Alaçatı'da
20 odalı ufak bir butik otel: La Capria Suites Hotel... Ama daha içeri adımınızı atar atmaz sizi büyülemeyi başarıyor. Yerin yüzlerce metre altından çıkarılan ağaç kökü, restoran kapısı; eski benzin bidonları ise aydınlatma lambası olmuş. Hint kumaşları çuvallarla birleşmiş, yatak odalarına açılan perdelere dönüşmüş. Otelin her köşesinde emek ve doğallık var. Yaratıcıları Alexandra La Capria ve Mete Nisari'nin aşkları sonucu ortaya çıkmış burası. Evet, onlarınki pek çok kişiyi kıskandıracak bir aşk hikâyesi. İlk kez beş yıl önce Toskana'da kesişmiş yolları. "İlk görüşte aşk," diyorlar. Ama ikisi de o zaman evli olduğu için yaşanamamış, başlayamamış aşkları. İçlerinde uhde kalmış. Üç yıl sonra ikisinin eşi de aynı hafta boşanmak istediğini söyleyince de Paris'te buluşmaya karar vermişler. Ondan sonra da neredeyse hiç ayrılmamışlar. Mete Nisari mimar. Alexandra ise Toskana'da tanışmalarına vesile olan butik otelin sahibi. Aynı zamanda tiyatrocu ve yazar. Ama şimdi onlar mesleklerini bir kenara bırakıp Alaçatı'da bir butik otel açtılar. Otel kadar aşk hikâyeleri de dikkat çekiyor. İnsana umut veriyor, "Hiçbir şey için geç değil," dedirtiyor. Toskana'da başlayıp Alaçatı'ya uzanan aşkın hikâyesini dinleyince eminim siz de benim gibi düşüneceksiniz.
- Aşkınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
- A.C: Bence kader, kesinlikle kader.
- M.N: Evet, kader. Şu anda Alaçatı'da kendi emeğimizle yaptığımız otelimizde oturup Merlot içiyoruz ya; işte bu üç yıl önce bizim hayalimizdi. Üzümün fermente olması, ardından şaraba dönüşmesi, sonrasında şişelenip gerçeğe dönüşmesi gibi bizim aşkımız. Kadınımla, âşık olduğum kadınla bugün burada olduğuma inanamıyorum.
- İlk bakışta aşk mı sizinki?
- A.C: Evet, ilk görüşte aşk. Mete'yi gördüğüm an bir enerji hissetim. Zaten o an düşünmüyorsunuz, sadece hissediyorsunuz. 'İşte benim yarım,' dedim. İnsanların gerçekten öteki yarısı varmış, bunu anladım.
- Nasıl tanıştınız?
- M.N: Bir gün Çeşme'den otomobilimle yola çıktım ve İtalya'da gurme tatili yapmaya karar verdim. Paris'te, Monte Carlo'da, Hollanda'da, pek çok yerde akademik kariyer yaptım. Ama hiçbir yeri İtalya kadar yakın hissetmedim kendime. İşin enteresan tarafı genelde tek başınıza bir erkekseniz tatile İbiza'ya, Londra'ya falan gidersiniz. Kimse aşk şehri Toskana'ya tek başına gitmez. Ben gittim. Meğer hayatımın aşkını bulacağım yere gitmişim. Ama onu tanımadan önce çok sinirliydim. Otele vardığımda ona bağırmayı planlıyordum.
- Neden?
- M.N: Yolda giderken kayboldum. Bir pizzacı buldum ve oteli aradım. Ale (Alexandra'ya öyle sesleniyor) açtı. 'Kayboldum, beni gelip alabilir misiniz?' dedim. 'Hayır, yolu kendiniz bulun,' dedi. Türkiye'de ben müşterime böyle bir şey yapsam, delirir. 'Sen ne diyorsun hemen rezervasyonumu iptal et,' der. Ben de çok sinirlendim.
- Nasıl yatıştı siniriniz?
- M.N: Onu görür görmez. Bahçede oturuyordu. Önünde ateş yanıyordu. Elinde kitap ve şarap vardı. İnanılmaz görünüyordu.
İLK BULUŞMA ÜÇ YIL SONRA
- Ama ikiniz de evliydiniz.
- A.C: Evet, zaten aramızda hiçbir şey geçmedi. Ama bütün gece konuştuk. Onun hayata bakış açısı beni çok etkiledi. İkimiz de aynı müzikleri seviyorduk. Enerjimiz, hayata bakış açımız, zevklerimiz aynıydı. Onun dışı değil, içinde hissettikleri önemliydi. Ama sonrasında fazla bir araya da gelmedik. Çünkü ikimiz de evliydik.
- Peki bir gün beraber olacağınızı düşündünüz mü?
-
A.C: Hayır. Eşimle 13 yıldır beraberdim ve çocuklarım vardı. Sorumluluklarım vardı. Bizde aile çok önemlidir. Boşanacağım hiç aklıma gelmedi. Eşim aktördü. Ben Toskana'da aile otelini yönetmeye başlayınca ilişkimiz bozuldu. Benden seçim yapmamı istedi. Yapmayınca da 'Bitti,' dedi. Hiç kolay değildi benim için. Ağladım, zor günler geçirdim. Tabii boşanma, Mete'yi tanıdıktan üç yıl sonra gerçekleşti. Bu üç yıl onunla hiç görüşmemiştik.
