Çağlayan'ın defilelerinin birer performans işlevi gördüğünü; tarih, bilim, antropoloji gibi ilk bakışta modayla ilişkilendirilmeyen disiplinler arasında geçişler yaptığını, geçtiğimiz 16 yılda fikirlerini moda koleksiyonlarının yanı sıra müze sergilerine ve sanat enstalasyonlarına yansıttığını söylüyor. Loveday'a göre onun yapıtları, günümüz için güzel ve giyilebilir olan giysiler ile geleceğe dair merak uyandırıcı vizyonunu birleştirmedeki benzersiz yeteneğini gözler önüne seriyor. Sergi sayesinde neyi, niye giyiyoruz diye düşünerek Petra Holzer, Ethem Özgüven ve Selçuk Erzurumlu'nun belgesel filmi Silikozis'i seyretmek için.
15 Grace Jones, konser boyunca ünlü tasarımcı Haluk Akakçe'nin de kankası Philip Treacy'nin şapkalarını giydi, çıkardı. Acaba Çağlayan hangi karizmatik kadın solistle böylesi bir işbirliği yapardı diye kuruntu etmek için...