Şov
dünyasında canlı performans fırtınası esiyor. Paris'ten yayılan kabare salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı. Artık Berlin'deki, hatta Amsterdam'daki kulüplerde bile kabare şovlar yapılıyor. Türkiye'de ise bu tarz gösterilerin başını İzzet Çapa çekiyor. Çapa'nın kulüplerinin olmazsa olmazı drag queen'lerin gösterilerine artık alıştık. Yaklaşık üç haftadır Nahide'de gösteri yapan Alexandr Ostrovskii ise işi bir adım daha öteye taşıyor. Ukrayna asıllı dansçı, akrobasiyi komedi ve kabareyle birleştirmiş. Önce kurbağa kostümü içinde sahneye çıkıyor ve tüm vücudunu kullanarak bir kukla şovu sergiliyor. Sadece ellerine değil ayaklarına da farklı kuklalar takıyor. İkinci şovu ise daha da ilgi çekici. Kafası şişme bir balonun içinde sahneye çıkıyor. Ardından da tüm vücudunu balonun içine sokuyor. Hatta balonun içindeyken şekil değiştiriyor. Bazen kafasını, bazen de bacağını balondan dışarı çıkarıyor. Tüm bunları yaparken de balonu patlatmamaya özen gösteriyor. Şovun sonunda ise balondan dışarı çıkarak seyirciyi selamlıyor. Ostrovoskii bir hafta daha Nahide'de sahne alacak, ardından da dünya turnesine çıkacak. Kimseyi örnek almadığını söyleyen 'akrobatik komedyen dansçı'yla şovdan sonra bir araya geldik.
-
Yaptığınız performansı tam olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
- Akrobasiyi komedi ve şovla birleştiriyorum. Aslında çok da isim koymak istemiyorum. Kabare ve şov dünyasında bu tarz gösteriler yapanlar var ama tam olarak benimle aynı gösteriyi yapan yok.
-
Gösteride vücudunuzu çok iyi kullanıyorsunuz. Bu çok çalışmayla ilgili mi, yoksa doğuştan bir yetenek mi?
- Sanırım doğuştan bir yetenek ama çok çalışmayla da geliştiriyorum. İlk kez yedi yaşında vücudumun çok esnek olduğunu fark ettim. Annem babam, mühendis. Aslında bu işi profesyonel olarak seçmeme karşılardı. Mühendis olmamı istediler. Ama ben Rusya'da bir sirk okuluna gittim.
-
Şovları nasıl geliştiriyorsunuz? Balonun içine girme fikri nasıl çıktı?
- Hepsi kendi kurgum. Eğlenceli olmayı seviyorum. Vücudumun ve yapabileceklerimin sınırını biliyorum. Balon herkesin sevdiği, eğlendiği bir obje. Onun içine girmem insanların dikkatini çekiyor.
-
Nasıl oluyor da balon patlamıyor?
- Çünkü önce tüm vücudumu yağlıyorum. Ama hiç patlamadığını söyleyemem. Daha önce balonu patlattığım zamanlar da oldu. Tabii hiç bozuntuya vermedim. Şovun bir parçası gibi devam ettim.
BESLENMEME DİKKAT EDİYORUM
-
Sahnedeyken nasıl konsantre oluyorsunuz?
- Daha sahneye çıkmadan kendimi hazırlıyorum. Kuliste esneme hareketlerini tekrarlıyorum. Sadece esneklik değil, aynı zamanda güç de isteyen bir şov bu. Bacak kasları, kol kasları kuvvetli olmalı. Balonun içindeyken amuda kalkıyorum. Düşünsenize, hem balon patlamasın diye uğraşıyorum hem de kollarımın üzerinde dimdik duruyorum.
-
Bunları herkes yapabilir mi?
- Sanmıyorum. Bu çok kolay bir şey değil. Üstelik ben mimiklerimi de iyi kullanıyorum. Her gün saatlerce çalışıyorum. Vücudum kadar yüzüm, kaşım ve gözüm de estetik olmalı. Bu şov bir bütün. Bir parçası eksik olursa aynı tadı vermez.
-
Neden sirkte çalışmak yerine kulüplerde çıkmayı tercih ettiniz?
- Eğlencenin ufak bir parçası olmak istemezdim. Sahne ışıklarını seviyorum. Gece kulübünde tek ilgi noktası oluyorum. İnsanlar içkisini yudumlarken beni keyifle izliyor. Ayrıca eğlence hayatını seviyorum. Hem kabare şovlar dünyada yeni trend oldu. Artık kimse bir kulübe ya da restorana gidip sadece yemek yemek istemiyor. Atraksiyon bekliyorlar. Berlin'de, Las Vegas'ta, Paris'te, kısacası her yerde bu böyle. Türkiye'de de Çapa Marka'yla hoş bir uyum yakaladık.
-
Yeme-içmenize dikkat ediyor musunuz?
- Evet, sağlıklı besleniyorum. Her öğün yemek yemem. Gerçekten acıktığımda ve canım istediğinde yiyorum. Onda da seçici davranıyorum. Kızartma ve abur cubur sevmiyorum, tüketmiyorum.
-
Aileniz yaptığınız işi nasıl karşılıyor?
- Evliyim ve 13 yaşında bir oğlum var. O bana hayran. Yaptığım işi çok seviyor. Hatta onunla da esneme hareketleri çalışıyoruz. Aynı işi yapmak isterse desteklerim tabii. Ama o daha çok dövüş sporlarına meraklı. Benim işimin en zor tarafı, sürekli turnede olmam.