Aşağıda
sıcaklık 30 ile 40 derece arasında... Nem derseniz, o da çok... Büyük şehirlerdeki ışık kirliliğinden ise akşamları yıldızları göremez olduk. Yukarıda ise 2.500 metrenin üstüne çıkmaya başladıkça sıcaklık azalıyor. Hatta 3.000'lerde polar ve montla bile üşümeye başlıyor, "Eldiven almayı nasıl unuttum,'' diyorsunuz. Ve eğer geceyse... Size yıldızlar eşlik ediyor, günün ilk ışıklarının güzelliğini kaçırmamak için gözünüzü bile kırpmak istemiyorsunuz. Sıcaktan bunalmak, yıldızları görmek belki bahane, ama son yıllarda şehir hayatının artan stresinden, iş hayatının baskılarından uzaklaşmak isteyenlerin yeni merakı doğa sporları, trekking, kaya tırmanışı ve son yıllarda da dağcılık faaliyetleri... Trekkingi yani uzun doğa yürüyüşlerini sevenler, bir süre sonra kendilerini dağların zirvelerine doğru yürürken bulmaya başlıyor. Tabii kendi sınırlarınızın gittiği noktaları keşfederken, doğanın güzelliklerini de keşfetmek işin bir başka yanı... Dağ denilince de aklınıza hemen Everest ya da Fuji gelmesin. Nasuh Mahruki gibi 'kar leoparı' unvanlı olmanıza da hem imkân hem de gerek yok. Ama amatör bir dağcı olmak, yürüyüş faaliyetlerine katılmak zor değil. Dağcılığı merak edip, yeni başlayanlar da zaten yazın tırmanmayı tercih ediyor. Çünkü bu dönemde karlar eriyor, küçük buz kümeleri görünse de bunlar, yürüyüşü engelleyecek kadar risk oluşturmuyor. Erciyes, Aladağlar, Kızlar Sivrisi, Medetsiz, Dedegöl, Hasan ve Ağrı dağları, en çok merak edilen zirveler arasında. Yine de kurallara dikkat etmek şart. Bazılarının, sanki doğuştan dağcı olduğunu düşünebileceğiniz kadar rahat çıktığı zirve tırmanışlarında bazıları zorlanabiliyor. Tabii bunda kondüsyon kadar eğitimin ve malzemelerin de etkisi büyük. Çünkü her ne kadar grupla yapılan bir etkinlik olsa da neticede dağcılık, bireysel bir keşif. Başınızın döndüğü ya da tökezlediğiniz anda, her zaman yanınızda elinizi tutacak biri olmayabilir. Dağcılığa gönül verenlere bakılırsa, zirve kâşifleri artacak!
Ağrı Dağı'nın zirvesine yolculuk
5.173 metreyle Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı'ya iki etapta çıkılıyor. Doğubayazıt yönünden, Ela Köyü'nden 2.200 metreye araçlarla çıkılıyor. Orada eşyalar katırlara yükleniyor ve 3.200 metreye kadar taşınıyor. Dağcılar da bu mesafeyi yaklaşık üç saatte yürüyor. 3.200 metredeki ilk kampta bir gece çadırda konakladıktan sonra ertesi gün yine aynı yöntemle 4.200 metreye yürünüyor. Tabii eşyaları yine katırlar sırtlanıyor. 4.200 kampına çıktıktan sonra da yine bir gece çadırda kalıp, ertesi gün, gece 01.00 civarında zirveye yürüyüş başlıyor. Bu yolculuk da yaklaşık 10-12 saat (çıkış ve iniş) sürüyor. Ağrı ve Iğdır valilikleri, 26 Ağustos'ta dağın iki ayrı yüzünden zirve çıkışı düzenliyor. Bu heyecanlı yolculuğa katılmak isteyenlere ücretsiz otel, çadır, rehberlik ve dağa çıkarken ulaşım hizmeti de sağlanacak. Ayrıca Iğdır'da lisanslı dağcılarla 30 Ağustos Zafer Tırmanışı gerçekleştirilecek.
Dağcılık için neler lazım?
Sırt çantası, bot, polar, mont, rahat pantolon, birkaç tişört, baton, baret, fener, su, yiyecek ve gece kalınacaksa çadır malzemesi.
Amatör yürüyüş grupları
Patika (www.patikatur.com) - Rota (Yahoo Groups üzerinden ulaşılıyor) - Ayakizleri (www.ayakizleri.org) - Doğa Gezginleri (www.dogagezginleri.net) - Gezen bilir (www.gezenbilir.com) - Yaban kazları (www.yabankazlari.com) - Yeni Ufuklar (www.yudosk.org) - Zirve Dağcılık (www.zirvedagcilik.org)
Amaç, doğayı kucaklamak
Sönmez Erkaya (Eğitmen-rehber / Anadolu Dağcılık ve Doğa Sporları Derneği)
"Yaklaşık 20 yıldır doğa sporlarıyla ilgileniyorum. Dağcılık Türkiye'de yeni tanınan bir faaliyet. Ancak üniversite kulüplerinde bu sporla karşılaşabiliyordunuz. Şimdilerde yeni yeni kulüpçülük de başladı. Artık 30 yaşın üstündekiler de doğa sporlarına adım atıyor. Bu da kampçılık, yürüyüş ve dağcılıkla devam ediyor. Doğa sporları yaparken; ruhsal bir arınma yaşıyor, kendinizi tanıyorsunuz. Kentin getirdiği sıkıntılardan kurtulup bir parça da olsa nefes alacak alan yaratabiliyor, doğayı kucaklıyorsunuz."