- Üç yıl sonra tekrar bir araya gelmeniz nasıl gerçekleşti?
- M.N: Toskana'da geleceğimiz için yatırım yapmak istedim. Çünkü yaşlandığımda kesinlikle burada yaşamak istiyordum. Bir yer beğendim ve yer, Alexandra'nın ailesine aitti. Ama onunla konuşmuyordum, Gianni diye ailenin bir avukatı devredeydi. Sonunda kontratı yolladım. Ale ile görüşmem gerekti. Bana 'Mete, eşim benden boşanmak istiyor. Moralim çok bozuk. Avusturya'ya kayağa geldim,' dedi. Dedim 'Ale,' 'İnanamıyorum! Benim de eşim bu hafta boşanmak istediğini söyledi.'
ANNESİ, ÖZPETEK'İN FİLMİNDE OYNUYOR
- Ardından neye karar verdiniz?
- M.N: Paris'te buluşmaya karar verdik ve inanılmaz birkaç gün geçirdik. Sonra birlikte Marakeş, Hindistan gibi pek çok yer gezdik. Gittiğimiz yerlerden de sürekli bir şeyler aldık. Kumaşlar, farklı eşyalar. Ama o zamanlar otel projesi yoktu. Demek ki o da kadermiş.
- Birbirinizin en çok nesinden etkilendiniz?
- A.C: Sadece tek bir şey değil. Mete'nin enerjisi diğer insanlardan çok farklı, çok daha fazla. Fantezilerle dolu. Çok cömert, hayata açık biri. Yaşamayı seviyor. Ruhu güzel.
- M.N: Alexandra mükemmeliyetçi bir insan. Muhteşem bir kadın. Bana onu tanımadan önce 'Bir kadın çiz,' deselerdi onu çizerdim. Toskana'da La Striscia Hotel'de kalırken sahibinin o olduğunu anlamamıştım. Her şeyle o ilgileniyordu. Bir gece baktım saat 02.00'de bulaşıkları yıkıyor. Hiç bu kadar kaliteli ama sade bir kadın görmedim. Onda kadın olmanın gerektirdiği bütün özellikler var. Hayata bakış açısını seviyorum. Sistemi reddetmesini, kendi dünyasını yaratmasını seviyorum
.
- Üç yıldır berabersiniz, evlendiniz mi?
- A.C: Evet, hem de mükemmel bir şekilde.
- M.N: Ama bunu anlatamayız. Kimse bilmiyor, çocuklarımız bile. Nasıl evlendiğimizi hayal bile edemezsin. Ama umarım bir gün sen de o şekilde evlenirsin.
- Neden peki bu sır perdesi?
- A.C: Bazı şeyler bize özel kalsın istiyoruz. Sadece ikimizin arasında.
- Anneniz Ilaria Occhini ünlü bir aktris. Ferzan Özpetek'in Mine Vaganti (Serseri Mayınlar)
filminde oynaması nasıl gerçekleşti?
- A.C: Annem çok önemli ödüller almıştı ve İtalya'da herkes onu konuşuyordu. Ferzan da çok önemli bir yönetmen ve annemin kokusunu almış, filmde ona rol teklif etmiş. Bu olayın benimle veya Mete'yle bir alakası yok. Zaten Mete ve Ferzan ilk kez galada tanıştı.
- Biraz da Alaçatı'daki otelden bahsedelim. Bu proje nasıl gerçekleşti?
- M.N: Burayı Toskana'ya gittiğim yıl almıştım. Amacım eski eşim, çocuklarım ve ailemle yazlık bir ev yapmaktı. Ama ardından altı evli bir site projesine dönüştürdüm. Hollandalı yatırımcılar da ortak oldu. Evlere çok iyi para verenler oldu ama satmadım. Bir aile gelsin altısını birden alsın istedim. Ama o da olmadı. Kısmetmiş. Ben Avrupa'nın pek çok yerinde, Ukrayna'da, Yemen'de projeler yaptım. Ama aşkımı bulduktan sonra artık kendimiz için bir şeyler yapmaya karar verdim. Önce İstanbul'da, addresistanbul'un içinde mağaza açtık. İnanılmaz iş yaptı ama müşterilerin çoğu ya Bodrum ya da Alaçatı için alıyordu.
- A.C: Ben de Roma'daki evi satmıştım. İkimiz birlikte yaptık. Ben burada tiyatroculuğumu da kullandım. İnsanlar bir tiyatroya gittiklerinde perdeler açıldığında her şeyi unutur. İşte ben de bu otelden içeri girenler tüm dertlerini unutsun istiyorum. Sadece hayal kursun ve dinlensinler.
- Otel, kışları da açık olacak mı?
- A.C: Evet. Kışları burada İtalyan yemekleri, oyunculuk gibi kurslar düzenlemeyi düşünüyoruz. Her 15 günde bir Türk-İtalyan heykel, resim ve görsel sanatlar sergisi de düzenleyeceğiz.