11
Eylül Türkiye-Sırbistan maçının ardından, Twitter'da 10 bin kişinin takip ettiği 'Kitap önerisi' adlı kullanıcı, sayfasına, 'Tanjeviç ne muhteşem bir adammışsın. Tanrı 75 milyonun ömründen birer saat alıp sana versin,' yazdı. Aslında o, milyonların içinden geçeni söylemişti. Bizim topraklarımızda doğmamış, ama bizden biri olmuştu. Karadağ doğumlu Sırp antrenör, Türk bayrağına olan hayranlığıyla pek çoğumuza ders vermeyi başardı. Kolon kanserine yakalandı ama "Türk milletine verdiğim sözden dönemem," dedi. Milli Takım'ın başına geçmek için son kemoterapisini erteledi. "Ateşle oynuyorsun," dendi ama o yine dinlemedi. Uykusuz kaldı, stres yaşadı, heyecanlandı. Ama tüm bunlar sağlığını etkilemedi, kendi deyimiyle ilaç gibi geldi. Ve sonunda Türk basketbol tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Oyuncular onun için daha da hırslı oynadı ama o, hastalığına paye çıkarmak istemedi. Artık konuşma sırası onun. Üstelik kemoterapiden iki gün sonra, bu sefer de bize verdiği sözü tuttu. Ve tam dakikasında röportaja geldi. Dimdik duruyor, agresif görüntüsünün aksine herkese gülümsüyordu. Belli ki mutluydu. Nasıl olmasın? Bir ulusu sevindirmişti, mutluluk onun hakkıydı. Bu kez sadece maçları değerlendirmedi, hastalığını, Türkiye aşkını, eşini ve ailesini de anlattı...
-
Türk Milli Takımı'nın başına geçmek için kemoterapinizi ertelediniz. Hiç endişe duymadınız mı, 'Ya sağlığım tehlikeye girerse?' demediniz mi? - Büyütülecek bir olay yok. Bu kararı tek başıma vermedim. Doktorlarımla konuşup, kemoterapiyi turnuva sonrasına ertelemeye karar verdim. Yedinci kemoterapimden sonra zaten yedi gün ara vermem gerekiyordu. Dünya Şampiyonası esnasında tekrar kemoterapi almak istemedim. Çünkü tedaviden sonraki biriki gün bitkin oluyorum. Fiziksel olarak kendimi zayıf hissediyorum. Bu yüzden şampiyona esnasında almam riskliydi.
-
Bir doktorunuz sizi uyarmış. 'Dördüncü faulde gibisin, istirahat et,' demiş... - O biraz olayın dramatikleştirilmesi. Doktorum bana basketbol diliyle hastalığımı anlatmaya çalıştı. 'Dördüncü fauldesin, hakem de seni atmak için uğraşıyor. Beşinci faulde devre dışı kalırsın,' dedi. Ama bu dediğim gibi, olayın şaka tarafı. Diğer doktorlarım birkaç gün ertelememin sorun olmayacağını söyledi.
ÜÇ SAAT UYKUYLA KALDIM
-
Sağlıkla şaka olmaz. Ölümden hiç korkmadınız mı? - Takımın başında olmak, verdiğim sözü tutmak benim için zaten bir terapiydi. Başarı benim ilacım. Korkmamı gerektirecek bir durum yok. Üstelik bugün yolda insanlar bana sarılıyor, öpüyor, tebrik ediyor. Bu mutluluk beni daha da güçlendiriyor. İyileşmeme katkı sağlıyor. Basketbol bana neşe veriyor, hayat veriyor.
-
Eşiniz ne tepki verdi? - Ben fiziksel olarak kendimi kötü hissetmiyordum, yapabileceğimi biliyordum. Eşim, dostlarım ve ailem de bana güvendi. Takımın başına geçersem daha iyi hissedeceğimi biliyorlardı.
-
Şampiyonada kendinizi güçsüz hissettiğiniz oldu mu? - Yazın fiziksel olarak kendimi daha iyi hissediyordum. Ama yedinci kemoterapiden sonra bünyem zayıflamaya başladı. Son iki gün sadece üçer saat uyudum. Ama yine de hiç kötü hissetmedim. Ben sağlığımda bile ortalama sekiz saat uyurdum. Bu kadar az uyku ve adrenalin beni yordu.
-
İki gün önce (çarşamba günü) kemoterapi oldunuz. Şu an nasıl hissediyorsunuz? - İyiyim ama çok yorgunum. Sabah kalktığımda kafamda pek çok program yapıyorum. Beyin enerjim yüksek ama vücudum yorgun.
-
Roma'da, Lettomatica'ya teknik direktör olarak gidiyorsunuz. Olimpiyatlar'da Milli Takım'ın başına geçecek misiniz? - Roma'ya gideceğim çünkü oradaki iş, fiziksel olarak beni yormayacak bir pozisyon. Takımın kondisyonunu sağlarken ben de fiziksel güç harcıyorum. Ama tribünden teknik koçluk yapmak farklı. Avrupa Şampiyonası'nda Milli Takım'ın yanında olmak istiyorum. Ama Olimpiyatlar'da 12 takım var ve oldukça uzun bir süreç. Şimdilik check-up sonuçlarına göre, adım adım ilerlemek istiyorum.